Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
İKİ TAYYARECİ 14 Şubat 2015

 

Muğla’nın Fethiye ilçesine bu ad yüz yıl önce verilir. Önceki hali kasaba, adı da Meğri’dir. İlk pilotlarımızdan Tayyareci Fethi Bey’den gelir Fethiye. Bahriye Mektebi mezunu Fethi Bey havacılık eğitimini 1911 yılında gittiği İngiltere’de alır, dönünce yüzbaşılığa yükselir. 8 Şubat 1914’te râsıtı yani gözlemcisi Sadık Bey’le İstanbul-İskenderiye uçuşlarına başlarlar Muavenet-i Milliye adlı uçaklarıyla. Fakat 27 Şubat 1914 günlü uçuşları sırasında Şam civarında düşerek ilk hava şehitlerimiz de olurlar. Henüz yirmili yaşlarını süren bu iki pilotun hedefe de varmadan ölmeleri büyük üzüntü yaratır.

Benim bu iki tayyareciden haberim Ömer Seyfettin vesilesiyledir. 12 Mart 1914 tarihli “Zekâ”da yayımlanan “Milli Şiirler” başlıklı yazısında iki şiire yer verir Ömer Seyfettin. Biri Ali Ekrem Bey’e ait olup aruzla ve yaşamayan kelimelerle yazılmıştır, diğeri de Aka Gündüz’ün “Yaşayan Ölüler”idir. İlk bent şöyle: “ Gökte bulutlara bir yoldaştınız, / Denizler aştınız, dağlar aştınız , / Hilal nuru gibi uçup taştınız, / En sonra düştünüz toprak üstüne, / Tarihte bir altın yaprak üstüne.” Ali Ekrem’in “tünd-bâd-ı cûş-â-cûş”lu dilce yapay şiiriyle diğerini karşılaştırır Ömer Seyfettin, “milli matemi konuşulan güzel Türkçe ile ve milli Türk vezniyle yazan” Aka Gündüz’ünkini haliyle över.

Feridun Fazıl Tülbentçi’yi çok dinledim. “Tarihten Bir Yaprak”tı programının adı, ajans haberlerinden hemen sonra 19.15’te başlardı. Adı sonradan değişmediyse yanıldığım kesin. Tülbentçi bu radyo programlarına 2 Mayıs 1942’de başlamış, ama “Geçmişte Bugün” adıyla. Saati doğru: 19.15. Tülbentçi 27 Şubat 1949 akşamı “Geçmişte Bugün”ü işte bu iki şehide ayırır.

Ayırır da temiz Türkçe ile yazılı metni Ankara’dan uzakta, sık sık küsüştüğümüz bir ülkenin bir şehrinde, Selanik’te Menelaos Cosmidis adlı Kastamonulu bir Rum’un radyoyu can kulağıyla dinlediğini nerden bilsin! 49 yaşındaki bu Anadolulu Rum, Selanik’e mübadele sonucu toprağından koparılıp götürülmüş olacak. Ne savaş ne eziyet ne de sürgün engellemiş Ankara’yı ve Tülbentçi’yi dinlemesini. Hele ki “sabavet yani çocukluk yıllarının en önemli olayı”nın anlatıldığı akşam iyice kulak kesilmiş Cosmidis, dayanamayıp Tülbentçi’ye mektup yazmış –Kastamonu sultanisinde öğrendiği Osmanlıca elyazısı güzel rikasıyla. “Aziz Vatandaş, Muhterem Efendim” hitabıyla başlayan mektupta “muhtemelen yöresel Kastamonu basınında yer alan ilginç bir şiir” de bulunuyor. Bu bilgiler “Cumhuriyet Kitap”ta (Sayı: 1303, 5 Şubat 2015) birkaç aydır köşesi “Kirl Çıkı”da yazan Emin Nedret İşli’den.

Anlattıkları, Cosmidis Efendi’nin ve onun gibilerin bu topraklardan zorla, adeta sökülerek götürüldüklerinin delili.

“1914’de Kastamonu Sultani’sinin birinci sınıfında 14 yaşında bir talebe bulunuyordum. / Bir gazetede bu iki Türk kahramanlarının felâketlerini okudum. Ve aynı sütunda şu atideki manzumeyi gördüm. Dünkü gibi hâtırımda şöyle diyordu:”

Hey ya Rabbi! Şiir kendi şiiri değil, “Kastamonu basınında” belli ki haber süslemek için yer almış bir gazete şiiri, ezberlemiş bunu Efendi, 35 yıl sonra da üstelik büyük bir adres değişikliğine rağmen şiiri hafızasında tutmuş Tülbentçi’ye de yazmış. Gerçekten ilginç.

Şiiri görünce şaşırdım. Şiir Aka Gündüz’ün şiiri: “Gökteki bulutlara bir yoldaştınız / Dağları aşdınız, denizleri aşdınız / Nur ve hilâl gibi uçup taşdınız / En sonunda düşdünüz toprak üstüne / Tarihte bir altın yaprak üstüne”.

Mektubun şiirden sonrası pek firaklı: “Lisanımı ve edebiyatını çok sevdiğim için, gençlik bu ya… Hemen ezberledim. Ertesi günü edebiyat dersinde muallimden müsade alarak teessür ve heyecanla onu ezberden okudum. Elem henüz pek taze olduğundan tabiatıyla muallimimiz pek müteessir fakat çok da memnun oldu. Ve derhâl bir ‘Tahsin’ mükâfatı yazdı. Bu büyük mükâfatı o sene ilk ve son olarak bendeniz almışdım. / Hürmetle, Menelaos Kozmidi”

Sonrasında bir ek var, o da şöyle: “Afınıza mağruren eski hurufâtla yazıyorum. Yenisi bendenizi burada buldu. Muhtemel imlâ hatalarımı da hoş görürsünüz yirmi altı sene sonra ilk def’a olarak yazıyorum. Mim. Kaf.”

Nerden nereye! Bir şey yazılmasın, ordan oraya, ordan oraya gizliden gizliden gider ve bir yerden yeraltı suları gibi toprak üstüne çıkar. Yahut şöyle: Aidiyet müthiş bir duygu! Unutulur, sürgüne gönderilir bir şey değil. Hep hatırdadır. Ve peşinden gelir.

Diğerleri

KİRLİ İŞ 14 Kasım 2017

III. MİLLÎ KÜLTÜR ŞÛRASI 14 Mart 2017

GORKİ'NİN HAYATINDAN ON YIL 28 Temmuz 2016

FUARLAR VE MALATYA 14 Mayıs 2016

"GENÇLER! KIRMIZI GÜLLER!" 28 Ekim 2015

KENT VE KENTLEŞME 28 Ağustos 2015

EDEBİYATLA 84 YIL 14 Ağustos 2015

AHMET VEFİK PAŞA 28 Temmuz 2015

NALBUR 14 Temmuz 2015

SAÖP'NİN 510. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI 28 Haziran 2015

ÜÇ ALINTI yahut NEDEN BÖYLE OLDU 14 Haziran 2015

KÜRTLER 28 Mayıs 2015

ÇİNGENELER 14 Mayıs 2015

KIRSALDA YAŞANMAZ 28 Mart 2015

YAŞAR KEMAL'Lİ BİRKAÇ HİKÂYE 14 Mart 2015

İKİ TAYYARECİ 14 Şubat 2015

ÂFET ILGAZ İÇİN 28 Ocak 2015

HATÂYÎ 14 Ocak 2015

GELELİM FATİH'E 28 Aralık 2014

İHTİLAL 14 Aralık 2014
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net