Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

 

 

Şehir Sakinleri Hareketi hatırımızda mıdır?

9 Ocak 2005 akşamı kültür-sanat adına Sakarya’da neler yapılabileceğini konuşmak üzere Tunatan’a çağırılmıştık, doksan kişi vardık. Öyle şeyler önerildi ki hayatında bir kez tiyatro izlemiş, klasiklerden bir roman okumuş, bir müze gezmiş bir dikkatsizi bile utandırır. Şehir Sakinleri Hareketi, işte bu yoksulluk ve yoksunluğa dikkat çekmek, olması gerekeni işaret etmek için hemen bir ay sonra (17 Şubat 2005) SAGÜSAD’da oluştu. Yeri yurdu, defteri, başkanı, sekreteri olmayan gayet sivil bir hareketti. Basın açıklamalarıyla dikkat çekti, dahası belediyeyi de kışkırttı: Örneğin Estetik Kurul hatırlandı, AKM’nin alt katındaki kaba inşaat da Sakinler Hareketi’nden sonra hızla Tiyatro Salonu oldu.    

Nisan 2006’da basın açıklamaları, imza, bildiri ve protesto gibi sokak etkinliklerine salon etkinlikleri eklendi. Amaç, Hareket içindeki isimlerden, şehrin düşünce adamı ve akademisyenlerinden yararlanmak, Hareket’i onların seminer ve konferanslarıyla yükseltmek, olabilirse eğer şehirde saklı kalmış kimi değerlerin de ortaya çıkmasını sağlamak.

Salon etkinliklerinin ilki 5 Nisan 2006 akşamı Bilgi Kültür Merkezi’nde “Türkiye Solu” başlığı altında Osman Nuri Zengin’in sunumuyla gerçekleştirildi. Bunu 3 Mayıs’ta Prof. Dr. Engin Yıldırım’ın “Toplum, Şehir ve Afet”, 13 Haziran’da da Prof. Hakan Poyraz’ın  “Şehir ve Düşünce” başlıklı konuşmaları izledi.

Bilgi Kültür Merkezi’nden sadece mekân olarak yararlandık başlangıçta. Sakinler kendi aramızda zaman zaman buluşup bir kitap üzerinde konuşuyorduk, Bilgi Kültür Merkezi’yle tanıştıktan sonra orada buluşmaya, giderek okuma programlarını ortaklaşa yapmaya başladık. Şöyle ki bir roman belirliyorduk, Sakinler’den iki arkadaş, Bilgi Kültür Merkezi’nden de iki veya üç akademisyen konuşmacı oluyor, sonraki ayın bir akşamı da düşüncelerini salonla paylaşıyor, gelen soruları cevaplıyor, eleştirileri karşılıyorlardı. Kitap kamuya önceden duyurulduğu için dinleyici hazırlıklı geliyor, ateşli tartışmalar oluyordu.

Ortak çalışmanın ilki Orhan Pamuk’un “Kar” romanı idi, 19 Ocak 2007 Cuma akşamı her iki tarafın üçer konuşmacısıyla gerçekleştirildi. O gün ikindi sularında Hrant Dink vurulmuş meğer, kimimiz orada duyduk, neler konuştuk, konuştuk mu, daha çok yutkunduk galiba.

Efendim, Bilgi Kültür Merkezi belediye desteğiyle ayakta duruyormuş, Bilgi Kültür Merkezi’ne taşınmakla Hareket satılmışmış, satan da benmişim! Sakinlerden böyle diyenler oldu. Bunların kültür-sanatla ilgileri öylemesine işte! Hem yararlandıkları yeri veya kişiyi eleştirmeye yürek güçleri yetmez hem de dik duranı satılmışlıkla suçlarlar. Sanırım bu Sakinler’den bir ikisini belediye yönlendirdi ya da onlar hizmette gönüllülüğün karşılıksız kalmayacağını zaten bilenlerdi.

Ben ne yaptım? Daha fazla uğraşamam böyle çelik çomak işlerle. “Madem Hareket’i ben sattım, siz omurgalı sürdürün!” deyip çekildim. Sürdürmediler. 2009 Yerel Yönetim Seçimleri’nden sonra da pek gerekmedi; çünkü Hareket’in beklediğinden fazlasını veriyordu yeni başkan ve kadrosu.

Roman okumalarını –arada sırada hikâye ve deneme de elbette- Hareket’ten bağımsız o gün bugün sürdürdük. Sürdürülüyor. Her ayın ilk perşembe akşamı çeşitli mekânlarda bir araya geldik; şehrin farklı yaşlarda, farklı mesleklerde, farklı düşünce ve kültürlerde insanlarıydık. Kadını, erkeği, bekârı, evlisi, öğrencisi, emeklisi... On yılı geçmiş, her ay toplandık. Gelenler, ayrılanlar, ara verenler, bir veya iki kez uğrayıp gidenler oldu, ama yedi kişinin altına bir kere düştük, yirmi dört yirmi beş kişinin üstüne galiba hiç çıkamadık.

Bu on küsur yıl içinde iki perşembe katılamadım, bilmem üçüncüsü olmuş mudur? Fakat artık yormaya, yormaya değil de çalışmalarımı engellemeye başladı perşembeler. Eski gücüm, takatim de yok. Sabrım da yok. Tekrarlar, sadede gelememeler, birbiriyle buluşmayan sorular ve cevaplar katlanılır olmaktan çıktılar. Perşembeler mi engelledi gerçekten? Gevezelikler, polemikler de neden şimdi katlanılmaz oldu? Yoksa... Evet, bunlar aslında benim mızmızlıklarım! Huysuzluklarım! İnsan yolun sonuna yaklaştıkça kimi işlerinin yarım kalacağını düşünüp gecikmesine bahaneler üretiyor galiba!

Hangisiyse hangisi! Geçen yılın Aralık ayının ilk Perşembe akşamı Aslı Erdoğan’ın kitabı “Hayatın Sessizliğinde”yi konuşmaya henüz başlamıştık, perşembelere artık katılamayacağımı söyledim arkadaşlara. Hiç a! ma! demediler. Onlar da yorulmuş, bıkmışlardı sanki.

Olur, hepsi olur! İnsan yorulur, bıkar. Kopar. Büyük büyük nedenleri de olmayabilir kopuşunun.

İlişkiler eskiyor, ilişkiler eskidiği gibi ilgiler de eskiyor çünkü.

Diğerleri

ÇAVDAR UNUNDAN BAKLAVA 2 Aralık 2017

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016

AYAĞINIZ YERDEN KESİLMEK ÜZEREYKEN 02 Temmuz 2016

PERDE GAZELİ 02 Mayıs 2016

ENGİN 22 Eylül 2015

EYLÜL GELDİ Mİ 2 Eylül 2015

AYIN İLK PERŞEMBESİ 22 Ağustos 2015

KÜREYLE BULUŞMAK 12 Ağustos 2015

AVM VE AGORA 2 Ağustos 2015

MADEM DOĞRU KONUŞULACAK 22 Temmuz 2015

ON GÜN 2 Haziran 2015

ÇALIŞTAYDA III 12 Mayıs 2015

ÇALIŞTAYDA II 22 Nisan 2015

ÇALIŞTAYDA 12 Nisan 2015

KÜTÜPHANE VESİLESİ İLE 2 Nisan 2015

ŞEHİR KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI 22 Mart 2015
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net