Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

 

 

Liseden arkadaşım, ta o zamandan beri bırakmadık: birbirimizle şakalaşır, takılışırız; Şûra’dan döndüğümde –takılacak ya- kinaye ile sordu: “Emre Kongar da kültür adamı, Şûra’ya o da çağrılmış olmalı, neler dedi?” Davet edilip edilmediğini bilmiyorum, ama ne komisyonlarda rastladım adına ne de oturumlarda gördüm Kongar’ı; bunları dedim demedim, bizimki, tahmininden gayet emin, hâliyle artırılmış bir kinayeyle sitem etti: “Kongar çağrılmamış demek, ama Mehmet Barlas vardı elbette, o olmaz mı!”

Barlas’ı da görmedim oysa, o da yoktu.

Peki, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca İstanbul’da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda 03-05 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen, dahası da açılışı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarıyla yapılan III. Millî Kültür Şûrası’na kimler çağrılmıştı, Şûra’da kimler vardı?

Konularının uzmanı isimler –benim demem değil bu, Bakanlık’takilerin demesi.

Şûra sürecini Bakan Nabi Avcı’nın, ülkemiz düşünce, kültür ve sanatına katkılarda bulunmuş isimlerle 2016 yılı içinde yaptığı istişarî toplantılar başlatıyor, Millî Kültürümüzün bütün alanları, on yedi başlık altında toplanıyor, her birinin bir başkanla dokuz üyeden oluşan ayrı bir komisyonda tartışılması isteniyor.

Komisyon başkanlarıyla 2017’nin 6 Ocak’ında bir araya geliyor Bakan; Şûra yol haritası tartışılıyor, tespit ve önerilerde bulunuluyor; sonraki iki hafta içinde de komisyon başkanları, kendileriyle çalışacak komisyon üyelerini Bakan’ın önderliğinde belirliyorlar. Ayrıca her komisyon için bir editörün, bakanlık uzmanları arasından da raportör olarak iki kişinin görevlendirilmesi kararlaştırılıyor.

Bu aşamada Bakanlık Daire Başkanlarından Yusuf Şahin aradı –Ocak’ın 13, 14 veya 15’i. Cevat Özkaya’nın başkanlığında çalışacak olan Yayıncılık ve Kütüphanecilik Komisyonu için önerilen dokuz isimden biri benmişim meğer, bunu söyledi, bildirimin başlığını verdi: “Okuma Kültürü” ve kabul edip etmediğimi sordu. Ettim tabii. Üç gün bana çok gelir, taşıyamam, ama düşündüm ki –çoğu zaman yaptığım gibi- bildirimi sunacağım gün sabah gider akşam dönerim. Bildiriler arasında, ister özde olsun ister şekilde, uyum ve denkliğin sağlanması için 26 Ocak’ta, yine İstanbul’da başkan ve üyelerle yapılacak toplantıya da öyle gitmeyecek miydim!

Gidemeyecekmişim.

Kimi sabahlar Parkinson nedeniyle ayaklarım geç açılıyor, günlük hayata katılmam gecikiyor. 26 Ocak sabahı da öyle oldu, Meteoroloji’nin yoğun kar uyarısı da korkuttu galiba, gidemedim. Yusuf Bey’e bildirdim. Alınacak kararların bana da iletilmesini istedim. Elime geçmesiyle çalışmaya başladım.

Şubat’ın bitmesine iki üç gün kala, bir akşam yine arandım; ne zaman neyle gelip döneceğim soruluyordu bu defa; arayan, komisyonda raportörlük de yapacak olan Sema (Ateş Özalp) Hanım’dı galiba, Şûra’nın ilk günü saat 9’da bütün katılımcı, başkan ve üyelerin Kongre Sarayı’nda olmamız gerektiğini ve bunun sonraki iki gün de böyle olacağını söyledi; daha uzatmayayım, Şûra’dan bir gün önce Neclâ ile yola çıktık, üçüncü günü akşamı, Bakan Nabi Avcı’nın kapanış konuşmasından sonra da Ada’ya döndük.

Her şey çok güzeldi. Ne Harem’de karşılanışımızda problem oldu ne de Esenler’e getirilişimizde. Servis sıkıntısı çekmedik, zaman darlığı yaşamadık, otelde olsun, kongre merkezinde olsun asansör kullanmada, komisyon odasını, toplantı yahut yemek salonunu bulmada zorlananlar için yardıma hazır görevli fazlasıyla vardı, hepsi de güler yüzlü genç kızlar ve delikanlılardı. Bundan daha iyisi nasıl olur? Olur mu? Olabilir herhalde, gören de olmuştur hem, ama ben görmedim.

Arkadaşımın kastettiği tek tipliliği de görmedim. Bu çeşitliliği Şûra’nın en önemli artısı olduğunu söyleyecektim tam,,, Örnekse bizim komisyon: Cevat Özkaya (Pınar Yayınları kurucusu), Doç. Dr. Ali Utku (Felsefe Bölümü öğretim üyesi), Doç. Dr. Asiye Kakırman Yıldız (Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyesi), Emin Nedret İşli (Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun, sahaf), Melike Günyüz (Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun, Erdem Yayınları’nda genel yayın yönetmeni, çocuk kitabı yazarı), Metin Celal Zeynioğlu (Parantez Yayınları yöneticisi, Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı, şair), Münir Üstün (Profil Yayınları yöneticisi, Yeni Şafak yazarı), Sevengül Sönmez (Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun, editör), Tayfur Esen (İlahiyat Fakültesi’nden mezun, Nar Yayınları yöneticisi) ve Necati Mert.

Çeşitliliği söyleyecektim tam... Baktım Ömer Lekesiz bugünkü (12 Mart) “Yeni Şafak”ta şöyle yazmış: “Ülkemizin halen bir numaralı sorunu olan FETÖ ile bağlantılı isimler, Gezicileri arkalayan küfürbaz şairler, 17/25 Aralık'ta uyuzluk da dillerine bulaştığı için ‘gık’ bile diyemeyenler, nasıl olup da kültür gibi önemli meselenin tarafı, belirleyicisi, öneri üreticisi, teklif sunucusu olarak bu Şûrâ'da da yer alabilmişlerdir?”

Çeşitlilik üstünde biraz daha mı düşünmeliyim acaba?

Diğerleri

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016

AYAĞINIZ YERDEN KESİLMEK ÜZEREYKEN 02 Temmuz 2016

PERDE GAZELİ 02 Mayıs 2016

ENGİN 22 Eylül 2015

EYLÜL GELDİ Mİ 2 Eylül 2015

AYIN İLK PERŞEMBESİ 22 Ağustos 2015

KÜREYLE BULUŞMAK 12 Ağustos 2015

AVM VE AGORA 2 Ağustos 2015

MADEM DOĞRU KONUŞULACAK 22 Temmuz 2015

ON GÜN 2 Haziran 2015

ÇALIŞTAYDA III 12 Mayıs 2015

ÇALIŞTAYDA II 22 Nisan 2015

ÇALIŞTAYDA 12 Nisan 2015

KÜTÜPHANE VESİLESİ İLE 2 Nisan 2015

ŞEHİR KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI 22 Mart 2015

TULUAT BİLE 12 Mart 2015
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net