Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
FUARLAR VE MALATYA 14 Mayıs 2016

 

 

Fuarlarla, hele ki kitap fuarlarıyla hiç mi hiç başım hoş değil.

Kitabevim de olduğu için kitap fuarlarının bizi ekmeğimizden edeceğini düşündüğüm sanılabilir. Öyle düşünmem oysa. Kitap, fuarda ticaret metaı olur. Onur konuğu seçilen yazar, yapılan paneller, verilen konferanslar hep ticaret ateşi içindir ve yangın yayılsın istenir. Etkinliklere katılımcı olanlar edebiyat için geldiklerini sanırlarsa da aslında ticaret için, tacir için gelmiş olurlar. Nasıl ki vatan için öldüğünü sananlar da, Anatole France’a göre aslında sanayiciler için ölmüşlerdir.

Fuarlardan hoşlanmayışım belki de ekmek meselemle başlamıştır; ancak fuarların asıl amacının kitap ve edebiyat değil de ticaret ve tacir olduğu apaşikâr iken hoşnutsuzluğu hâlâ kitapçının gelecek korkusuyla açıklamak insafsızlık olur. Kaldı ki kendisini endişelendirenden hoşlanmaz kişi, ona düşman da olabilir hatta.

Fuarlardan ne endişeliyim ne de fuarların düşmanı. Başım hoş değil sadece. Hoşlanmıyorum. Hele imza! Yazarlar çarşı içi esnafının müşteri çekmek için dükkân önlerine bir bir çıkmaları gibi yan yana, yan yana dizilmiyorlar mı gülesim geliyor. Hele derslik gibi,  salon gibi kapalı bir yerdeysek gözler kapıda oluyor, her gireni her birimiz kendimize çekmek için yüzümüze en müstear gülüşümüzü  asıyoruz.

Her birimiz dedim, asıyoruz dedim, çoğul kullandım; sevmediğim halde imza programlarına sık değilse de ben de katılıyorum. Anlattıklarım da hep kendi içimden geçenler ve kendi yaptıklarım. Kendimde gördüklerimi her yazar yaşamıştır, yaşamaktadır zannı içindeyim belki. Onlar okurla sahiden buluşuyor, katkılarına sahiden inanıyor, kendilerine teşekkürü sahiden ediyorlardır, inanırım; ben o rütbe sahici değilim, haklarını yediklerim haklarını sahiden helal ederlerse sevinirim.

Malatya 5. Kitap Fuarı’ndaydım. Fuarlar hakkında fikrim değişecek galiba. Ya da şöyle: İstanbul, Bursa, İzmir gibi eski fuarlar için düşüncemde değişme yok. Ankara fuarında da bulundum bu yıl, uzun geçmişi yok, fakat orada görmediklerimi Malatya’da gördüm. Yayıneviyle haberleşme sağlanıp Erzurum’a da gitseydim –öğrendiğime göre- orada da görebilirmişim Malatya’da gördüklerimi. Anadolu’daki kitap fuarları ticarete değil eğitime hizmet için yapılmakta. Şöyle ki etkinliklerin çoğu Malatya’da Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenmişti, konukların yol ve konaklama giderlerini belediye yüklenmişti. Yayınevlerinin etkinlikleri hemen sadece imza ile sınırlı idi. En önemlisi de şu: öğrenciler fuara getirilip kitaba yaklaştırıldığı gibi, okullardaki söyleşi programlarıyla da yazar ve şairlere yaklaştırılıyorlardı. Mesele kitap satmakta değil, kitabın, şair ve yazarın korkulan bir nesne ve kişiler olmadığının bilinmesindeydi. Algılanmasındaydı. Yani 1980’in 12 Eylül’ünde kitabın ve kaleme alanın üstüne atılan lekenin eser miktarda kalmış izlerinin de yok edilmesiydi.

Kitap satılmıyor mu bu fuarlarda? Satılıyor. Panel, konferans vb de oluyor, yapılıyor. Ancak asıl amaç eğitime, kültür ve sanata katkı.

Beni İnönü Üniversitesi Farsça Okutmanı İsmail Söylemez davet etti Büyükşehir Belediyesi adına. Kitaplarımı imzalar mıymışım?  Elbette, dedim. Ardından söyleşi önerisi geldi, konu başlığını vermem istendi. Aklınızdan geçen bir başlık vardır, siz onu söyleyin, birlikte düşünelim, dedim. İsmail Bey’in verdiği başlığa hiç dokunmadım. O başlıkta benim bir kitabıma (Kelepir Sepet) gönderme vardı. Söyleşi konusu dil / Lisan olsun isteniyordu. Bu konuda okurun güvenini galiba almıştım. Başlık mı? Şu: “Kelepir Kelimeler, Dil Bilinci / Dil Maceramız”.

