Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
"YERELİN HİÇBİR ŞEYİ ÖNEMSENMEDİ"  Star Kitap, Sayı: 62, 12 Aralık 2013, Konuşan: Yusuf Çopur

 

 

 

Bir kitabevi düşünün... Anadolu'da... Orada yaşananlar, bir ülkenin yaşadıkları... Siyasi çalkantılar, ideolojik kamplaşmalar, mezhepsel ayrışmalar, darbeler, seçimler... Yerelden ulusala uzanan bir yaşanmışlık hali. Bir serüven... Ve edebiyat. Ve okur. Ve yazar. Hepsi burada... Gerçek adı Gelişim olsa da Memleket Kitabevi'nde... Biz de bu tarihi mekana konuk olduk ve Türkiye'nin son 40 yılına ışık tutan Memleket Kitabevi'ni yazarı Necati Mert'le konuştuk

 

“Memleket Kitabevi” 1970 sonrası Türkiye'nin halini anlatırken diğer yandan da sizin yazma ve yazarlık serüveninizin izlerini taşıyor. Ne dersiniz?

Aynen öyle. Yazarlığım kitapçılığımdan kıdemlidir. İlk hikâyem 1972’de çıktı; bir yıl sonra da kitabevini açtık. Birbirini besledi bunlar. Ama engellediği de oldu. Öğretmendim, 12 Mart’ta bir süre içerde tutulmuştum, dükkânın ilk yıllardaki kitap çeşidi de bunu gizlemiyordu, sağcılık harekete geçti: 1976 Aralık’ında saldırıya uğradık, 1977 Ocak’ında da bombalandık. Tehdit. Taciz. Civcivli yıllar. Yahut şöyle: 1980 Darbesi için hazırlanmakta memleket, biz de malzeme görülüyoruz..  

 

Diğer yarlardan farklı bir yönünüz var; aynı zamanda kitapçısınız. Ve kitabınızdaki anılardan öğrendiğimiz kadarıyla bir hayli hareketli hayat yaşamışsınız. Kitaplarla ve okurlarla her daim hemhal olma yazarlığınızı nasıl etkiledi?

Öğretmenlikte kalsaydım şimdiki yerimde olmazdım. Hayatta en hakiki mürşidin ilim olduğunu söylerdim. Şimdi ise, herkesin haklı olabileceğine inanıyorum. Bunun da sıkıntılarını yaşadım elbette. Kendilerini İslam’la tanımlayan arkadaşlarım oldu 1980’li yıllarda. Toplumcu gerçekçiliğim de merkez-taşra ekseninde özel bir yer edindi kendine. Bu sefer de sol konformistlerin hışmına uğradım. Ne dönekliğimi bıraktılar ne gericiliğimi. Oysa onlarınki gericilikti. Onlar ruju, ojeyi, eteği, kravatı solculuk; başörtüsü, sakal ve tespihi de sağcılık zannediyorlardı. Bu, Kemalizmdir. Sol, sosyalist sol sömürüye karşı mısın,  özgürlükten yana mısın? Buna bakar.  

 

Kitapta dükkânınızın 40 yıllık geçmişinden bir şehrin belki de bir ülkenin yaşam öyküsünü anlatıyorsunuz... Nasıl görünüyor bir kitabevinden geçen 40 yıl?

Memleket şu 40 yılda ne gördüyse kitabevim de onu gördü. “Memleket Kitabevi” adı buradan geliyor, yoksa kitabevimin adı, “Gelişim”. Yıllar için söylenegelmiş bir kalıp vardır: Su gibi akıp geçti. Hayır, su gibi akıp geçmedi. Öğretmenlikten oldum. Bir ara döndüm, bu sefer 12 Eylül’le toslaştık. Devlet, eski hamam eski tas. Yine bıraktım. BAĞKUR’dan emekliyim. Aldığım aylık, öğretmen emeklisinin aldığının yarısı. Üstümde bu 40 yıldan daha neler var neler! “Memleket Kitabevi” yazılır mıydı yoksa! Beni en çok neyin etkilediğine gelince: Dindar sağ “komünist” dedi benim için, CHP solumsuluğu da “tarikatçı”. Kunduracı muştasıyla iki taraftan dövülür gibi.  

 

Bugünün okur profilini nasıl görüyorsunuz?

