Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
III. MİLLÎ KÜLTÜR ŞÛRASI 14 Mart 2017

 

 

Anayasa’da her üç yılda bir düzenlenmesi yazılı olduğu halde, ilki 1982’de, ikincisi yedi yıl sonra 1989’da düzenlenen Millî Kültür Şûralarının üçüncüsü ancak yirmi sekiz yıl sonra 2017’de, 03-05 Mart günlerinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilebilir.

I. Millî Kültür Şûrası Ankara’da toplanır, “millî kültür varlığımızın daha etraflı, daha derin araştırılmasına, tanıtılmasına, bilinip benimsenmesine ve bu suretle Millî Şuur’un güçlenmesine, köklenip gelişmesine yardımcı olmayı” hedefler, 5 gün (23-27 Ekim) sürer, 15 komisyon olarak çalışır,

II. Millî Kültür Şûrası yine Ankara’da toplanır; dört gün (05-08 Aralık) süren Şûra’ya kamu sektörü ve özel sektörden 137 kurum ve kuruluşu temsilen 112 kişi katılır; 10 oturumun gerçekleştirildiği Şûra’da 72 bildiri okunur.

Şûra kararlarına uyulmuş mudur, uyulduysa ne kadar uyulmuştur, özel olarak çalışılmadıkça bilinecek bir şey değil. Ancak Millî Kültür Şûraları ülke veya küre bir değişim ve dönüşüm arifesinde ya da içindeyse toplanıyor gibi. Birincisini Turgut Özal’la ve onun piyasacılığıyla; ikincisini Gorbaçov’la ve Soğuk Savaş’ı bitirişiyle ilişkilendirmemek mümkün mü!

Nitekim III. Millî Kültür Şûrası da “yeni bir dönem”in öncesinde –hem de bu defa İstanbul’da- toplanmıştır; Bakan Nabi Avcı’nın dediğince: “millî kültürümüzün ihyası, zenginleştirilmesi ve çağın gereklerine uygun yeni kültür politikalarının üretilmesi” amacını taşır.

Ancak “millî kültür” sorunlu bir kavram –özellikle günümüzde. Küreselleşme, ülke sınırlarını adeta sildi, kaldırdı; bilişim teknolojileriyle de uzaklar burada, buralar da uzaklarda kolayca bilinir oldu; gizlide bir şey kalmadı. Hangi ülke, kapılarını kapar, kendini kendi evine hapsedebilirdi artık; evinden dışarı çıktığında da elinde millî kültüründen ne kadarı kalabilirdi? Yeni şartlar yeni kültür politikaları gerektiriyordu. III. Millî Kültür Şûrası bunu sağlamış görünüyor.

Şûra için seçilen 17 başlık, kültürümüzün hemen bütün alanlarını kuşatmaktaydı; her başlık ayrı bir komisyonda biri başkan olmak üzere on üye tarafından tartışılacaktı; seçilen 170 üye de –bana göre- birbirinin tıpatıpı, birbirinin benzeri olmaktan çok aralarında miktarınca fark bulunan isimlerdi. Çok daha farklı isimler olamaz mıydı, olurdu, olmalıydı da hatta. Ama ilginçtir, Şûra’yı referandumla ilişkilendiren, çağrılmış 170 ismi iktidar yanlısı, görüşlerini de hükümetin kültür sanat politikasına yakın, hatta aynı bulan, dolayısıyla konuların derinlemesine tartışılmayacağını, Şûra’nın tek yönlü bir Şûra olacağını düşünen vardı; yine ilginçtir, epeyce ismin bu Şûra’da nasıl olup da yer alabildiğini soran da.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında “en çarpıcı mesaj”, Burhanettin Duran’a göre “‘siyasal iktidarın sandıklarda elde edilebildiğini ancak kültürel iktidarın’ çok daha büyük bir hamle gerektirdiğini söylemesi”dir. Devamında dedikleri de şöyle: “Bu mesaj AK Parti’nin Türkiye’yi dönüştürmek için ihtiyaç duyduğu kapsamlı politikalara işaret etmekle kalmıyor, mevcut iktidarı destekleyen toplumsal kesimlere ve elitlerine asıl ‘muktedir olma’ alanı olarak kültürü gösteriyor.” Peki millî olanı mı? “Küreselleşmenin düzleştirici etkisi altında ‘millî kültür’ü tartışmak hayli zor bir uğraş” diyor Duran da, ve uyarıyor: “‘Millî kültür’ politikaları asla özcü bir projenin parçaları olma hüviyetini taşımamalı. Özcü projeler küreselleşme karşısında yenilmeye ve fakir girişimler olarak kalmaya mahkûm.” İyi de özcülüğe düşmeden kim yapacak bunu? Duran’ın dediği şu: “AK Parti Kemalist dönemin tepeden inmeci, özcü ‘projeciliğini’ normalleştirmekte başarılı oldu. Şimdi sıra Türkiye toplumunun bütün farklılıklarının önünü açacak bir millî kültür tasavvurunda.” (Sabah, 4 Mart).

Kültür Politikaları Komisyonu’nun sonuç raporu bakınız nasıl başlıyor:

“Komisyon üyelerince (...) son dönemlere kadar kültür alanını belirleyen tek tip ideoloji merkezli, dayatmacı ve vesayetçi sınırlamalar olmaksızın, Türkiye’nin sahip olduğu zengin mirasın sunduğu imkânlardan beslenen, tarihiyle barışık, toplumun bütün katmanlarına hitap eden, kuşatıcı ve geleceği kuran kültür politikaları geliştirmesinin önemine vurgu yapıldı.

“Kültürümüzün ekseninin, tarihsel ve kültürel havzalarımızın birikimi göz önünde bulundurularak ‘ulus-devlet’ kavrayışını aşan bir ufuk ile belirlenmesinin gerekliliğini vurgulayan komisyon üyeleri, kültür politikalarında devletin rolünün kültür hayatını kapatan ve baskılayan değil; açan, yön veren ve destekleyici bir mahiyette olmasının önemine işaret ettiler.”

Komisyon üyelerinin yaptığı vurgular önemli, çok önemli.  Madde madde sıralanan istek ve önerileri, Bakanlık, vurgulara dikkat ederek yerine getirsin yeter ki!

Diğerleri

III. MİLLÎ KÜLTÜR ŞÛRASI 14 Mart 2017

GORKİ'NİN HAYATINDAN ON YIL 28 Temmuz 2016

FUARLAR VE MALATYA 14 Mayıs 2016

"GENÇLER! KIRMIZI GÜLLER!" 28 Ekim 2015

KENT VE KENTLEŞME 28 Ağustos 2015

EDEBİYATLA 84 YIL 14 Ağustos 2015

AHMET VEFİK PAŞA 28 Temmuz 2015

NALBUR 14 Temmuz 2015

SAÖP'NİN 510. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI 28 Haziran 2015

ÜÇ ALINTI yahut NEDEN BÖYLE OLDU 14 Haziran 2015

KÜRTLER 28 Mayıs 2015

ÇİNGENELER 14 Mayıs 2015

KIRSALDA YAŞANMAZ 28 Mart 2015

YAŞAR KEMAL'Lİ BİRKAÇ HİKÂYE 14 Mart 2015

İKİ TAYYARECİ 14 Şubat 2015

ÂFET ILGAZ İÇİN 28 Ocak 2015

HATÂYÎ 14 Ocak 2015

GELELİM FATİH'E 28 Aralık 2014

İHTİLAL 14 Aralık 2014

DARBE 28 Kasım 2014
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net