Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
ENGİN 22 Eylül 2015

 

Bu dünyanın yalancı dünya olduğunu bu dünyada iken anlamıyoruz. Genellemeyeyim, ben anlamıyorum. İntibaha gelişim adam gibi bir adamın göç haberiyle oluyor. Oysa ta Yunus’tan beri dizelerde bu müthiş hakikat: “Yalancı dünya konup göçenler / Ne söylerler ne bir haber verirler / Üzerinde türlü otlar bitenler / Ne söylerler ne bir haber verirler.”

Gidenlerin konuşmadıklarını, haber vermediklerini söylüyor Yunus ya inanmam; gidenler konuşmamış olsaydı yukarıdaki dizeler dökülebilir miydi? Verdikleri ders gidenlere karşı galiba ödenmez borca sokuyor bizi. Yunus için değil sözüm; şiiriyle ödeşti o. Ama ben çok kişiye borçlu olduğum gibi Engin’e (Gümüş) de borçluyum.

Ölümünü bir sabah ilk haber olarak aldım. Mesajı gönderen, cenazesinin ertesi gün (yarın) ikindileyin Çınardibi köyünde toprağa verileceğini yazıyordu. Gönderenin yarın’ı ile benim yarın’ım uyuşmamış meğer, son yolculuğunda bulunamadım. Hastalık üç ay içinde gelmiş ve götürmüş. Hastalığıyla ölümünü on beş gün kadar arayla duydum. Hastalık ilerlemiş, öyle dendi, ziyaretine güç yetiremedim. Engin’i seviyorum, düşüncelerimiz yakın, kitapçılık yapıyoruz ikimiz de; öyleyken bu üç ayın öncesine bir üç, belki daha fazla ay ekleyin, onca zaman görüşmemişiz. Vah ki vah!

Engin’le ne zaman, nerede tanıştık? Hatırlamıyorum. O çok eskiye dayandığını söylerdi. İlk kitaplarını bizim dükkândan almış. İki üç hafta kadar çalışmış da. Öğrencim de mi olmuş? Ne desem yalan! Bunları uyduruyor da olabilirim. Beni çok iyi biliyor, iyi izlemiş. Bana değil sadece, takibi herkes için müthiştir. Gözler, ama görünmez. İllegalden alışkınlığıdır demeyeceğim; tabiatı öyleydi: kendisini göstermez, öne çıkarmazdı.

Bir gün bir parti broşürü geçti elime. Benim partiyle ilişkim olmaz, broşür bir kanaldan ulaştırılmış demek, niye ki diye karıştırdım, a! kitaplarımdan söz eden üç beş satır var içinde. Edebiyatla ilişkisi okur olmaktan, yazıyla ilişkisi pusula yazmaktan öteye geçmemiş birinin elinden çıktığı besbelli. Ama hangi parti yayınına edebiyat girmiş bugüne kadar? Hem partili olmayan biri parti broşürüne alınmış mı hiç? Çok çok sonra öğrendim: Broşür Engin’in marifetiymiş;  o gün tam da, “Bunu yapsa yapsa Engin yapar!” denecek günmüş, ilişkilerini mübadele mantığıyla kurmadığını Engin’i tanıdıkça öğrenecektim.

Depremden sonradır tanışıklığın arkadaşlığa dönmesi. Sınıfları birleştirilmiş, olsun olsun otuz, otuz beş öğrencili bir köy okulu için ders kitabı gerekti. Engin’’in ağırlıklı işi kitap dağıtımcılığı o zamanlar, kestirmeden iş göreyim diye Cağaloğlu’na deği Engin’e gittim, olanı aldım, olmayanı sipariş ettim; Şaban (Günel) da oradaydı, laf lafı açtı, dükkâna dönmeyi unutayazdım neredeyse.

90’lı yılların ortalarında cuma akşamları Mesire’ye çıkmaya başladım oranın müdavimi dindarlarla. Rahmi (Sak) de bir başka güzel insan, ağırladı bizi ve daha nice kişiyi. Depremden sonra hayat öyle daraldı ki Mesire’de cennet ferahlığı bulduk adeta. Engin’le Şaban da daralmışlar, Mesire’den söz ettim, farklı farklı insanlar halka olup geçmişten, şimdiden konuşuyoruz, isterseniz sizi de götüreyim dedim. O cuma akşamlarında tanıdım Engin’i. Konuşkan değildi. Ama itirazını erteleyen, bildiğini susan da değildi. Diyeceğini de kırıcı olmadan derdi. Başlangıçta da böyle miydi? Tanıdığımda tek yanlışı “millî iktisat” diye bir kategoriye inanmasıydı. İçinde yer alanları “millî burjuvazi”, zenginliklerini “millî sermaye” diye adlandırıyordu. İlginçtir, yeşil sermayenin bir holdingi üzerinden de iddiasını ispat için yırtınıyordu. Karşısındakiler 12 Eylül’de içeri düşmüş, 163’ten yargılanmış, birkaçı ceza da yemiş İslamcılardı; Engin’den duymamız gerekenleri adeta onlar diyordu.

İktisadın, burjuvazinin ve sermayenin millî’si olmaz mı? İttihat ve Terakki’nin icadıdır bunlar, dediklerine kanarsanız olur. Ama kapitalist sistemde işçi sınıfıyla mücadele eden, onun artıkdeğerine konan sınıfa “burjuvazi” deniyorsa, onun millî veya gayri millî olması işçi için ne fark eder ki!