Bugünün okuru, gerçekten okuyor. 70’li yıllarda –zannım o ki- satılan on kitabın üçü okunuyordu, bugün ise yedisi, sekizi. Zihnen dinamik bugünün okuru. Ve seçici. Şanslı da. Her disiplinin, her konunun temel kitapları olduğu gibi detayına girenler de piyasada. Ulaşmak, dağ köyleri için bile zor değil –internet kadar yakın.

 

Kitap aslında bir yerel tarih çalışması ve bu açıdan oldukça kıymetli. Evet bu yerellik aslında Türkiye'nin genelliğini anlatıyor ama yerel tarihin edebiyatımızda yeterince yer aldığını düşünüyor musunuz?

Yerel tarih değil, yerelin hiçbir şeyi önemsenmedi. Örneğin, genel dile girmemiş ne kelimeler, deyimler var halk ağzında. Edebiyata kazandırılmaları lazım. Tutturmuşuz İstanbul Türkçesi diye. Varmış sanki. Yahya Kemal ta 1922’de bakın ne diyor: “Türklerin edebî lisanı millî ve müşterek bir mirasdır, ona payitaht da dahil olmak üzere hiçbir şehir tahakküm edemez.”

 

“Memleket Kitabevi” bir kitap dükkânının bir şehrin nasıl kalbinde yaşadığını ve kalbi olabildiğini anlatıyor. Artık sadece anılarda yaşayan kitabevlerinin yokluğu kültür hayatımızda bir boşluk oluşturdu mu?

Kültür mekânlarının biricik adresi kitabevleri değil. Tamam, bizimki mekân. Adapazarı’nda onca kitapçı var, ama bizim dışımızda ancak iki mekândan daha söz edebilirim. Topluma ve günlük hayata ait bir duruşunuz varsa, işinizi para için değil de duruşunuz için yapmaktaysanız etrafınızda halka olunuyor. Diyeceğim, işin önemi yok. İş, manifaturacılık da olabilir. Nitekim Ahmet Yaşar Ocak zihnen babasının manifatura dükkânında uyanır ilkin. Orası mekândır işte. Boşluk oluşmaz. İki kişi karşılıklı durup konuşuyorsa eğer –ki en karanlık günlerde bile karşılıklı durup konuşan iki kişi olmuştur hep- boşluk olmaz. Oluşmaz.

 

Bir de kitapların avm'lerde satılması meselesi. Bazı yazarları çok rahatsız ediyor peynir ekmekle birlikte kitabın da satılması. Sanırım siz farklı düşünüyorsunuz bu konuda?

Kitabın zeytinle, peynirle, sirke, sabun ve orkidle üst üsteliği beni de rahatsız ediyor. Kitapla kitapçı dükkânında tanışmış herkesi rahatsız etmeli bence. Ama kitabın avm’erde satılmasını yasaklamak başka bir şey. O istenmez. Onu istemekle kitabı yasaklamak arasında fark yok bence. Çünkü kitapla ancak avm’lerde tanışacak çoğu genç insanlar da var. Onlar da geleceğin okuru. Okurdan korkulmaz. Kitapçı olsun, yazar olsun, korkmalarını anlayamıyorum.  

 

Darbe dönemlerine şahitlik etmiş bir serüvenden geçiyoruz kitabı okurken. Siyasi hayattaki bu çalkantılar kitaba bakışı ve yaklaşımı nasıl etkiledi?

70’li yıllarda sosyalizmin temel kitapları ile Nâzım, Hasan Hüseyin, Fakir Baykurt, Bekir Yıldız, Aziz Nesin… rağbetteydi. Kenan Evren Darbesi’yle satışlar bir düştü ki kitapçılığın hiçbir döneminde böylesi görülmemiştir, bundan sonra da dilerim görülmez. Bereket ansiklopedi furyası vardı, ara rejim dönemini ansiklopediyle aştık. Ortalık durulduğunda gazetecilerin yazılarından derlenmiş kitaplar öne çıkmıştı. Sovyetlerin politika değiştirmesi ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla -90’lı yıllarda demek- her şey değişti. Hiçbir şey eskisi gibi değil artık. Yurt dışındakilerin tercihleri var bir de. Onlar yazın geldiklerinde Kerime Nadir, Oğuz Özdeş, Abdullah Ziya Kozanoğlu aldılar 70’lerde. Kadınlarının 80’lerdeki tercihi Barbara Cartland’dı. Erkekler “best-seller” dediler ama Kemal Tahir’i, Orhan Kemal’i de keşfettiler. Her dönemin vazgeçilmezleri, yemek kitaplarıyla fal ve astroloji kitapları. Fakat bir hemşerim var, birkaç yıl oldu tanışalı, yurda gelmeden faks çekip siparişini verir, dönüşüne kadar tamam ederiz. Aldıkları mı? İletişim, Ayrıntı ve Metis’tendir çoğunlukla.