Söyleşileri seviyorum. Yazarın dönüp dönüp yazdığı, eğip büküp bir şekle soktuğu dertleri vardır, söyleşi onların şifahi olanıdır. Dinleyenle yüz yüzesiniz, yüz yüzelik ânında eleştiri demektir; bu bağlamda daha demokratiktir söyleşi. Yazı öyle değil, yazı kalem sahibinin hükmü altındadır, ânında eleştiriye izin vermez. Ertelenmişi de yazıyla yapılır ve enine boyunadır. Diyeceğim, kalem sahipleri arasında geçer yazılı eleştiri.

Ben söyleşilere de bir metne hazırlanır gibi hazırlanarak giderim. Bu yüzden dilimi konuşma diline yakın tutsam da kitabî bulurum çok zaman. Fakat rahatlığı da vardır bunun. Sorulabilecek her sorunun cevabını yüklerim söyleşi metnine yahut notlarım arasına alırım, bundan olmalı çok soru yöneltilmez bana.

İmza niçin? Satış içinse yayımcının sorunu bu. Edebiyat içinse, edebiyatını bilmediği yazardan imza istememeli okur, ama istiyor. Sahicilik yok bunda. Sevmiyorum. Sevmezliğim parkinsonla daha da arttı. Bildiği, okuduğu, sevdiği bir yazarın imzasını isteyebilir okur. Söyleşisinde bulunur, frekanslarının uyumlu olduğunu görür, o okur da ister, hakkıdır. Böylesi beni de sevindirir.

O gün de öyle oldu: Söyleşi sonunda bir soru yöneltildi sadece. Dahası, belediyenin davetinden haberi olmamış yayımevinin, imza hazırlığı yapmamış, o kadar ki kitaplarımdan getirdiği de yetersizmiş. Onları da söylediklerimden memnun kalıp fazlasını merak edenler aldı... İmza elbette.

O gün bir şey daha oldu: Benim söyleşimden önce Ahmet Sait Akçay, Ömer Ayhan ve Mahir Öztaş’ın katıldığı bir etkinlik daha vardı, başlığı şöyle: “50’lerden Günümüze Öykünün Gelişimi ve Günümüz Türkiye Öyküsü”. Breh breh! Bir saatte nasıl anlatılır bu! Meğer ki anlatan İstanbullu üç yazar olsun. Vallahi on dakika geç başladılar, on dakika erken bitirdiler –İstanbul’dan geliyorlar, içlerinde yurt dışını bilenler de var ya kerametliler, o dar zamanda diyeceklerini dediler: “Öykümüzde 50 Kuşağı vardır bir, bir de 90 Kuşağı.”

Katılmadığım görüşler bunlar. Çok yazdım ne düşündüğümü. Çok eleştirildim. Hak verenim de oldu. Eleştirilerimden pişmanım bugün. Keşke görmezlikten gelseydim. Malatya’da bir cümle kurdular, o cümleyi kuranları en sert dille bile eleştirmek onları fazlasıyla ciddiye almak olur.

“Öykü tahkiyeden farklı bir şeydir.”

Cancağzım! Öykünün tahkiyeden değil, hikâyeden farklı bir şey olduğunu söylemek istedin sanırım.

Yahut öykülemenin tahkiyeden farklı olduğunu...  

Diğerleri

KİRLİ İŞ 14 Kasım 2017

III. MİLLÎ KÜLTÜR ŞÛRASI 14 Mart 2017

GORKİ'NİN HAYATINDAN ON YIL 28 Temmuz 2016

FUARLAR VE MALATYA 14 Mayıs 2016

"GENÇLER! KIRMIZI GÜLLER!" 28 Ekim 2015

KENT VE KENTLEŞME 28 Ağustos 2015

EDEBİYATLA 84 YIL 14 Ağustos 2015

AHMET VEFİK PAŞA 28 Temmuz 2015

NALBUR 14 Temmuz 2015

SAÖP'NİN 510. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI 28 Haziran 2015

ÜÇ ALINTI yahut NEDEN BÖYLE OLDU 14 Haziran 2015

KÜRTLER 28 Mayıs 2015

ÇİNGENELER 14 Mayıs 2015

KIRSALDA YAŞANMAZ 28 Mart 2015

YAŞAR KEMAL'Lİ BİRKAÇ HİKÂYE 14 Mart 2015

İKİ TAYYARECİ 14 Şubat 2015

ÂFET ILGAZ İÇİN 28 Ocak 2015

HATÂYÎ 14 Ocak 2015

GELELİM FATİH'E 28 Aralık 2014

İHTİLAL 14 Aralık 2014
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net