Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
UNUTMAYA GELMEZ  14 Şubat 2006

 

 

 

Unutmaya gelmez. Tarihi kendisi koyar: 20 Haziran’da gelir. 22 Temmuz’da gelir. 17 Ağustos’ta gelir. Zihninizden çıkarmışsınızdır, o zaman gelir. Öğlen sıcağıdır. Yaz akşamıdır. Ya da bir gece vaktidir, şehir uykudadır. Uyanırsınız! Sadece gözleriniz değil, bütün azalarınız uyanır. Ayrıca toprak uyanır, su uyanır. Dağ taş, börtü böcek uyanır. Yollar uyanır, evler uyanır. Karışır birbirine. Yeniden hatırlanır her şey, ama nafile. Geçtir artık.

Atabilirseniz atarsınız kendinizi dışarı. Evleri evlere devrilmiş, yolları yollarla alt üst olmuş görürsünüz. Eviniz, o çok kıymetli eviniz, sevgili eşiniz, delikanlı oğlunuz, gelinlik kızınız o zaman düşer aklınıza. Onları unutup çıkmanız utandırır sizi. Oysa onlar da öyle çıkmış olup aynı hal içindedirler. Kucaklaşırsınız.

Elektrikler kesilir. Sular akmaz. Yangınlar kendi kendilerine söner. Gıdanız civardan gelen ekmek olur, su olur. Birkaç domates, biraz peynir, hele bir de kavun bulmuşsanız ne mutluluktur! Yıkıklar altında canlar olduğunu bilirsiniz, elinizden kazma kürekle, levye yerine geçen bir demir çubukla girişmekten başka bir şey gelmez. Ankara üç gün sonra ulaşır. Oysa uzak uzak coğrafyalardan köpekleriyle gelen ekipler olmuştur; Ankara’nın ihmaline kızarsınız, öfkelenirsiniz, “Devlet nerde?” diye bağırırsınız.

Yıkanmadan defnedilir ölüleriniz. O kadar çokturlar ki uzun upuzun çukurlar açılır mezar diye, oraya verilirler kepçelerle. Bu acı yetmezmiş gibi, çıkacak ölülerden “leş” diye söz edildiğini de duyarsınız şehir emininin ağzından. Kriz masaları kurulur. Yardımlar tek elden ve kontrollü dağıtılacak, yaralar kısa zamanda sarılacaktır. Öyle bilin! Kravatlı, takım elbiseli muhteremlerin hem payları büyük hem öncelikleri vardır her zaman, yine öyle olur. Zaten onların çadırkentleri de o şartlarda beş yıldızlı otel lüksündedir. Şehrin geleceğine de onlar karar verirler haliyle. “İmar planlarını değiştirelim!” derler. “Katları indirelim!” derler. “Şehri tehcir edelim!” derler. Oysa alt üst olmuş şehirlerde, çöken yollarda, yıkık evlerde onların imzaları vardır: Ya Belediye Fen İşlerinde ya Bayındırlıkta onay makamındadırlar ya da mimar, mühendis, meclis üyesi yahut müteahhittirler. İşin ilginci okullar da yıkıktır, belediye, valilik, bayındırlık binaları da. Öyleyken konuşurlar. “Tişört alırken incelediğiniz gibi, ev alırken de inceleyin!” derler sözgelimi yavuz bir gayretle. Suçlu sanki sizmişsiniz gibi, “Unutmadık! Unutmayacağız! Unutturmayacağız!” da derler. Rant hırslarını da şehir sevgisiyle örtbas ettiklerini sanırlar: “Şehrimi seviyorum! Şehrimi terk etmiyorum!” Kârlıdır deprem görmüş şehirler: Öncesi kazandırmıştır, sonrası da kazandırır.

Yıl geçer, hiçbir şeyin şehir adına yapılmadığını, fakat her çivinin, her kepçenin, her paranın şehrin nüfuzluları için çakıldığını, indiğini, yola çıktığını görürsünüz. Felaketin yıldönümüdür: Bulvar’da kurulan serbest kürsüde açık açık söylersiniz bunları. Vali, belediye başkanı, milletvekilleri bal çalıp avutmaya kalkarlar sizi, konuşturmazsınız onları. O gece sivilliğin idrak edildiği nadir gecelerdendir. İstersiniz ertesi yıl ve yıllar yine kürsüler kurulsun, bata çıka yürüdüğünüz yollardan, yuttuğunuz tozlardan, tutulduğunuz envai çeşit hastalıktan, bitmeyen kalıcı konutlardan ve söz sahiplerinin ceberutluklarından yakınasınız. Olmaz. Serbest kürsülü anmalara izin verilmez bir daha, siz de izinsiz adım atmazsınız.   

