Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
MAJESTELERİNİN SİVİLLERİ  7 Şubat 2006

 

 

 

Altı yıl kadar oluyor. Bir telefon. Hiç yüz yüze gelmemişsek de kendisinin kamu hocası olduğunu, ayrıca ATSO’ya danışmanlık yaptığını bildiğim bir zat ATSO adına ricasını dile getirdi karşıdan. ATSO bir deprem kitabı hazırlamaktaymış, benim de “Şehrimi İstiyorum” adlı yazımın bu kitapta yer alması isteniyormuş. 

Neden vermeyeyim! Lakin, “Telif alırım!” demeyi ihmal etmiyorum. İşadamları için menkul, gayrimenkul önemlidir de, yazı bir amatör hevesidir, parasal değeri yoktur, hatta kitaplarında yer vermek ne söz, yazısını okumakla bile yazarı onurlandırdıklarını sanır işadamları; teliften söz etmem bu yanlışlarına muhatap olmayayım diye. Yanılmışım, Hoca, çok cömert bir ağızla, “El-bet-te!” dedi. Dedi de hemen peşinden şartını da söyledi. Cömertliği –sanırım- şartlarının kabulü içindi.

Söz konusu yazım, 17 Ağustos’un hemen peşinden sıcağı sıcağına yazılmış bir yazıdır. Lafını esirgemediğinden hayli ilgi görmüştür.  Şehrin mülki ve yerel yönetimlerinin yanı sıra güya sivil kimi örgütleri de paylarına düşeni almıştır yazıdan. Örneğin, “birinci sınıf tarım arazilerini Organize Sanayi Bölgeleri marifetiyle köylüden alıp İstanbul’a sığamamış sanayicilere devrederek şehrin yükünü artıranlar” diye söz edilmiştir ATSO’dan. Daha neler neler: Almanya, İspanya seyahatleri, kolon kesmeleri, kolonsuz binalarına altıncı katı çıkınca da enkaz altında kalmaları…

Yazıdan kimi yerleri çıkaracaklarmış. Şartları bu. O yerlerin nereleri olduğu/olacağı malum. İyi de yalan mı, yanlış mı yazdıklarım? Bunu soruyorum Hoca’ya. “Doğru!” diyor, “Hiç yanlış yok. Hatta yazınızın altına ben de imzamı atarım. Ama kamu kuruluşuyuz biz, kamu hizmeti veriyoruz. Sizin kadar açık sözlü olamayız. Takdir edin.”

Oda, borsa, baro vb. örgütler asla sivil toplum örgütü değildir. Tamam, üyelerinin üstleri üniformasız, belleri silahsızdır ama örgütlerin teçhizatsız oldukları düşünülemez. Bir kere, bir meslek sahibiyseniz, bir iş yapıyorsanız bu örgütlerden birine girmek zorundasınız. Kanun böyle. Bu da mecburiyetler dayatır: Aidat gibi, harç gibi, evrak bedeli gibi. Ayrıca ayrıcalıklı örgütlerdir buralar. Protokolde yer alırlar, başkanlarının makam arabaları siyah plakalıdır falan.    

Bu devletçi detaylar bilinmedik şeyler değil. Benimki gevezelik. Yalnız, Hoca’nın sözleri bir detayı daha ele veriyor ki önemli, gözden bu kaçmış olabilir. Şöyle ki, kamu yönetiminin görevleri arasında bazı şeyleri kamudan gizlemenin bulunduğunu da böylece üstü kapalıca söylüyor Hoca.

İşin uzmanının bu itirafına mum yapıştırın, bir kenara koyun.

Biz geçelim şimdi bir başka itirafa.

