Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
ÜÇ ALINTI yahut NEDEN BÖYLE OLDU 14 Haziran 2015

 

 

Necati Mert, Memleket Kitabevi, İstanbul, İletişim, 2013

 

Bugün 3 Haziran 2013, Pazartesi. Önce içki yasağı, ardından Taksim Gezi Parkı’na AVM kararı, üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adı verilmesi ve parka kepçelerin dalması… Bir haftadır Türkiye ayakta. Direnişin, yakın coğrafyalardaki bahar isyanlarına dönüşeceğinden çekindi hükümet, “AVM değil tretuvar çalışması yapıyoruz” dedi, polisini de çekmesiyle ortalık sakinleşti. Ancak iki gündür RTE, aynı RTE. Dil, bizim gazetecinin dili: Ben gücüm, yaparım, sana da sormam. “Taraf”ın manşeti şöyle: “Dersini almadı”. Altta üç spot, üçü de RTE’den cümleler, ilki şöyle: “Gezi’de yayalaştırmayı da, tarihi kışlayı da yapıyoruz, yapacağız. Biz birkaç çapulcunun o meydana gelip tahrik etmesine pabuç bırakmayız. (Türkçesi: Tahriki de biz yaparız.) Cami de yapacağız. İzni çapulcudan alacak değilim, o izni millet verdi.” Eskilerin “tevâfuk” dedikleri, bu iki dil arasındaki gibi uygunluklar işte.  (s. 249-250)

*

Bugün 12 Haziran; Taksim Gezi Parkı direnişinin on altıncı günü. Polis, yurt dışından dönen RTE’nin şipşak talimatıyla dün gece harekât başlattı, şu saat itibariyle meydandaki maskeli grupları da, gezideki çevrecileri de dağıttı. Yaşananlara Müslümanların bakışları farklı farklı. Sevdiğim, saydığım bir arkadaş, bir bilinir isim, bu süreci RTE gibi değerlendirmesiyle şaşırtmıştı hepimizi, 8 Haziran tarihli tweet’i üstüne tuz biber ekti: “Menderes’in katilleriyle birlikte olamayız.” Taksim direnişi bütünüyle CHP’ye mal ediliyor demek. Değil oysa. Hem öyle bile olsa, CHP’nin Menderes katilliği elli küsur yıl önceye ait. Bu yılların esnettikleri hiç olmamış mıdır? Bunca yılı hiç yaşanmamış mı sayalım? Hem yanlışının cezasını çekti CHP, o gün bugün iktidar yüzü görmedi. Dört halifesinden üçünü katletmişlerin torunlarıyla birlikte olamam diyor muyum ben? (s. 261)