 

Siyasi tartışmalardan sıkılmayan bir "müşteri" kitlesine şahitlik ediyoruz. Sağın değişimi, solun dönüşümü... Siyaset, siyasi tercih edebiyatı, ona bakışı, okurun tercihini ve elbette objektifliğini belirliyor mu?

Objektiflikten kasıt kişilik ve duruş ise, bu maalesef korunamıyor. İktidar bozuyor. Muhalefette iken devleti sımsıkı eleştirenlerin iktidarla hükümet sözcüsü kesildiklerini gördük, görmekteyiz. 70’li yıllardaki arkadaşlarım, döndüğümü, sağcılaştığımı iddia edip dükkâna uğramaz olmuştular; buluştuğum Müslümanların iktidardan nimetlenmişleri de şimdi uğramıyorlar. Bereket gözü iktidarda olmayanlar var hâlâ. Ve her düşüncenin söz hakkı olduğuna inananlar. Kitabevimin müdavimleri bugün onlar.

http://yusufcopur.blogspot.be/2013/12/necati-mert-yerelin-hicbir-seyi.html#!/2013/12/necati-mert-yerelin-hicbir-seyi.html

 

Kırk Yılın Özeti: “Memleket Kitabevi”, Star Kitap, Sayı: 62, 12 Aralık 2013 (kısaltılmış)

 

Diğerleri

YAZAR NECATİ MERT'LE ÖYKÜ ANLAYIŞI VE ÖYKÜLERİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ Hece, Sayı: 216, Aralık 2014 Konuşan: Handan Acar Yıldıız

KUNDURACI MUŞTASIYLA DÖVÜLÜR GİBİ GEÇTİ YILLAR  Star, 29 Ocak 2014, Konuşan: Yusuf Çopur

"Memleket Kitabevi"ne 3 çay söyle biri demli olsun!  Akşam Kitap, 10 Ocak 2014, Konuşan: Adnan Özer

"YERELİN HİÇBİR ŞEYİ ÖNEMSENMEDİ"  Star Kitap, Sayı: 62, 12 Aralık 2013, Konuşan: Yusuf Çopur

Memleket Kitabevi

"BİZİM DÜKKÂN 'MERKEZ' DEĞİL, 'MEKÂN'DIR"  Gerçek Hayat, Sayı: 2013-44 (679), 28 Ekim-3 Kasım 2013, Konuşan: Feyza Betül Aydın

"Devletin 'öteki' gördüğü her düşünceye yakınım."  Sofra, Sayı: 1, Mart-Nisan-Mayıs 2013, Konuşan: İbrahim Adıyaman

"EDEBİYAT İDEOLOJİSİZ OLMAZ"  Kün Edebiyat, Sayı: 3, Kasım-Aralık 2012, Soran: Ercan KÖKSAL

"Gece 12'de bir tren gelirdi İstanbul'dan"  Sakarya Yenihaber, 10 Eylül 2012, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"KİÇLER ŞEHRİNDE YAŞIYORUZ"  Bizim Sakarya, 24 Şubat 2005, Konuşan: Özgür ARIK

"KAPIDAN İÇERİ GİRMEK" NECATİ MERT, Gren, Sayı: 14, Mayıs-Haziran 2004, Konuşan: Tamay AÇIKEL

"ZAMANSIZ" YA DA TAM VAKTİ  Yeni Şafak/Kitap, 11 Ocak 2012, Konuşan: Nursem Banu ÖZYÜREK

"DİL DEVLETİN DEĞİL MİLLETİNDİR"  Gerçek Hayat, Sayı: 2012-11 (594), 12-18 Mart 2012, Konuşan: Suavi Kemal

NECATİ MERT İLE "ZAMANSIZ" VE ÖYKÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ  Heceöykü, Sayı: 48, Aralık 2011-Ocak 2012, Konuşan: Cemile SÜMEYRA

"BAŞÖRTÜSÜ LAİKLİĞE NEDEN AYKIRI OLSUN?"  Yeni Sakarya, 6 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"NOBEL'İN SOLDA İTİBARI YOKTUR"  Yeni Sakarya, 4 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU

"DEPREMDEN SONRA BU ŞEHRE GÖZ DİKİLDİ"  Yeni Sakarya, 3 Ağustos 2009, Konuşan: Engin ARAPOĞLU
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net