Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
ALDI BENİ BİR KORKU  Heceöykü, Sayı: 55, Şubat-Mart 2013

 

 

 

Hıçkırık… Tutar mı? Yine tutar mı tutar!

Merdivendeydik, üst sahanlığa çıkmıştık, kent mobilyalarındanmış, dev bir saksının, ama çiçeksiz, yapraksız hatta topraksız bir fuzulinin yanından geçiyorduk tam, tuttu. Hıçk! Hay Allah! N’apacağım şimdi? Hıççık! Devlet Tiyatrosu ta İzmirlerden bizim buraya gelsin de… Hıç! Ben hıçkırık tuttu diye “Bit Yeniği”ni göremiyeyim. Feydeau’yu sevmem. Temposu hızlıdır. Fettan kadınlar, komşunun tavuğuna göz koymuş kart horozlar, çapkın hizmetçiler, faka basanlar, bastıranlar… hepsi bulunur. Sevmem. Ama adamlar gelmiş, ayaklarının kesilmemesi için gitmemiz lazım.

Bugün 26 Aralık. Yıl, 2012. Bugün de Trabzon Devlet Tiyatrosu Adapazarı’nda. Oyunları “Bu da Geçer ya hu!” İşgal yıllarıyla ilgili kendi halinde eğlencelik bir şey galiba. Aldı beni bir korku: Ya tutarsa! İşte sahanlığa vardık, işte dev bir demlik, işte isli bir demlik gibi duran saksının yanından geçiyoruz… Yavaş. Sakin. Gelir. Gelecek. Mutlaka gelecek meret. Allah Allah! Geçtik. Gelmedi.

Ooh! Hızlandık.  Şunlarcıklar da gecikmiş, ama sahanlıkta olsun, AFA Kültür Merkezi’nin giriş katında olsun, kafe’sinde olsun her zamanki çok kozmopolit hem de çok melez bir kalabalık… Nuh’un gemisinde gibi. Eşler, flörtler, arkadaşlar, yakınlar, aileler, yalnızlar… Kürt, Türk, Abaza… Birbirine karışmış. Kulpsuz konuşuyor, kulaktan kulağa fısıldaşıyor, iri iri şakalaşıyor, tatlı tatlı dilleşiyor, seslice gülüşüyor, etrafı kesiyor, yoldaş bakınıyorlar. Hiç mi hıçkırık tutmuyor bunları? Ne sigaradan geri kalıyorlar ne çaydan, kahveden!

“Bu kalabalık, herhalde tiyatro için değil Tayyar. Alt salonda başka bir program olmalı.”

Kapıdan, dedektörden geçtik, kalabalığı yarıp üst salona çıkacağız, Aktaş önde Yaşar Bey arkada koşarak geldiler:

“Sizi yönetim odasına alalım. Misafirimiz olun, çayımızı için.”

“Oyun başlayacak, geciktik.”

“Gecikmediniz. Oyun sekizde. Daha bir saatiniz var.”

(Nasıl olur! Yedi yazıyordu. Yanlış mı gördüm? Bir daha bakayım.)

“İşte, ‘Saat: 19.00’ yazıyor.”

Güldüler. Biliyorlarmış. Her oyun için kadro dökümlü, konu özetli, renkli ve elbette sahne ve saat belirtir kartlar bastırıyor, biletle veriyorlar, bu defa yetmemiş, yenisi basılmış, ama saati farklı.

AFA’da neden böyle oluyor hep? Geçen yıl Van Devlet Tiyatrosu “Entrikalı Dolap Komedyası”yla geldiğinde de terslik yaşadık. Yer numaralarımız biletlerin sağ yarılarında yazılıydı, kapıdaki görevli onları koparıp alınca nereye oturacağını bilemeden kalakaldıydı millet. Biletlerine daha önce bakmakla yetinenler hafızalarındaki yerlere oturdular. Sağlamcılarsa hem bakmış hem zihne hem de biletin soluna yazmışlardı –ki ben/biz onlardanız- F 14, F 15 gibi. Yerlerinden emin olanlarla eminimsiler ölçü alına alına oturulduydu. Ne büyük zahmetti!

“Bit Yeniği”nde de az biraz karışıklık olmadı. Bugünkü biletlere de tek taraflı yazmışlar yerleri. Yine karışacak ortalık. Eğleneceğiz. Hıçkırık tutmazsa seyri güzel de!

Görevliyi geçtik. Biletlerin sağ parçaları görevlide kaldı, sollar benim elimde. Münire olmasa iki iki çıkacağım basamakları. Öyleyken açmışım, aramız açılmış. Hadi Münire, eğlenceye gecikiyoruz! desem al sana bir ara açıklığı daha! Bekliyorum. Geliyor. Birlikte çıkıyoruz. Koltuğumuzdayız. Gelen oturdu. Geçen oturdu. Giden oturdu. Salon doldu, hayrettir! kimse kimseyle didişmedi. İşte bunun için seviyorum karışıklığı. İnsan tedbirli olmayı öğreniyor. Bilet alınır, o kolay. Ona bakmak gerekir. Yerim neresi? Kafaya yazılır: sıra şu, koltuk şu.

