Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
KÜREYLE BULUŞMAK 12 Ağustos 2015

 

 

Ne özel okulu övebilirim ne de özel hastaneyi! demiştim. Bayraktarlığını yapmayacağım bu iki işten birini iş edinmiş, iş değil, dert edinmiş, ayrıca en iyisini yapmak için de sanki ant içmiş bir arkadaşım var, önceki yazıya da bir nedenle girmişti, dükkâna geldi, yüksek yüksek sesle sordu: Neden övmezmişsin bakalım?

Yav, eğitim ve sağlık dallarında iş yapan o kadar çok firma ve patron geldi ki aklıma ilk satırı yazarken ama bizimki hiç mi hiç. Ötekiler yalapşalap yapıyorlardı işlerini. Renk menk yoktu yüzlerinde. Bizimki öyle mi ya! Onunla sinema konuş, şiir, hikâye, siyaset, dil, azınlıklar, aklınıza ne gelirse… Anlatan da rahatlar, dinleyen de. Günlük hayatını renk ve kalite üzerine kurmuşsa bir insan, gün gelir, o renk ve kalite kendini işte de gösterir…

Gösterir ve… Övmek zorunda mı kalırım?

Kalmam. Zorlanmam.  Bir şiir-öykü yarışması nedeniyle beş yıl ilişkim oldu Enka Okulları’yla. Gördüğüm özel okullara üstünlüğü vardı. Bunu görmezlikten mi gelmeliydim? Geçen yılın Mart’ı, Nisan’ıydı galiba, Doğa Koleji’nde kitap fuarı açılacağını duyduk, sonra on, on beş kadar yazarın, şairin geleceğini falan; hiç abartmıyorum halı saha çadırı gibi bir çadır kurulu idi, içi kitap dolu, bunu gördük, oyalanmadan salona geçtik, Ataol (Behramoğlu) okudu, Haluk Çetin müziğiyle eşlik etti, tekrar fuara indiğimizde bu defa da gördük ki çocuklar kitap da alıyor, yazarlarıyla da yüz yüze görüşüyorlar.

Bunlar hatta daha büyükleri aslında devlet okullarında yapılması gereken etkinlikler. Geleceğe yatırım çünkü. Ama olmuyor. Yapılmıyor. Devlet okullarında böyle etkinlikler olmuyor diye Devlet Okulları’ndan vazgeçemem. Nasıl ki özel okullardan yapanlar var diye Özel Okullar’a da bayraktarlık etmiyorum. Yapan özel okulu alkışlarım, duyurmaya çalışırım, ama bilirim ki yapılmaları bizim arkadaş gibi sayılı isimler sayesindedir. Marifet özel okulda değil yani.

Şehir merkezlerindeki dev marketlerle şehre araba mesafesinde yer alan AVM’leri sevmem bir de. Bunu da dedim. Ama AGORA’yı sevdim. Neydi orada gördüğüm, bilmiyorum ama gördüğüm her şey bir güzelliğin karşısında olduğumu/zu hissettiriyordu. Gördüğüm başka AVM’lerle karşılaştırarak bulduklarımdı bunlar da. “Neden övmezmişsin bakalım özel okullarla özel hastaneleri” diye soran arkadaşla bu AVM meselesini de konuştuk. Bizim şehrin diğer AVM’lerinden özellikle biri için dedi ki: “Onu, o AVM’yi buralı kafa yaptı. Onun için de olmadı. Bir AVM’nin kapalı alanı ile açık alanı arasında bir oran vardır, bu basit orana bile uymadılar. Diyelim, açıkta şu kadar metrekare ayıracaksın, ne lazım bunun için? Bir şerit metre, bir T cetveli, hadi diyelim bir de hesap makinesi… Hiçbirini kullanmadan, göz kararı alan açtılar. Oraların boş tutulması gerekiyor, tutmadılar, böldüler, böldüler, her parçayı çaycıya, mısırcıya, dürümcüye, dondurmacıya veriverdiler. Orası oldu şimdi nahiye panayırı.”

Evet, buralılık bu işte: yerellik.  Beşköprü’yü sınır bilmek, ötesini yok saymak.

