Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
HALDUN TANER'İ HATIRLAMAK Yeni Şafak Kitap, 13 Temmuz 2015, Sayı: 100

 

 

1962-63 ders yılı. Lise sondayım. “Ayyar Hamza” adaptasyon, onu oynayacağız, başrol de bende. Aslı olan “Scapin’in Dolapları” Şehir Tiyatrolarında oynuyormuş, hisse kapalım diye götürdüler. Pek hoşlandık, bir de “Huzur Çıkmazı” yaptılar.

Haldun Taner, öykülerini karşıtlıklar üstüne kurar. Okuduğumda on iki oyunu vardı; ikisi kitap, diğerleri tekst halindeydi; oyunları da siyah-beyazdır. Çatıştırır Haldun Taner; ilginçtir benciller, maddiyatçılar, üçkâğıtçılar kalabalıktır, dayanışır, cephe oluştururlar adeta; diğerkâmlar, değerliler, dürüstler ise toplum rutinine ayak uyduramayıp kendi dünyalarına çekilmiş münzevilerdir. Mücerret yaşarlar.

Biyoloji öğretmeni Memnun Bey de, ismiyle müsemma bir yalnızdır. İyilik ve tolerans adamıdır. Öğretmenden hayli genç karısı adamın aşırı iyi(mser)liği karşısında hasta düşer, o hâle gelir ki iyileştikten sonra bile ezikliğin öfkesiyledir, elinde iyileştiği doktor Hâzık’la çıkmaya başlar. Memnun Bey, yine de kötüye yormaz. “Huzur Çıkmazı”nı izlerken, Memnun Bey’in seyirciye ironi kurduğunu sandık; düzeltirim: bizi işlettiğini düşündük, ironi falan bildiğimiz yok o zaman.

Ertesi yıl DTCF’de Türkoloji’deyim. Kenan Akyüz hocamız. Faruk Nafiz, Musahipzade Celal, Necip Fazıl… tiyatrolarını gördük birer sömestr. Ankara demek tiyatro demek, seyretmediğim oyun kalmadı o beş yıl, hocaya hissettirdim herhalde gözümün tiyatrodan başka bir şey görmediğini, tez günü geldiğinde, “Haldun Taner” dedi, “Tiyatro Yönünden Haldun Taner”. 

Şimdi kolay:  Hz. Geoogle’a gir, yazarın adresini al, suretini kopyala yapıştır. Öykülerinin Varlık’tan çıktığını biliyorum, gittim, Yaşar Nabi ikiletmeden adresi yazdı, verdi: “Kadıköy Mühürdar, Bağlar Cad. Bağlar Ap. No 115” idi galiba.

Apartmanın önünde gittim geldim. Gördüğüm yazarlar olmuştu ama, yüz yüze nasıl gelindiğini bilmiyordum.  Merdivenleri çıktım. Yoluna bakılan bir muhteremmişim gibi çat kapı yapacağım. Yapamıyorum. Zile kendisiyle ilgili bir haberden alınmış, zilden ebatlı bir gazete kesiği yapıştırılmıştı. Üstünde de sadece “Taner” yazıyordu. “Allegro ma von Troppo” öyküsündeki müzik hocasının zildeki kartviziti insana nasıl şapka çıkartacak denli gösterişli ise bu kesik de o rütbe gösterişsizdi. Yahut şaka gibi. Şaşırdım. Hem de uyandım: Ne telefon, ne randevu, ne müsait misiniz, ne de elimde bir çam sakızı! Sellemehüsselam gelmiştim.  

Döneceğim, dönemedim. Kapıda Haldun Taner, yanında, az arkasında annesi olduğu besbelli bir hanım. Kim olduğumu, niçin geldiğimi söylemem lazım. Diyemiyorum, onlar da hâliyle buyur edemiyorlar. Ayağımı eşikten attım. Giremiyorum. Öteki ayağımı da attım, Yaşar Nabi, Kenan Akyüz de dedim –ne anlaşıldı bilmiyorum-  kapıyı tutmaktan vazgeçtiler.