Atamazsınız. Yoksulluktan, ıssızlıktan geldiniz siz. Mezradan. Kenar mahalleden. Varoştan. İşiniz düz: Ayakçısınız. İşçisiniz. En iyiniz, küçük esnaf. Belki renginiz de başka sizin, adınız da, alışkanlıklarınız da. Ses de çıkaramazsınız siz. Kaş çatamaz, hesap soramazsınız. Yüksek sesle bile konuşamazsınız. “Haklısınız!” demek, “Baş üstüne efendim!” demek zorundasınız. Kriz masalarında “beyaz ve iyi vatandaş”lara yenik düşersiniz. Sesinizi yükseltin hele, cevap vali tokadı olarak iner yüzünüze. Arkası da gelir: Ne anarşistliğiniz kalır ne provokatörlüğünüz. Araba bile sürülür, kar maskeli adamlarca ateş bile açılır üzerinize.

Olmaz! demeyin. Bütün bunları yaşadık. Burada yaşadık, Gölcük’te yaşadık, İzmit’te yaşadık. Düzce’de yaşadık. Çankırı’da, Sultandağı’nda, Pülümür’de, Bingöl’de.. yaşadık. Beşer hafızası unutur ama arşiv unutmaz. Arşivler ortada.

Oysa hiç mi hiç unutulmaya gelir yanı yok bunun. Tarihi kendisi koyar: 20 Haziran’da gelir. 22 Temmuz’da gelir. 17 Ağustos’ta gelir. Kış mış da demez. Nitekim şu iki hafta içinde önce Sapanca’yı salladı, sonra Kâzımpaşa’yı. 8 Şubat sabahı da bizim peş peşeler geldi. Onları bir Karapürçek, iki de Akyazı izledi. Büyüğüne gebe değildir inşallah! Gebeyse eğer, yaşadıklarınızı tekrar yaşamak ister misiniz? Hayır, mı? İyi ama şehir sakini olarak bugünden söylenilmesi ve yapılması gerekenler var; öyleyse onları neden söylemiyor, yapmıyorsunuz?

 

ASM: Önce terasını ve kafeteryasını kapattılar, oda oda bölüp partili hanımlara tahsis ettiler. Benzerini de akustiğiyle rakipsiz salonu için yaptılar sonra. Sinema salonu, tiyatro sahnesi Nikâh Müdürlüğü’ne verildi. ASM’yi fonksiyonundan edenler, şimdi de, “ASM, ömrünü doldurdu. Satılacak” diyorlar. Daha fonksiyonel bir kültür merkezi yapacaklarmış. “Asmalıkonak Kayıntı Merkezi” AKM’ye bakın, ne yapacaklarını görün. Hesap soran çiftçiyi, “Artistlik yapma lan!” diye öteleyen dilin kültür/sanat anlayışıdır bu. “Burda bir şehir var, n’apıyorsunuz?” diye sorulmadıkça satarlar da satarlar. “Satarız ‘anassını satayım!’” diyenlerden değilseniz, bunu gösterin.

Yeni Sakarya, 14 Şubat 2006

Diğerleri

DEVLET VE BABA 13 Haziran 2006

"SİYASETE KARŞI SİYASET" 19 Aralık 2006

ÇARK  19 Eylül 2006

BERCESTE  28 Kasım 2006

NEVRUZ VE BAYRAM ETRAFINDA  21 Mart 2006

UMMAZDIM!  28 Şubat 2006

UNUTMAYA GELMEZ  14 Şubat 2006

MAJESTELERİNİN SİVİLLERİ  7 Şubat 2006

YAKIŞIR  31 Ocak 2006

SANAT VE ESTETİK YAHUT ESTETİĞİ BOYA ZANNETMEK  24 Ocak 2006

KİTAP NETAMELİ  17 Ocak 2006

OYUN, SANAT, KURBAN  10 Ocak 2006

REFİK HALİD YA KAÇMASAYDI? 3 Ocak 2006
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net