Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
"BİZİM DÜKKÂN 'MERKEZ' DEĞİL, 'MEKÂN'DIR"  Gerçek Hayat, Sayı: 2013-44 (679), 28 Ekim-3 Kasım 2013, Konuşan: Feyza Betül Aydın

   

“‘Şu kırk yıl içinde memleketin gördüğü her şeyi benim kitabevim de gördü’ diyorsunuz kitabınızda. Adapazarı’nda bir kitapçıda, Gelişim Kitabevi’nde nasıl göründü yaşananlar?

“Gelişim Kitabevi” 12 Mayıs 1973’te açıldı. 12 Mart dönemidir, öğretmendim, tutuklanmış, salındığımda da bakanlık emrine alınmıştım. Yani kızağa çekilmiş, kesintili maaşa kalmıştım. Esnaflığım zorakidir.  Dönemin bütün efeliklerini gördüm: tehdit aldık, saldırıya uğradık, bombalandık. Ardından 12 Eylül, daha sonra 28 Şubat geldi. 12 Eylül’de içeri alınmadım, ama arkadaşlarım alınmıştı, ben de hep bekledim. 28 Şubat’tan etkilenenlerse Müslümanlardır. Fakat 80’den sonra onlara da yakın olurum, bunun faturası ağırdır: gericilikle, döneklikle suçlanırım, yoldaşlarım ilişkiyi, dükkâna uğramayı, hatta alışverişi bile keser.

 

Okuduğumuz ve sizi tanıdığımız kadarıyla ne iktidara ne muhalefete yakın duran ama haksızlık ve adaletsizlik karşısında kesin bir tavır alan dolayısıyla da insanların tam olarak nasıl tanımlamaları gerektiğini kestiremedikleri birisi Necati Mert. Yaşadığınız zorluklarda bunun da payı var mıdır?

Solculuk kravatla, takım elbiseyle, rakıyla, ojeyle, rujla, diz üstünde etekle ve öz Türkçecilikle; sağcılık da sakalla, çarşafla, başörtüsüyle ve Osmanlıca ile tanımlanır. Kemalizmin şablonu budur. Ben sömürü ve özgürlük açısından bakarım. Sömürüye karşıysan, özgürlükten yanaysan solcu, değilsen sağcısın. Kestirmesi şu: Kapitalizmden yana olmak, sağcılıktır. Peki, sakallı, şalvarlı, mest lastikli bir adam sömürüye, kapitalizme karşı olamaz mı? Olur, böyle Müslümanlar da var. Nasıl ki gayet şık giyimli ve gayet modern hanımlar da var, mesela Condoleezza Rice, mesela Hillary Clinton; ama kürenin kimi coğrafyalarına göz dikmiş ABD’nin dışişleri bakanlarıydılar.  Bu duruşun neresi zor? Neresi anlaşılmaz? Bunu diyenler statükoculardır.

 

Kitabevleri özellikle küçük şehirlerin kültür merkezleri gibi de işlev görürler. Gelişim Kitabevi’nin de böyle bir tarafı hep olmuş anladığımız kadarıyla. Şimdilerde bu durum devam ediyor mu? Üniversite öğrencilerinin oldukça fazla olduğu bir yer neticede Adapazarı.

Kendi hâlince oldu. Ama AKM, BKM’ye özenip GKM diyemem bizim dükkân için. Nihayetinde yirmi beş metrekare. Ayrıca kültür’le merkez’in yan yana getirilmesini de hoş bulmam. Çevre’yi, taşra’yı gözetmez merkez, tersine öteki’leştirir. Çağrışımları olumsuzdur. Bizimki için “mekân” demeyi tercih ederim; çünkü her milletten, her mezhepten, her düşünceden insan buluşur orda, konuşur, tartışır, etkiler, etkilenir. “Mekân”ın kökü “kevn”dir, kökünde “olma, var olma” anlamı saklı. “Kün” de aynı kökten. Buluşmalar AKP iktidarına kadar bütün şehvetiyle sürdü. İlginçtir, en sıkı muhalifler –ki eleştirileri devletle başlar devletle biterdi- 2002’den beri hükümet sözcüsü kesilip uğramaz oldular. Fakat her devrin kendi muhalifleri oluyor, adaletlileri yani, şimdi onlarlayız.

 

Adapazarı’nın bugününden memnun musunuz peki? Gelişim Kitabevi memleketin bugünlerini nasıl görüyor?