*

Bugün 17 Haziran, Pazartesi. Taksim Gezi Parkı protestolarının 22. günü. Polis ilk gün kimseyi ayırmadan sert davranmış, sonraki günler gücünü meydandaki maskeli, taşlı, Molotoflu gruplar üzerine yoğunlaştırmıştı. RTE’nin yurt dışından dönmesiyle hava sertleşti, “Milli İradeye Saygı” mitingleri için düğmeye basıldı. İlki Cumartesi günü Ankara Sincan’da, ikincisi dün İstanbul Kazlıçeşme’de yapıldı. Erdoğan Ankara’da, “Çok açık söylüyorum, Gezi Parkı yarın boşaldı boşaldı, boşalmazsa polis orayı boşaltmasını bilir” dedi, gerçekten de iki saat geçti geçmedi, geziye de girdi polis, çocuk, kadın, yaşlı, anne, baba demeden girişti, tazyikli su sıktı, biber gazı kullandı, parkı dağıttı. Dün de İstanbul’da talimatıyla ve polisiyle övündü Başbakan: “Biber gazı kullanıyormuş polis. N’olacak kullanmayacak mıyız?” Aman efendim! Siz istersiniz de kullanılmaz mı? Sıkılan suya kimyasal da katılabilir. Su kızarır, niçin kızardığı sorulduğunda da Vali Mutlu cevap verir: “Katılan, kimyasal değil. Zararsız bir ilaç.” Peki ilaç neden? Allah’ım nelerle uğraşıyoruz! Sakarya Büyükşehir Belediyesi Ofis Sanat Merkezi “Ara Güler Fotoğraf Sergisi” ile açıldı bugün. Şehirlerin kültür sanat mekânları etrafında hane halkının kahvaltı ettiği, çorba içtiği sofralar gibidir. Şehir sakinleri buralarda buluşur, birbirini dinler, birlikte yaşamanın kültürünü yaratırlar. Adapazarı bu kültürü ait olduğu medeniyetten bir ilhamla, ilhamla değil içgüdüsel, içgüdüsel değil sezgisel, sezgisel değil bir alışkanlıkla aldı ve yaşadı. 2010 Şubat’ından beri AKM’deki ve AFA’daki etkinliklerle bu kültür bilince çıkarılıyor. Ofis Sanat Merkezi bu bilinci hızlandıracak yeni bir mekân; Başkan Zeki Toçoğlu’na şükran doluyum. Şükran doluyuz. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı İbrahim Aktürk’e de elbette. Neclâ’laydık. Açılıştan sonra eve geldik. CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge”si başlamış, Ahmet İnsel konuşuyor, stüdyodaki diğer iki prof. ile Ankara’dan katılan bir misafir de dinliyor. Ahmet İnsel –ki on beş gün önce yine “Tarafsız Bölge”de Gezi direnişi için “haysiyet ayaklanması” demişti- polisin cumartesi akşamı geziye, kadın, çocuk, anne, baba demeden nasıl girdiğini anlatıyor heyecanla, Ahmet Hakan, şeytanın avukatları yerine soruverdi: “Çoluk çocuğun orada ne işi var diye soruluyor ama?” Şaşırdı İnsel. Ben de şaşırdım. Dükkânım bombalandığı akşam komiserin sorusu da böyleydi: “Neden yine sana?” Bu soru yanlış. İnsel’e sorulan da yanlış. Sorulması gereken şu: “Orada çoluk çocuk varken polis oraya neden giriyor?” Eylemcilerin kavgaya değil de bayrama geldiklerini çocuktan daha güzel başka ne anlatabilirdi ki! Tuhaf bir memlekette yaşıyoruz vesselam! İyilikte de kötülükte de geçmişi hatırlamamak ne mümkün! (s. 268-269)

 

Diğerleri

KİRLİ İŞ 14 Kasım 2017

III. MİLLÎ KÜLTÜR ŞÛRASI 14 Mart 2017

GORKİ'NİN HAYATINDAN ON YIL 28 Temmuz 2016

FUARLAR VE MALATYA 14 Mayıs 2016

"GENÇLER! KIRMIZI GÜLLER!" 28 Ekim 2015

KENT VE KENTLEŞME 28 Ağustos 2015

EDEBİYATLA 84 YIL 14 Ağustos 2015

AHMET VEFİK PAŞA 28 Temmuz 2015

NALBUR 14 Temmuz 2015

SAÖP'NİN 510. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI 28 Haziran 2015

ÜÇ ALINTI yahut NEDEN BÖYLE OLDU 14 Haziran 2015

KÜRTLER 28 Mayıs 2015

ÇİNGENELER 14 Mayıs 2015

KIRSALDA YAŞANMAZ 28 Mart 2015

YAŞAR KEMAL'Lİ BİRKAÇ HİKÂYE 14 Mart 2015

İKİ TAYYARECİ 14 Şubat 2015

ÂFET ILGAZ İÇİN 28 Ocak 2015

HATÂYÎ 14 Ocak 2015

GELELİM FATİH'E 28 Aralık 2014

İHTİLAL 14 Aralık 2014
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net