THKP-C ile DEV-GENÇ’te yer alanlar 1974 affından sonra geçmişi değerlendirmek için tartışma açarlar. THKP-C ile Mahir Çayan’ın görüşlerini savunanlar tartışmalardan çekilir, daha sonra 1 Mayıs 1977’de DEV-YOL adıyla örgütlenir. 1978 yazında da DEV-YOL içinden bir grup örgüt merkeziyle çeşitli konularda anlaşamadıklarını, ilişkilerini askıya aldıklarını açıklar, bir zaman sonra “Devrimci Sol” adlı bir dergi çıkararak yeni bir örgütlenme süreci başlatırlar. Bir başka grup da hiç sağa sola sapma suçlaması yapmadan solu bütün fraksiyonları ile toparlamaya kalkışır, başaramayınca alternatif olarak THKP-C/Üçüncü Yol’u kurar. Kabataslak böyle; aralarında ideolojik ayrılık var mıdır, varsa nedir, bu beni aşar.

Üçüncü Yol, Mihri Belli’nin Millî Demokratik Devrim stratejisinden etkilenmiş olup TSK içinde taraftar kazanmayı amaçlar. Engin bunda yer alır. Silahlı mücadeleden yana bir örgütün elemanı olarak TKP’yi ve TİP’i pasifizm ile suçlar. Silahlı mücadeleyi reddeden örgütlere basar küfrü –ki Şaban’ın TKP’si reddedenlerdendir, tanışmaları kim bilir ne şenlikli olmuş, ilk günlerde kim bilir kaç kez bir dargın bir barışık görüşmüşlerdir.

Ticaret yapılacak iş mi? Asla! Bir’e alıp beş’e satmasını, ama vallahi sermayesine veriyorum demesini bileceksin. Bu da herkese vergi değil. Engin kapmaz, daha elindekini verirdi. Bütün lüksü sigara ile çaydı, daha ihtiyaçlı birini görsün,  onu bile kendine hiç bırakmaksızın verebilirdi. Paylaşmak değil bu, bölüşmek değil, onların üstünde bir şey. Mülkiyetin hırsızlık olduğunu, bırakılması gerektiğini Engin kendince anlatıyordu sanki.

Okul kitabı yayıncılığı yapan bir firmanın bayii idi Engin, ikinci bir firmanın bayiliğini yapmamak üzere de söz vermişti. Bu sözler hep verilir ama hiç tutulmaz, Engin tutar. Tanıdığı bir başka yayıncı Engin’le tekrar çalışmak istediğini söyleyince, firmaya beni önerir. Bayilikmiş, okul çalışmasıymış bunlar bana göre gıllügişli işler, ama Engin öyle dil döktü ve öyle ikna etti ki ben bayiliği aldım, bereket ders kitaplarının bakanlıkça ve ücretsiz dağıtımı başladı da iki yıl içinde sıyrıldım işin içinden. Sürseydi n’olurdu? Okula bağışta bulunuyor, müdüre komisyon, öğretmene payını veriyor, öyleyken alacağı da tahsil edemiyor olurdum.

Engin bütün bunları yaşamıştır –kesin. Borcu yok, varsa alacağı kürek, borcu miskal ölçüsüncedir. Mülkiyetin egemen olduğu yerde mülkiyeti reddetmek ne büyüklüktür. Fakat alıverişte bulunduklarınız, arkadaşlarınız hatta daha yakınlarınız sizinle aynı dalga boyunda değilse –ki genellikle değildirler- hâliniz Pir Sultan hâlidir: “Ben de şu dünyaya geldim geleli / Emaneten bir don giymişe döndüm / Sahibi çıktı da elimden aldı / Koru yerde koyun yaymışa döndüm.”

Şu dörtlüğü yakınları için söylesin Engin: “O yâr geldi geçti geri bakmadı / Hendekler kazdırdım sular akmadı / Çok yuva bekledim cücük [yavru, piliç] çıkmadı / Boş yuva beklemiş yoz kuşa döndüm.”

Anlaşıldı, bitmeyecek bu yazı, ne hatırladım: Engin 12 Eylül’de ceza yer, afla çıkar, teamül, sonuçların da affıdır, fakat sonuçları affedilmez. Yani dernek kurması, partiye girmesi yasaktır Engin’in. Bu dörtlük onlar için: “Ben de erler meclisinde eğlendim / Farzı kıldım sünnetinde bağlandım / Dünya kumar imiş geldim ütüldüm / Kendi hayaline dalmışa döndüm.”

Şu dörtlüğü de kardeşi Nesrin ve son günlerinde yanında olmuş yakınları seslendirsin  Engin adına –kendilerine bin selam ile: “Pir Sultan Abdal'ım bu dünya fâni / Baştan başa kim sürdü bu devrânı / Yârin bir çift sözü üşüttü beni / Yüce dağ başında buymuşa [donmak] döndüm.”

Diğerleri

ÇAVDAR UNUNDAN BAKLAVA 2 Aralık 2017

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016

AYAĞINIZ YERDEN KESİLMEK ÜZEREYKEN 02 Temmuz 2016

PERDE GAZELİ 02 Mayıs 2016

ENGİN 22 Eylül 2015

EYLÜL GELDİ Mİ 2 Eylül 2015

AYIN İLK PERŞEMBESİ 22 Ağustos 2015

KÜREYLE BULUŞMAK 12 Ağustos 2015

AVM VE AGORA 2 Ağustos 2015

MADEM DOĞRU KONUŞULACAK 22 Temmuz 2015

ON GÜN 2 Haziran 2015

ÇALIŞTAYDA III 12 Mayıs 2015

ÇALIŞTAYDA II 22 Nisan 2015

ÇALIŞTAYDA 12 Nisan 2015

KÜTÜPHANE VESİLESİ İLE 2 Nisan 2015

ŞEHİR KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI 22 Mart 2015
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net