Adapazarı’nın en karanlık yılları Aziz Duran’ın belediye başkanlığı dönemidir: 1994-2009 arası on beş yıl. Zeki Toçoğlu, övünmesi, kibri olmayan, belediyenin imkânlarını kültür ve sanat için kullanan, hiç esirgemeyen farklı bir insan. Sanırsınız, 2009 Mart’ında belediye bir partiden bir başka partiye geçmiştir. Hele ki 2010 Şubat’ından beri yapılanlar, şehrin 2010 öncesi tarihinin ne bütününde oldu ne de parçasında.

 

Kırk yıldır edebiyat dünyasının içerisindesiniz. Öyküleriniz denemeleriniz var. Geçtiğimiz aylarda bir Taşra Edebiyatı Sempozyumu yapılmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam siz de katılmıştınız. Bir de manifesto yayınlanmıştı sempozyum sonrasında. Taşra Edebiyatı nedir?

Taşra’nın merkez’e uzak coğrafyaları anlattığı sanılır. Anlatmaz mı? Anlatır. Merkez böyle buyurmuştur. Ama unutulmamalı ki merkez’in ücra gördüğü o yer, bizim toprağımızdır. Evimizdir.  Coğrafya, indirgeyici bir adlandırma. Ben, merkezin koordinatlarıyla yoklarım taşra’yı. Benimsemişseniz –isterseniz Hakkâri kırsalından olunuz- beyaz’sınız, yani merkez. Aranız yoksa, İstiklal Caddesi’nde bile zenci’siniz, yani öteki. Merkez / iktidar / otorite neyi öteliyor, itip kakıyorsa taşra’dır benim gözümde o. Kucaklanmalıdır. Merkez, taşra’yı hafif bulur. Dahası edebiyatını da. Ama edebiyat doğum yeriyle ölçülmez ki. Edebi diliyle ölçülür. Bu dil de her yerde kazanılır: Bağdat/Hille’de, Adana/Osmaniye/Hemite’de, Ankara/Nallıhan’da da. Haliyle İstanbul’da da.

Diğerleri

YAZAR NECATİ MERT'LE ÖYKÜ ANLAYIŞI VE ÖYKÜLERİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ Hece, Sayı: 216, Aralık 2014 Konuşan: Handan Acar Yıldıız

KUNDURACI MUŞTASIYLA DÖVÜLÜR GİBİ GEÇTİ YILLAR  Star, 29 Ocak 2014, Konuşan: Yusuf Çopur

"Memleket Kitabevi"ne 3 çay söyle biri demli olsun!  Akşam Kitap, 10 Ocak 2014, Konuşan: Adnan Özer

"YERELİN HİÇBİR ŞEYİ ÖNEMSENMEDİ"  Star Kitap, Sayı: 62, 12 Aralık 2013, Konuşan: Yusuf Çopur

Memleket Kitabevi

"BİZİM DÜKKÂN 'MERKEZ' DEĞİL, 'MEKÂN'DIR"  Gerçek Hayat, Sayı: 2013-44 (679), 28 Ekim-3 Kasım 2013, Konuşan: Feyza Betül Aydın

"Devletin 'öteki' gördüğü her düşünceye yakınım."  Sofra, Sayı: 1, Mart-Nisan-Mayıs 2013, Konuşan: İbrahim Adıyaman

"EDEBİYAT İDEOLOJİSİZ OLMAZ"  Kün Edebiyat, Sayı: 3, Kasım-Aralık 2012, Soran: Ercan KÖKSAL

"Gece 12'de bir tren gelirdi İstanbul'dan"  Sakarya Yenihaber, 10 Eylül 2012, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"KİÇLER ŞEHRİNDE YAŞIYORUZ"  Bizim Sakarya, 24 Şubat 2005, Konuşan: Özgür ARIK

"KAPIDAN İÇERİ GİRMEK" NECATİ MERT, Gren, Sayı: 14, Mayıs-Haziran 2004, Konuşan: Tamay AÇIKEL

"ZAMANSIZ" YA DA TAM VAKTİ  Yeni Şafak/Kitap, 11 Ocak 2012, Konuşan: Nursem Banu ÖZYÜREK

"DİL DEVLETİN DEĞİL MİLLETİNDİR"  Gerçek Hayat, Sayı: 2012-11 (594), 12-18 Mart 2012, Konuşan: Suavi Kemal

NECATİ MERT İLE "ZAMANSIZ" VE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ  Heceöykü, Sayı: 48, Aralık 2011-Ocak 2012, Konuşan: Cemile SÜMEYRA

"BAŞÖRTÜSÜ LAİKLİĞE NEDEN AYKIRI OLSUN?"  Yeni Sakarya, 6 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"NOBEL'İN SOLDA İTİBARI YOKTUR"  Yeni Sakarya, 4 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"DEPREMDEN SONRA BU ŞEHRE GÖZ DİKİLDİ"  Yeni Sakarya, 3 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net