 Genç bir çift. Oğlan şen. Kız şen. Profilleri güzel. Kibar. Oğlanınki sağ, kızınki sol. Kâh yanaşıyor, kâh çekiliyorlar. Oğlan anlatıyor. Kız gülüyor hep; idareten de değil katılarak. Deyin, muhabbet kuşları. İkinci Dünya Savaşı yıllarıymış. İngiltere, belki Londra. Alman uçakları gelmiş, bomba üstüne bomba yağdırmaktalar. Şehir sarsılıyor, yıkılıyor, yerden göğe kara tozdan dev mantarlar kalkıyor… O karmaşaya rağmen kütüphaneden çıkmayıp raflarda hâlâ kitap arayan üç İngiliz vardı hani! Fotoğraf. Poster. Evvet biriciğim, üstüne bastın, Bursa Kitap Fuarı’ndan almıştık. Oğlan biraz daha yaklaşarak: Hangi yayınevinden, bunu da bilirsen öpeceğim seni. Kız da gülerek yaklaşıyor, söylemeye hazır, söylemiyor ama, Doğu-Batı oluyorlar. Şen ve güzel. Yahut tam bilet. Hayır, tavanı çökmüş kütüphanedeki üç kitap kurdunu anlatmayacağım. Sığınaktaki iki genç İngiliz’de bugün sıra: Uçaklar yukarda. Gök gümbür gümbür. Ortalık darmadağın. Korkudan hıçkırık tutmuş gençlerden birini. Yanındakine dönmüş, ne demiş?

Hay Allah! Yine aldı beni bir korku. Ya tutarsa? Münire’nin de düşmüş aklına, bana bakıyor. Bakışıyoruz. Tutmuyor ama. Herkes de yerli yerinde. Karışıklık da yok, bir sevinçle:

“Münire!” diyorum, “Çok şükür, hiç terslik olmadı bugün.”

Önümüzdeki kız gülerek dönüyor, dişleri beyaz, sin sıralı; yüzünden okuyorum: Nasıl olmadı? Yedi diye geldik, sekize kadar bekledik.

Oğlan yine soruyor:

“Hıçkırığı tutan genç diğerine ne demiş? Ne demiş?”

Münire uzanıyor üçüncü baş olarak bu soruya:

“Hadi beni korkut da hıçkırığım geçsin, demiş.”

“Londra yıkılırken hem!”

“Londra yıkılırken hem!” diyorum ben de kıza katılarak.

Her birimizin ayrı sesimiz, ayrı kahkahamız varmış, birlikte gülüyoruz.

Heceöykü, Sayı: 55, Şubat-Mart 2013

Diğerleri

DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK Heceöykü,Sayı: 87, Haziran- Temmuz 2018

İÇ İÇE Karabatak, Sayı: 36, Ocak-Şubat 2018

KİTAPÇI Heceöykü, Sayı: 86, Nisan-Mayıs 2018

NEYSE Karabatak, Sayı: 27, Temmuz-Ağustos 2016

KADINLAR Heceöykü Sayı: 73, Şubat-Mart 2016

TENEKESİNE Heceöykü, Sayı: 72, Aralık 2015-Ocak 2016

BEDEL Heceöykü,Sayı: 70, Ağustos-Eylül 2015

YUSUF Heceöykü, Sayı: 69, Haziran-Temmuz 2015

OYBİRLİĞİYLE Heceöykü, Sayı: 68, Nisan-Mayıs 2015

MUZAFFER AĞBİ'M Heceöykü, Sayı: 67, Şubat-Mart 2015

KONUŞMAK NİYE? Heceöykü, Sayı: 64, Ağustos-Eylül 2014

ANNESİYDİM  Heceöykü, Sayı: 62, Nisan-Mayıs 2014

KÜTÜPHANE  Heceöykü, Sayı: 61, Şubat-Mart 2014

ATEŞLE BARUT  Heceöykü, Sayı: 60, Aralık 2013-Ocak 2014

MERHAMET  Heceöykü, Sayı: 59, Ekim-Kasım 2013

VASİYET  Heceöykü, Sayı: 56, Nisan-Mayıs 2013

ALDI BENİ BİR KORKU  Heceöykü, Sayı: 55, Şubat-Mart 2013

ÂMEDÂBİ  Heceöykü, Sayı: 54, Aralık-Ocak 2012-2013  

YOLDAYIM, YÜRÜYORUM  Heceöykü, Sayı: 53, Ekim-Kasım 2012

EKMEK ARASI  Heceöykü, Sayı: 48, Aralık 2011-Ocak 2012
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net