Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
"DİL DEVLETİN DEĞİL MİLLETİNDİR"  Gerçek Hayat, Sayı: 2012-11 (594), 12-18 Mart 2012, Konuşan: Suavi Kemal
 
Öykü yazarı Necati Mert ile dil yazılarını bir araya getirdiği “Kelepir Sepet” adlı kitabı çerçevesinde konuştuk.
 
Kitabın adı niçin Kelepir Sepet?
Kelepir Sepet, en eskisi 26 Eylül 1992 tarihini taşıyan otuz dokuz dil yazısından oluşuyor. İki bölüm. İlkinde “Dil ve Türkçe Üzerine”, ikincisinde “Sözcükler Üzerine” olanlar yer almakta. Türkçe ve Türkçenin Öz Türkçeleştirilmesi üzerinde durulur bu yazılarda. Anlamları karıştırılan, yazımına uyulmayan yahut yazımında kararsızlık gösterilen sözcükler ele alınır. Q, W, X karşısında gösterilen çifte standart eleştirilir. Dikkat çekilen bir başka konu da iktidar-dil ilişkisi. İnceleme mi bunlar? Elbette. Ama öznel oluşları, dil ve üsluplarıyla da deneme. Peki, Kelepir Sepet ne? Şu: Dilin edebiyatla buluşması istiare, yani eğretileme, yani metafor üzerindendir. Fakat bilinmez bu. Daha fenası yanlış bilinir. Kitabevimde üniversiteden üç hocayla tatlı tatlı konuşuyorduk bir gün, konu bilimle edebiyatın ne olduklarına geldi, gördüm ki üçü de edebiyatı bilimin ara elemanı saymakta. Yani muhteremler yüksek bir dille konuştuklarını, bizim de dediklerini hafifleterek halka aktardığımızı, kendilerine tercümanlık hizmeti verdiğimizi düşünüyorlar. Şaşırdım kaldım. Fakat şu da bir vakıa: Raf değeri kalmamış kitaplar için bir sepetimiz vardır, içindekiler bir lira, iki lira falandır, sepette de “kelepir sepet” diye yazar. Bunun olmazlığı sanılmıştır, çok eleştirilmişimdir. Olur oysa. İşte kitaba adını veren deneme bunu anlatır, gösterir. Dili ve edebiyatı kavramak için bence iyi bir başlangıçtır. 
 
Dil meselesini niçin bir “kördüğüm” haline getirdik?
İmparatorluklar çok dillidir. İnsanlar anadilleriyle konuşur. Tek dillilik imparatorluklar çözülüp ulus devletler kurulurken başlar. Hemen de olmaz. İmparatorluktan gelen unsurlar –milletler yani- örf ve âdetlerini sürdürdükleri gibi dillerini de sürdürürler. Ne ki giderek zayıflar bu. Devlete egemen unsur çeşitli kimlik politikaları uygular. İsteğini oldurur. Dayatır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçilirken yaşanan da budur. Nedir Cumhuriyet’in niyeti? Çağdaş ve laik bir toplum/ulus yaratmak. Ona yeni bir tarih yazmak. Osmanlı tarihinden ayrı olacaktır bu tarih. Hatta İslam öncesine uzanacaktır. Türk Tarih Kurumu bunu yapar. Gücünü de Mustafa Kemal’in Tarih Tezi’nden alır. Türk Dil Kurumu da bu tarih yazımını yine Mustafa Kemal’in Güneş-Dil Teorisi doğrultusunda tamamlar. Öz Türkçecilik budur işte. Dilin sadeleştirilmesi diye sunulur ama ilgisi yoktur. Köylüyle kentlinin ulusal pazarda ortaklaşa kullandıkları bir dil değildir. Nasıl olsun! Halk, Arapçadan mı Farsçadan mı geldiğine bakmadan kullanır kelimeyi. Diline yerleşmişliğini yeterli bulur. Dini telmihi varmış, aldırmaz; hatta “Olacak tabii” der. Egemen ise gericilik sayar bunu. Eski metinlerden, Türkçenin uzak coğrafyalardaki lehçelerinden kelime taşır, daha olmazsa, unutulmuş köklerden bile, az kullanılmış eklerle bile kelimeler türetir. Kelimeciliktir bu. Köken milliyetçiliğidir. Kemalistlerin, milliyetçilerin böyle düşünmeleri anlaşılır bir şey; anlaşılmaz olan, solcuların da bu yapay dille yazıp konuşmaları. Ya meselenin farkında değiller yahut da solculukları çakma. Dağıttım konuyu. Toparlayayım: Ulus devlet dille oynar. Fena halde laiktir, bu da dili “kördüğüm” haline sokar. Yanlış solculuğunkini hiç sormayın –gülünçtür.
 
Dil üzerinden kurulan “iktidar” mekanizmasının dilin yozlaşmasındaki etkisi nedir?
Dil üzerinden “iktidar” kurmanın çeşitli yolları var. Öz Türkçecilik, bunlardan sadece biri. Yazım kuralları bir diğeri. Yazımda esas alınacak lehçenin belirlenmesi de öyle. Kuralsız mı olmalı dil? Kuraldan dile gidilmez. Kurala dilden gidilmelidir. Dil milletindir çünkü. Devletin değil. Sınıfın değil. Kurum ve kuruluşların ve kendilerini adeta “Dil Güvenlik Kurulu” üyeleri gibi gören isimlerin de değil –velev ki dil bilgini olsunlar. Bilgine düşen, milletin ağzındaki dili tasvir etmek, olup biteni tanımlayıp kavramlaştırmaktır. Dil, bu hürriyet içinde canlanır. Bir de resmi dil dışındaki dillere getirilen yasak var ki yozlaşma pek masum kalır sonuçları yanında. Bizim Adapazarı’nda on yedi dil konuşulurdu çocukluğumda, bugün hiçbiri yok.
 
