Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
UMMAZDIM!  28 Şubat 2006

 

 

22 Şubat günü, kalktık, saat 12.30’da, Bulvar’da Abasıyanık Sanat Merkezi önünde “Şehir Sakinleri” olarak basın açıklaması yaptık. Bizim Küçük Belediye’nin paraya ihtiyacı olmuş, bir apartman altı olan bu yer satılıp açık kapatılacakmış. Laf! Rivayet şu ki ASM, PTT’ye satılarak PTT’nin Gar’dan kolaycana çıkması sağlanacak önce, yatak hazırlandıktan sonra da Gar’ın yerine yapılacak olan Balıklı Ticaret Merkezi ellerinde oltalarla hazır bekleyen partili balıkçılara ikram edilecek. Biz bu oyunlardan anlamayız. Bunlardan anlasa anlasa akepe Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol’ün hadi dendiğinde bir milyon YTL’yi masaya pat diye atıveren “normal vatandaş”ları anlar. Biz küçük oyunların insancıklarıyız. Bu yüzden, şehrin tek sahnesi, o da ancak dar kadrolu oyunlara yeter tek sahnesi olan bu yerin satılmasını istemeyiz. Bunu en hafifinden aymazlık sayarız.    

Bir ara güreş salonu, bir ara market olarak kullanılan apartman altını Ünal Ozan yoktan var etti –tıpkı Sait Faik Parkı’nı var ettiği gibi. Şehrin bir dönem tek sinemasıydı ASM. Açılışını hatırlarım: Öyle “Asmalı Konak” falanla değil, “Ekmek Teknesi”nin Nusrettin Baba’sı Savaş Dinçer’in tek kişilik oyunuyla oldu açılışı. Oyun da ne? Sait Faik’imizin hikâyelerinden bir derleme: “Öyle Bir Hikâye”. Yalnızlık. Hüzün. Sakin bir öfke. İşte öyle bir Sait Faik. Şimdi de olsa, olabilse de tanısanız, tanışabilseniz. Tam bir hafta süren bir açılış. Halil Ergün, Aytaç Arman… gelen şöhretler arasında. Orkestrasıyla Saim Akçil. Ya enstrüman mucidi, ritim ustası Okay Temiz! Raşit (Abasıyanık) Ağbi görünce hayrete düşmüş, Ünal Ozan’a –her ikisi de rahmetli şimdi- “Bu dünya caz şöhretini nasıl getirdin yav Ünal?” demiş, Başkan’ı böyle tebrik etmişti. Okay Temiz, müziğinin yanı sıra dediğiyle de şaşırtmıştı beni: Bizim ASM’nin, emsali dünyada az bulunur bir akustiği varmış meğer.

Dokümantasyon Merkezi fotoğrafçıları bol bol çeksinler ASM’yi. Yarının belediyecileri de bugünküler gibi çıkarsa eğer, şehri yeni rant alanları için yıkar veya satarken marifetlerini timsah gözyaşlarıyla örtbas için eski fotoğraflar gerekecektir kendilerine.

22 Şubat günü, kalktık, “Şehir Sakinleri” olarak basın açıklaması yaptık.

Atatürk Parkı, piyasacı şirketlerin elinde. Ahmet Faik Abasıyanık Sanat Merkezi terk edilmiş. AKM, bir “kayıntı merkezi”. En fenası, hamburger yenilen, kola içilen, randevu verilen bir yerin kültürel mekân olduğu/olacağı izlenimi yerleştirilmekte böylece. Amerikan sinemasının da rakipsiz sinema olduğu piyasa edilmekte. ASM de satışta.

Şehrin panel ve konferansa uygun bir tek salonu yokken; tiyatro, resim, fotoğraf, müzik vb. sanat dallarında hobi grupları ve amatörler çalışacak yer bulamamaktan şikâyetçi iken; kafe ve kahve köşelerindeki gençler için buraların cazibe merkezi haline getirilmeleri gerekirken… ASM satılamaz. Yanlıştır.

Gerçi basın açıklamamıza bu hobi gruplarından ve amatörlerden katılan tek kişi olmadı. Ağbilerinden de. Ağırbaşlı adamlar sokağa çıkmayı hafiflik sayarlar, bilirim. Ama yanlışa/suça ortak olunmadığını sokağa çıkarak göstermenin ne rütbe keyif olduğunu da ağırbaşlı adamlar bilirler mi acaba? Bu keyfin yıkanmak, aklanıp paklanmak gibi bir şey olduğunu.  