Sevgili Mustafa Topkara’dan okudum (Yeni Haber, 30 Ocak 2006): ATSO Başkanı, Sakarya Fikir Kulübü’nün misafiri olmuş geçen hafta. Laf, ATSO’nun karşı olduğu Japon harikası Balıklı Proje’ye gelmiş. Ticaret merkezli olmasına rağmen Belediye’nin ATSO’yu kale almayıp projede ısrarı yanlış. Da benim meselem bu değil. ATSO ile Belediye arasına girilmez, mesele aile içidir, yarın barışabilirler, biz araya girdiğimizle kalırız. Mesele şurada: ATSO Başkanı’na sorulmuş: “Belediye, projeyi şehre dayatırsa ne yapacaksınız? Bir sivil inisiyatif olarak tavır koyacak, Belediye’yi protesto için harekete geçecek misiniz?” Gevezeliğimi bağışlayın, açıkça, “Sokağa çıkacak mısınız?” diye soruluyor. Başkan’ın cevabı: “Düşüncemizi söyleriz biz, başka tepkimiz olmaz. Kararları yanlışsa bunun siyasi bedelini ileride kendileri öderler.” Arkadan bir soru geliyor ki baba mı baba, soranın ağzına, diline sağlık: “Siz sivil toplum kuruluşu değil misiniz? Proje yanlışsa neden tepki koymayacaksınız?” Cevap –tabii- gayet uysal ve gayet muterif: “Biz kamu adına hizmet veriyoruz. Sivil toplum kuruluşu değiliz.”

Bu da ilk elden bir itiraf.

İyi de Mersin’deki bayrak olayının ardından alelacele miting yapan, yürüyüşe geçen, gündemde Ermeni meselesi olduğunda konferans düzenleyen ATSO da, bu ATSO. Üstelik kasım kasım kasılmıştılar da sivil toplum örgütü olarak.

Bir karar verseler iyi olur: Sivil midirler, değil midirler?

Onlar karar veremiyorlarsa Büyükşehir’e soralım: 24 Ocak günü –hatırlarsınız- Büyükşehir, şehrin erkânı ve şehrin sivil toplum örgütleriyle Ünal Ozan’ın hatırası ASM’de “Birlikte Çözelim Platformu” adı altında toplanıp –efendim- iki kavşak ve bir park projesi hakkında görüş alışverişinde bulunmuşlardı. ATSO’suz olmaz tabii, ATSO da çağrılıydı. Acaba ATSO için Büyükşehir ne der? Sivil mi der, benden mi der?

Ya da en iyisi bırakmalı ATSO’yu da sivillikleri kendilerinden menkul örgütlerin alayı hakkında Ankara’ya sormalı. Hani bir deyim vardır: “Majestelerinin muhalefeti”. Yoksa, “Canım, bunlar da ‘majestelerinin sivilleri’!” der, Ankara’ya uzanılmasını manasız mı bulursunuz?

 

AYIP: Avşar Pasajı ile komşusu pasaj arasında bulunan ve Çark Caddesi’ni Toplu Sokak’a bağlayan geçide doğalgaz döşemiş AGDAŞ. Ama ne döşemiş! Pasaj basamaklarını bir güzel kırmış, öyle de bırakmış. Zencefil’e pazı kavurma veya mantı için çıkanlar üst üste konmuş tuğlalara basmak zorunda kalıyorlar. Doğalgaz geçmiş yollardakinden daha berbat bir görünüm. Bu ayıbı AGDAŞ mı, belediyelerimizin KÜÇÜK’ü mü, BÜYÜK’ü mü yüklenir ve giderir bilmem. Giderilmesi lazım.

 

Yeni Sakarya, 7 Şubat 2006

 

Diğerleri

DEVLET VE BABA 13 Haziran 2006

"SİYASETE KARŞI SİYASET" 19 Aralık 2006

ÇARK  19 Eylül 2006

BERCESTE  28 Kasım 2006

NEVRUZ VE BAYRAM ETRAFINDA  21 Mart 2006

UMMAZDIM!  28 Şubat 2006

UNUTMAYA GELMEZ  14 Şubat 2006

MAJESTELERİNİN SİVİLLERİ  7 Şubat 2006

YAKIŞIR  31 Ocak 2006

SANAT VE ESTETİK YAHUT ESTETİĞİ BOYA ZANNETMEK  24 Ocak 2006

KİTAP NETAMELİ  17 Ocak 2006

OYUN, SANAT, KURBAN  10 Ocak 2006

REFİK HALİD YA KAÇMASAYDI? 3 Ocak 2006
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net