Oysa kürenin mimaride, ekonomide, sosyal ve kültürel hayatta, sanat vb yaratıcı dallarda yakaladığı bir düzey var. Ona eleştiriniz olabilir, ama kayıtsız kalamazsınız. O bir realitedir. Eski dille: vâkıa. Küreyle buluşmak demek, yaşadığınız zamanın imkânlarını kullanmak demek. AGORA sanırım bu büyük buluşmayı sağlamış. Sağlayamayanı zaten azimet bekliyor. İşte Kodak: Bir ABD firması ki fotoğrafçılığın ta 1888’den beri adeta tek tabancası olmuş. Fotoğraf makinesi, fotoğraf filmi: siyah beyaz ve renkli, ayrıca her çeşit sarf malzemesi, belki aksesuar, parça falan yapıyor, dünyanın 1 numarası…  Gelgelelim zamana yenik düşüyor. Zaman da filmsiz, baskısız bir zaman. Digital. Firma üstelik uzak da durmuyor digitale, digital fotoğraf makinesi de üretiyor, ona rağmen 2011 yılında iflasın eşiğine geliyor, ellerindeki patentleri satarak şirketi kurtarmaya çalışıyorlarsa da başaramıyor, Ocak 2012’de iflaslarını bildiriyorlar.

“Yenenler, yenilenlerin / dikişsiz, ak gömleğinde sildiler / kılıçlarının kanını. / Ve hep beraber söylenen bir türkü gibi / hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak / Edirne sarayında damızlanmış atların / eşildi nallarıyla. / Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların / zaruri neticesi bu! / deme, bilirim! / O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim  / Ama bu yürek  / o, bu dilden anlamaz pek. / O ‘hey gidi kambur felek, / hey gidi kahpe devran hey’ / der.”

Evet, farkındayım; nedendir bütün bunlar bilirim. İstemiyorum.

Nedir yenenlerin bildiği? Bilip de yaptığı? “Yenenler, yenilenlerin / dikişsiz, ak gömleğinde sildiler / kılıçlarının kanını.” Ve “hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak / Edirne sarayında damızlanmış atların / eşildi nallarıyla.” Bunun için mi? Yazıklar olsun!

Küreyle buluşmak demek, yaşadığınız zamanın imkânlarını kullanmak demekti hani! Kullanamayanı azimet bekliyordu! İşte Kodak’tı!

İnsan bu! Doğruyu bazen söylüyor, bazen gizliyor. Ben ise bir garip âdem! Kodak’ın yapamadığını ben nasıl yaparım!

Benim dışımda herkes biliyormuş meğer: Karaburun mağlupları “omuzlarında dilim dilim kırbaç izleri / yüzleri kan içinde” ve “çıplak ayaklarıyla yüreğime basarak” Aydın ellerinden geçerken  “ve hep beraber söylenen bir türkü gibi” diyorlardı ki: Alışmaya bak! Alışmaya bak!

Deme cahil! Benim alışkanlıklarım mı yoktu? Alışkanlıklarımdan şikâyet mi ettim?  Yoksa boşta mı gördünüz beni? Yeniden yeniden harita çizmeye ne kadar da meraklısınız!

Sizinle olunmaz! Allah’ım sana geliyorum!

Diğerleri

ÇAVDAR UNUNDAN BAKLAVA 2 Aralık 2017

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016

AYAĞINIZ YERDEN KESİLMEK ÜZEREYKEN 02 Temmuz 2016

PERDE GAZELİ 02 Mayıs 2016

ENGİN 22 Eylül 2015

EYLÜL GELDİ Mİ 2 Eylül 2015

AYIN İLK PERŞEMBESİ 22 Ağustos 2015

KÜREYLE BULUŞMAK 12 Ağustos 2015

AVM VE AGORA 2 Ağustos 2015

MADEM DOĞRU KONUŞULACAK 22 Temmuz 2015

ON GÜN 2 Haziran 2015

ÇALIŞTAYDA III 12 Mayıs 2015

ÇALIŞTAYDA II 22 Nisan 2015

ÇALIŞTAYDA 12 Nisan 2015

KÜTÜPHANE VESİLESİ İLE 2 Nisan 2015

ŞEHİR KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI 22 Mart 2015
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net