İki yıl kadar sürdü tez çalışmam. Bu süreçte farklı farklı yerlerde ikisi adeta tam gün, altı yedi kez Hoca’yla oldum. Marmara’yı bütün panoramasıyla gören salonun girişinde hemen solda yuvarlak bir masa vardı, o masada oturduk, çalıştık; bir keresinde, öğle vaktiydi, Seza Hanım yemek çıkardı, dilimlenmiş balıktı galiba, sepet içinde, ufarak ve yuvarlacık sandviç ekmekleriyle sundu. Duvarda ensiz ama boylu, suluboya sıcaklığında bir resmin içinde de vardı Seza Hanım, beş yaşında iken babasız kalıp Galatasaray Lisesine “parasız yatılı” alınan oğluna bakıyor gibi miydi? 

Anlatırdı Haldun Taner. Gösterirdi. Sözü de kuvvetliydi oyunculuğu da. Bir tarif yapardı, efradını cami, ağyarını mani cinsinden. Sonracığıma karşılaştırırdı. Benzeri yoktur. Çalışmamı her aşamasında gösterdim, yardımlarını aldım. Bir sözden, bir –ne bileyim- herhangi bir şeyden alır başını giderdi. İşte, bu daldan dala atlayışlardaydı asıl Haldun Taner

İlk kez ondan duyup öğrendiğim hayat ayrıntıları o kadar çoktur ki. Bir fotoğraf gösterdi bir gün, sakallı, kibar bir bey vardı fotoğrafta, Hoca sordu: “Kaç yaşındadır?” Haldun Taner 52-53 yaşlarında o zaman, fotoğraftakiyse yaşlı, “En az altmış” dedim. “Babam” dedi, “otuz sekiz yaşında. Sakal ve kıyafet tahmini etkiliyor.”  Babası Ahmet Salahattin Bey milletvekili. Devletler Hukuku profesörü. İttihatçı. “İttihatçıların aleyhinde çok şey söylendi” dedi bir gün de , “Ama onların faydaları da oldu.” Baba hasretiyle mi söyledi bunu, yoksa başta tiyatro olmak üzere İttihatçıların modern Batı hayranlığına saygıyla mı? Böyle bir yanı vardı, “Biz bize benzeriz” sözünü sevmez, diyenlerin bu sözle bir şeyleri örtbas ettiklerini düşünürdü. Hem neden kendimizle yetinecektik ki! Fakat tezim için hararetle önerdiği kitap Baltacıoğlu’nun “Türke Doğru”su idi. 1967 depreminin ardından yazdığı mektupta da “Deprem her Türk gibi beni de üzdü” cümlesi vardı. Tiyatrosunda Brecht ile Türk geleneğini nasıl buluşturduysa benzerini de günlük hayatında yapıyordu galiba. Dili de öyle değil miydi? Kökeni Arapça yahut Öz Türkçe yahut da İtalyanca imiş, ayrı gayrı bilmez hepsini kullanırdı. Da Ataç da kızardı.

Yıllar sonra Postacı Mario’ya Neruda’nın verdiği metafor dersleriyle karşılaştığımda tarifsiz gidişler gelişler oldu içimde. Doluklaştım. Sanat manat kem küm etmiş olmalıyım, bardağı önüne çekti Hoca, “ Bu, çeşme” dedi, iki de kalemi iki yandan çeşmeye doğru yürüttü, “Bunlar da Çamur İhsan’la Manyak Cafer. Sinsi sinsi yanaşır Manyak (Cafer’in kalemi sürüne sürünedir), çeşme başında Çamur’a pat! pat!” (İhsan’ın kalemi düşer). Küçük bir es… “İşte sanat bu!” dedi “Bir şeyi bir başka şey üstünden anlatmak. Bardağı çeşme yapmak.”

