Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
SERTİFİKA 2 Ekim 2016

 

 

Dört yıl olmak üzere.

Devlet adamı oldukları belli dört kişi dükkâna geldiler. Polis değiller, dertleri demek ki toplatılmış kitap değil. Maliyeciler en fazla iki kişi olup biri içeri girer, öteki dışarıda bekler ve hem çantalı hem çatık kaşlıdırlar, daha siz sormadan kimliklerini gösterir ve niçin geldiklerini söylerler. Bu gelenlerin ise yüzleri tebessümlüydü, yine de sert sert sordular: “Sertifikanız var mı?” Hoppala! Sertifika da neydi ki? Meğer Kültür ve Turizm Bakanlığı korsan yayınları önlemek için bir karar almış, kitap ve CD gibi korsanlığa çok müsait yerleri sertifikaya bağlıyormuş ki denetim kolaylaşsın.

Yetkili bunları anlatıyor, maiyeti de ellerinde definecilerinkine benzeyen teknik oyuncaklarla bandrol kontrolü yapıyor, arada da bazı kitaplar için, yetkiliye, “Bu bandrol bu kitap için değil!” bilgisini fis fis ediyordu. İyi de kitapçı bandrol yapıştırmıyor ki, yayıncı yapıştırmışsa yapışmışını, yapıştırmamışsa yapışmamışını satıyordu. Bereket el attıkları her kitap bandrollü imiş de denetimden ak çıktık.

Farkında mısınız, kitapların künye sayfasında matbaanın ayrı, yayıncının ayrı iki sertifika numarası var şimdi. O gün öğrendim ki biz satıcıların da olacakmış ve her dört yılda bir yenilenecekmiş bu sertifika. Fakir de, bakanlığın 27233 satıcı sertifika nolu kitapçısıyım. 01.02.2017 günü dört yıl doluyor, o tarihte ayağımızla gidip yeni sertifikamızı ücret ödeyerek almamız gerekiyor.

Gerekiyor da, bakanlığın listesinde her kitapçı var mı?. Diyelim ki var, ama bu ilk dört yıl içinde açılanların hemen hiçbiri yok. Kitabevi açılırken emniyete, maliyeye, bakanlığın yereldeki birimlerine bilgi verme mecburiyeti yok çünkü. Hadi diyelim ki oda kayıtlarına güvenildi, onlar esas alındı, sertifikasız kitabevi bırakılmadı.

İyi de kitap sadece matbaada basılır bir nesne değil ki. Otomatik baskı makineleri var, dijital fotokopiler var. Diyeceğim kitabın gayrimeşru yollardan çoğaltılması çok kolay bugün. Okullar, hele ki üniversiteler açılmaya görsün, fotokopicilerin önü kitapçı önlerinden kalabalık. O kadar ki aralarında rekabet bile var. Sesini de kitabı çoğaltır gibi kolayca yükseltenler öne geçiyor. Eğer bir pasajın girişini tutmuşsa fotokopici pasaja girmek asla mümkün değil. Belediyeye şikâyet etsen de nafile! Efendim, pasaj içlerinden pasaj yönetimleri sorumluymuş, belediye oraya karışamazmış. Âlâ! Ama ışıklı veya ışıksız fark etmez her tabeladan vergi almayı gayet iyi biliyorlar. Girişi kolaylaştırmak da onların görevleri olmalı değil midir? Olmamalı imiş demek. Her eylülde eşe dosta yakınırım kaldırım işgallerinden, yan kapıları adeta iptal edilircesine daraltıldığı için Katlı Pazar’a bile girilememesinden, bunları belediyeci dostlara da söylediğim olur zaman zaman ama söylediğimle kalırım. Bilirim ki seneye de düzelmez bu, sonra da. Oysa şehir mekândır, kır değil. Kır ilkeldir, doğaldır, orada yayılabilirsin. Doğa işlenir: yol, ev yapılır, çarşılar, mahalleler kurulur şehir olur. Şehrin de kuralları vardır, derlenip toparlanmak da bunların başında gelir. Gelin PTT Sokağı’na da görün nasıl derlenip toparlanmış esnafımız.

“Sanat ve Fikir Eserleri Kanunu” 81’inci maddesi der ki: “Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.” Peki fotokopiciler yaptıklarının suç olduğunu bilmiyorlar mı? Bilmez olurlar mı! Bu yüzden hacimli kitapların çoğaltılmasını dükkân dışında yapıyor, öğrenciye de dükkân dışında veriyorlar.  Dükkânda yaptıkları ufak tefek işler; onlar da zaten “ders notu” diye seslendiriliyor.

Biz yetişkinler memleket ortalamasının ikiyüzlülüğüne alıştık. Ama on dokuz, yirmi yaşlarındaki genç üniversiteliler bu ikiyüzlülüğü erkenden görmemeliler. Biliyorum, maliyetinin altında da fiyatlandırılsa, öğrenci bütçesi için her kitap pahalıdır. Fotokopiye kaçışlarını anlıyorum; ama suça ortak oluyorlar. En firaklısı da hukuk öğrencisinin “Vergi Hukuku” kitabının fotokopisini aslına tercih etmesi.

Gelin bu ikiyüzlülüğü küçük bir operasyonla yasallaştıralım. Kanunun 81’inci maddesine “eğitim amaçlı”  yahut “kısmî çoğaltmalar hariç” gibi bir ek getirelim mesela. Kitap 300 sayfa diyelim, künye sayfasını çekmezsiniz 299’a iner, yani çekim kısmîleşir. Böylece fotokopici suç işlemekten, öğrenci de suça ortak olmaktan kurtulur, taraflar rahatlar.

Bakınız, sertifikasız olmaz ha! Her fotokopiciye bir de sertifika lütfen.

Diğerleri

ÇAVDAR UNUNDAN BAKLAVA 2 Aralık 2017

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016

AYAĞINIZ YERDEN KESİLMEK ÜZEREYKEN 02 Temmuz 2016

PERDE GAZELİ 02 Mayıs 2016

ENGİN 22 Eylül 2015

EYLÜL GELDİ Mİ 2 Eylül 2015

AYIN İLK PERŞEMBESİ 22 Ağustos 2015

KÜREYLE BULUŞMAK 12 Ağustos 2015

AVM VE AGORA 2 Ağustos 2015

MADEM DOĞRU KONUŞULACAK 22 Temmuz 2015

ON GÜN 2 Haziran 2015

ÇALIŞTAYDA III 12 Mayıs 2015

ÇALIŞTAYDA II 22 Nisan 2015

ÇALIŞTAYDA 12 Nisan 2015

KÜTÜPHANE VESİLESİ İLE 2 Nisan 2015

ŞEHİR KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI 22 Mart 2015
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net