Türkçenin geleceği hakkında karamsar mısınız?
Hayır, değilim. Hiç değilim. Türkçe, bugüne kadar dört alfabe gördü. Onlarca kültürle içli dışlı oldu. Yedi yüzyıl Arapçayla Farsçanın ağır etkisi altında kaldı. O kadar ki bu iki dilden kelime değil sadece, kural da aldı. Ama dil ayakta kaldı. Nasıl? Fiil alınmadı. Alınan kelimeler isim soyluydu hep. Bunlardan fiil yapmak gerektiğinde bizim “etmek”imiz”, “olmak”mız kullanıldı. Çekimlerinde Türkçeye uyuldu. Yardımcı öğeler yükleme –i, -e, -de, -den, -le, -siz ekleriyle bağlandı. Dil budur. Cümledir. Türkçe de cümlesiyle ayaktadır. Kelime Türkçeymiş, dışarıdanmış, bunun önemi yok. Halk böyle bakıyor dile. Ömer Seyfettin de böyle bakıyor. Fesahatçilerin eski dilinden, Tasfiyecilerin arı Türkçesinden ayrı, apayrı bir dildir dilleri. İlk kitaplarını Cumhuriyet’ten hemen sonra veren yazarlar olsun: Halikarnas Balıkçısı, Abdülhak Şinasi Hisar, Memduh Şevket Esendal, Bekir Sıtkı, Kenan Hulusi, Sabahattin Ali, Reşat Enis, Kemal Bilbaşar, Umran Nazif, Sait Faik... 1900’lü, 1910’lu yıllarda doğanlar olsun: Samim Kocagöz, Ahmet Hamdi Tanpınar, Samet Ağaoğlu, Orhan Kemal, Haldun Taner, Tarık Buğra, Kemal Tahir... Ömer Seyfettin’in “sade dil”iyle yazarlar aşağı yukarı. Aziz Nesin bile genelde böyledir. “Geleneksel kültüre ve geçmiş tarihe” hiç, “dinsel kimliğe” ise pek uzak durmaz yazdıkları. Diyeceğim, karamsar olmam için hiçbir sebep yok.   
 
Gerçek Hayat, Sayı: 2012-11 (594), 12-18 Mart 2012

Diğerleri

YAZAR NECATİ MERT'LE ÖYKÜ ANLAYIŞI VE ÖYKÜLERİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ Hece, Sayı: 216, Aralık 2014 Konuşan: Handan Acar Yıldıız

KUNDURACI MUŞTASIYLA DÖVÜLÜR GİBİ GEÇTİ YILLAR  Star, 29 Ocak 2014, Konuşan: Yusuf Çopur

"Memleket Kitabevi"ne 3 çay söyle biri demli olsun!  Akşam Kitap, 10 Ocak 2014, Konuşan: Adnan Özer

"YERELİN HİÇBİR ŞEYİ ÖNEMSENMEDİ"  Star Kitap, Sayı: 62, 12 Aralık 2013, Konuşan: Yusuf Çopur

Memleket Kitabevi

"BİZİM DÜKKÂN 'MERKEZ' DEĞİL, 'MEKÂN'DIR"  Gerçek Hayat, Sayı: 2013-44 (679), 28 Ekim-3 Kasım 2013, Konuşan: Feyza Betül Aydın

"Devletin 'öteki' gördüğü her düşünceye yakınım."  Sofra, Sayı: 1, Mart-Nisan-Mayıs 2013, Konuşan: İbrahim Adıyaman

"EDEBİYAT İDEOLOJİSİZ OLMAZ"  Kün Edebiyat, Sayı: 3, Kasım-Aralık 2012, Soran: Ercan KÖKSAL

"Gece 12'de bir tren gelirdi İstanbul'dan"  Sakarya Yenihaber, 10 Eylül 2012, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"KİÇLER ŞEHRİNDE YAŞIYORUZ"  Bizim Sakarya, 24 Şubat 2005, Konuşan: Özgür ARIK

"KAPIDAN İÇERİ GİRMEK" NECATİ MERT, Gren, Sayı: 14, Mayıs-Haziran 2004, Konuşan: Tamay AÇIKEL

"ZAMANSIZ" YA DA TAM VAKTİ  Yeni Şafak/Kitap, 11 Ocak 2012, Konuşan: Nursem Banu ÖZYÜREK

"DİL DEVLETİN DEĞİL MİLLETİNDİR"  Gerçek Hayat, Sayı: 2012-11 (594), 12-18 Mart 2012, Konuşan: Suavi Kemal

NECATİ MERT İLE "ZAMANSIZ" VE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ  Heceöykü, Sayı: 48, Aralık 2011-Ocak 2012, Konuşan: Cemile SÜMEYRA

"BAŞÖRTÜSÜ LAİKLİĞE NEDEN AYKIRI OLSUN?"  Yeni Sakarya, 6 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"NOBEL'İN SOLDA İTİBARI YOKTUR"  Yeni Sakarya, 4 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"DEPREMDEN SONRA BU ŞEHRE GÖZ DİKİLDİ"  Yeni Sakarya, 3 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net