22 Şubat günü, kalktık, basın açıklaması yaptık.

Keyifliysek, neden “kalktık” diyorum?

Gün akşama devrilirken bir haber geldi: Büyük Belediye, öğrencilerini kışalayıp yerleştiği Merkez Atatürk İlköğretim Okulu’nun iki ucunda bulunan ve yatay ana gövdeye ağırlık veren simetrik, kübik bölümlerden kuzeydekini, şehre nispet yaparcasına adeta, ikindi üstü yıkıvermiş. Olmaz, dedim. Orası Uzunçarşı Kentsel Sit Alanı içinde. Hoş, olmaz sandığımız nice rezillik oldu o alan içinde. Ama bu olmaz. O okul şehrin ilk ortaokulu. İlk lisesi. Az da olsa mürekkep yalamış herkesin orada hatırası var. Orayı, okul öncesi haliyle bilen Adapazarlı da –sanırım- bir elin parmakları kadar. Diyeceğim, okulu kuzeyinden yoksun görmek, biz Adalılarda bir uzvumuzu yitirmişlik yaratır. Bir Adalının eli buna varmaz. Okumamışının bile varmaz.       

Kalktık, basın açıklaması yaptık.

Bunca tarihin, hatıranın, hafızanın yıkılması yanında ASM de Sait Faik Parkı da –vallahi- aspirinlik ağrı sadece.  

Bir rivayet de şu ki o bölüm hasarlıymış, Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan orijinaline uygun yapılmak üzre alınan izinle yıkılmış. Bakındı! 17 Ağustos’tan çatlaksız çıkan bölüm, 8 Şubat’taki 4.5’le hasar almış demek. Hem de yıkımı gerektirecek kadar.  Yok, bilmediğimiz bir hasarı 17 Ağustos’tan beri var idiyse eğer, demek hasarlı binada bize yedi yıldır hizmet vermiş belediyemiz. Bu ne fedakârlık! Kurul kararlarına da uyulacakmış. Ne kadar uyulacağı Park’tan malum. Hem, radyasyonlu çayı “Bu çayda radyasyon yok” diyerek içen bakanlar, benzeri şovları pis suyla yapan belediye başkanları da gördük biz. Zor bizi inandırmak. Zor.

Gittiğimde karanlık çökmüştü iyice. İş makinesi okulun kuzeyindeki o kübik bölümü enkaz ettirmiş, enkaz önünde öyle durup duruyordu. Fena oldum. Yıkanır, aklanıp paklanırken sular kesilmiş gibi oldum. Ya da şöyle: “Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?” Öyle oldum işte.

Cemal Süreya’nın dediği belki tam da benim anlatmak istediğimdir:

“Sizin hiç babanız öldü mü? / Benim bir kere öldü kör oldum / Yıkadılar aldılar götürdüler / Babamdan ummazdım bunu kör oldum”.

 

YAKIŞAN AD: Taşaralı Medrûn Bey’e, “Disneyland Sakarya’ya geliyormuş, ne diyorsun?” diye sormuşlar. Sevinmiş, “İyi olur” demiş Taşaralı, “Lakin Disney adı ayıp olmuyor mu? Bu devasa merkezin gelmesini en çok kim istiyorsa onun adı verilmeli. Hani Nehirland gibi. Doğu-Batı sentezine de, Türk-Amerikan işbirliğine de dinler arası diyaloğa da yakışır böylesi.”

Yeni Sakarya, 28 Şubat 2006

Diğerleri

DEVLET VE BABA 13 Haziran 2006

"SİYASETE KARŞI SİYASET" 19 Aralık 2006

ÇARK  19 Eylül 2006

BERCESTE  28 Kasım 2006

NEVRUZ VE BAYRAM ETRAFINDA  21 Mart 2006

UMMAZDIM!  28 Şubat 2006

UNUTMAYA GELMEZ  14 Şubat 2006

MAJESTELERİNİN SİVİLLERİ  7 Şubat 2006

YAKIŞIR  31 Ocak 2006

SANAT VE ESTETİK YAHUT ESTETİĞİ BOYA ZANNETMEK  24 Ocak 2006

KİTAP NETAMELİ  17 Ocak 2006

OYUN, SANAT, KURBAN  10 Ocak 2006

REFİK HALİD YA KAÇMASAYDI? 3 Ocak 2006
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net