Epik tiyatronun Aristocu illüzyonist tiyatrodan farkını da böyle anlattı: Kalktı masadan. “Ben şimdi kütüphaneci Nesip’im” dedi, “Sen de turist rehberi Oktay ol.” Ben de kalktım, oldum. “Diyelim ki tasvir ettiğim Prut gecesine itirazın var; ben de kaynakları bilen olarak diyorum ki: ‘Getirin kaftanımı, kavuğumu!’ Getiriyorlar, giyinmeme siz de yardım ediyorsunuz, şimdi de Baltacı oluyorum.”

Sözün özü: Eski tiyatroda seyirci önünde turist rehberi iken paşa olunmaz. Ama Brecht’te olunur.

Sanatın benzetmeli dili öyküsünde, tiyatrosunda mıydı sadece? Bütün sesimle asla! Her ân’ında o dil vardı. Bir hanımdan mı söz edecek, “kendini güzel zanneden”; bol giyinmiş biri mi anlattığı, “ağbisinin ceketini giymiş gibi” nitelemeler getirirdi önlerinden.  

Yav anlatmakla biter mi Haldun Taner?

Tiyatromuzun beş büyük isminin kimler olduğunu Haldun Taner’den öğrendim. Halikarnas Balıkçısı’nın rehber olup turist gezdirirken tiyatroların akustiğini göstermek için sahneye fırlayıp nasıl tirat seslendirdiğini… Sonra anakronizmi… “Stream of life”ı…

Seza Hanım’dan da öğrendim: Haddini bilmeyene haddini bildirmenin öksüze kaftan giydirmek kadar sevap olduğunu…

Bir de fotoğrafım olaydı Haldun Taner’le, olaydı da yazıyı süsleyeydi. Yok işte. Üstelik babam da fotoğrafçıydı. Ayıbımdır.

 

 

Diğerleri

İYİ Kİ OYNAMAMIŞIZ! Karabatak, Sayı: 30, Ocak-Şubat 2017

ŞEHİR VE ÖLÇÜ* 23 Kasım 2017

YAYIMLANMAYAN RÖPORTAJ Karabatak, Sayı: 29, Kasım-Aralık 2016

KONUŞACAKSAK EĞER Karabatak, Sayı: 28, Eylül-Ekim 2016

BAZI İNSANLAR BAZI KELİMELERDEKİ Karabatak Sayı: 26, Mayıs-Haziran 2016

SANAT, MİMAR, MEMUR Karabatak Sayı: 25, Mart-Nisan 2016

DÜZGÜN İŞ YAPAMAYIŞIMIZ Karabatak, Sayı: 24, Ocak-Şubat 2016

ŞEHRİN TAŞLARI Karabatak, Sayı: 23, Kasım-Aralık 2015

RESMİ BIRAKIRIM Karabatak, Sayı: 22, Eylül-Ekim 2015

ADSIZ LALELER Karabatak, Sayı: 21, Temmuz-Ağustos 2015

17 AĞUSTOS'UN İLK YILDÖNÜMÜ VE SİVİLLİK Bilgi, Sayı: 3, 2000/2

HALDUN TANER'İ HATIRLAMAK Yeni Şafak Kitap, 13 Temmuz 2015, Sayı: 100

CÜMLE, BAĞLAM, ÖZDEYİŞ Karabatak, Sayı:20, Mayıs-Haziran 2015

SADE TÜRKÇE KARŞISINDA ÖZ TÜRKÇECİLER Karabatak, Sayı: 19, Mart-Nisan 2015

HALDUN TANER VE "KEŞANLI ALİ DESTANI" .tr dergisi, Sayı: 1, Mart-Nisan 2015

MÜNAZARALARLA GELİNEN Karabatak, Sayı: 18, Ocak-Şubat 2015

HALK VE MODERNLER Son Yeni Biçem, Sayı: 51, Temmuz 1997

ORHAN KEMAL: SADE DİLİN USTASI  Kitap Zamanı, Sayı: 104, 1 Eylül 2014

SANAYİ, FUTBOL VE SÜS BİBERİ EDEBİYAT  Düşler Öyküler, 1997

"CER HOCASI" VE FATİH'İN FOTOĞRAFI  E, Sayı: 7, Ekim 1999
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net