Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
KİTAPÇILIK CAN ÇEKİŞİYOR 12 Temmuz 2018

 

 

Tam beş yıldır muhasebecinin ücretini de, depo kirasını da artırmadım. Muhasebeci nedenini ve ne zaman artıracağımı sorduğunda, önceki yılın satışını aşar aşmaz, dedim, isterse artış bir liracık olsun. İnanın bu yıl artar, artmadı, ha bu yıl artar, ha bu yıl artar diye diye beş yılımız geçti.

Kitapçılık can çekişiyor.

Beş yıl önce görmemişim bunu. 2013 yılında yayımlanan kitabım Memleket Kitabevi’nde şöyle demişim: “Kitap, yani metin, yani yazı hayatımızdan çıkmadıkça kitapçılık yok olmaz. Kendime gaz mı veriyorum acaba? Evet, ‘elektronik dünyanın eşiğinde’ duruyoruz, e-kitap diye bir şey var, gelecekte hem de yakın bir gelecekte basılı kitabın yerine geçebilir, bunu yapamasa yerini sarsabilir. (Ama e-kitabın) satışı için kitapçı gerekli yine. Elektronik mağazaları kitapçının yerini tutmaz bence. Nasıl ki AVM’ler de tutmadı.” (s. 70). AVM’lerdeki kitabevleri bir zincire ait halkalardı, biz ise bir başımıza idik. Çeşidimiz ayrıydı, alıcımız ayrıydı. Ayaktaydık.

Verdiğim gazla beş yıl gittik –gittik sayılırsa. Elektroniğe, e-kitaba, internete kızmanın anlamı yok. Bunlar birer imkân. Kullanılmalı. Nitekim interneti yarım marım biz de kullanıyoruz; internetten satışımız yok, ama prefix’den, sekiz yıldır, kitapçı girişinden bayi kartı ile alma alıyoruz; -e kitap da satıyorlar, siparişiniz olursa getiririz.   

Sanmam ya, yaşadığımız iş düşmesi, sakın, interneti sadece alışta kullandığımız için olmasın! İnternet, yeni bir oyuncak, ama beş yıllık da değil. Dünyada ilk kullanılışı 1985 yılında oluyor; 1993 yılında kamunun kullanabileceği şekli alıyor; aynı yıl da Türkiye’ye geliyor. Bir çeyrek asırdır hayatımızda. Ben on yedinci yılında giriyorum. Aynı yıl internet üzerinden satışı da başlatsaydım, bugünkü şikâyetim yine olur muydu? Olurdu. Şundan ki kitabı daha çok dağıtıcılardan alıyorduk eskiden, peki şimdi, şimdi yine onlardan alıyoruz. Adları dağıtımcı değil artık, ama yaptıkları iş dağıtımcılık. Sadece kendi yayınlarını satanların yaptığı da bu. Diyeceğim, internet öncesinde, dağıtımcı ve yayımcı önünde kitapçının durumu ne ise internet döneminde de o.

Tamam, internetin hızla yayıldığı malum. Kitapçı için kitaba ulaşmak su içmek kadar kolay bugün. E, kitapçı için kolay olan, okur için niçin zor olsun! Aynı siteler okur siparişlerini de karşılamıyorlar mı? Şu soru yine de boş bir soru değil: İnternet bütün yayılmacılığını şu beş yıl içinde mi gösterdi? Önceki yirmi yıl hiç mi hiç umurumda olmayan interneti, kitabevlerinin karşı konulmaz rakibi olarak şimdi nasıl göreyim! Zaten değil de. Tamam, kitapçılık can çekişiyor, çekişiyor da, bunun bize özgü nedenleri, sanırım can alıcılıkta interneti yaya bırakır.

Kitapçılık zor iş. Bir kere kitap “lüks”tür; enflasyon olur, aile bütçesi gideri karşılamakta zorlanır, ilkin kitaptan vazgeçilir. Siyaset kızışır, siyasetçi hırçınlaşır, okur, okurluğunu gizler, hele ki kimi sıkıyönetim dönemlerinde kitap yaktığı bile olur. Darbe girişiminin püskürtüldüğü, darbecilerin derdest edilip tutuklandığı günlerde ise darbecilerin taşınır, taşınmaz bütün mallarına hükümetçe el konur, hastaneleri, dershaneleri, okulları, yayınevleri kayyuma verilir yahut tamamen kapatılır; bilir misiniz kapatılmayan yayınevlerinin kitapları bile n’olur n’olmaz tedbiriyle sorulmaz, satılmaz, iade edelim dersiniz, iade alınmaz, onlarca kitap elinizde şişer kalır. Oysa hemen tamamı test kitabıdır. Sakıncalı bulunur.

Yine söyleyeceğim: Kitapçılık can çekişiyor. Bizim çeşidimiz edebiyat ağırlıklıdır: roman, hikâye vb. Ayrıca akademik yayın: felsefe, sosyoloji, tarih başta olmak üzere... Okul kaynak kitapları ve kırtasiye de bulundururuz ama sınırlı. Entelektüel çeşidi ayakta tutmaya yetecek kadar. Kırtasiyenin durumu kaynak kitaplardan daha acıklı: Defter, kalem, silgi, boya, mürekkep, çanta... ihtiyaç olmaktan çıktı; not alınmıyor artık, ödev yazılmıyor çünkü. Yerini bilgisayar, internet ve Google hazretleri aldı, onlar yapıyor her şeyi.

Kitapçılık bizim dükkânda değil sadece bütün kitabevlerinde can çekişiyor. Geçen yıl 03-05 Mart tarihleri arasında Kültür Bakanlığı’nca gerçekleştirilen III. Millî Kültür Şurası’nda, benim de bulunduğum Yayıncılık ve Kütüphanecilik Komisyonu’nda enine boyuna tartışıldı bunlar. Değişen teknolojinin, kitap üretimini kolaylaştırdığı, fakat fotokopi ve dijital ortamda PDF dosyalarıyla yapılanın korsanlık hatta açık açık “hırsızlık” olduğu ve büyük bir hızla arttığı söylendi örneğin. Akademik yayınlarda fotokopi ve dijital çoğaltma yöntemleriyle uğranılan hak kayıplarının altı çizildi –ki % 90’lara varmıştır kayıp. Akademik yayının ancak % 10’u öğrenci eline kitapçı aracılığıyla yani meşru yollarla geçmekte demek –bize de böylesi yakışır.

Kaleme getirilen çözüm de şöyle:

“Korsanla mücadele yeniden gözden geçirilmeli ve yayınevlerinin itibarını ve vergi veren küçük kitabevlerini mağdur etmeden, korsan kitap basan ve yayan kişileri cezalandırılacak şekilde uygulanmalıdır. / Hak kayıplarını önlemek için lisanslama gelirlerinin hak sahiplerine ödenmesini sağlayacak yasal düzenleme yapılmalı, toplu lisanslamanın yapılabilmesi sağlanmalıdır.”

On altı ay geçti aradan, bu yıl 10-11 Mayıs’ta Afyon’da toplanan 6. Ulusal Yayın Kongresi’ni saymazsak tık yok. Kongre’de ağır basan iki konunun TBMM’ye sevk edilen Fikir ve Sanat Eserleri Kanun Tasarısı ile Sabit Fiyat Yasası önerisi olduğunu söyler Metin Celâl ve “Türkiye’nin en önemli meselelerinden birisinin millî kültürel bağımsızlık olduğuna” bizzat Bakan tarafından çekilen dikkatin üzerinde durur.

Şöyle ki çok yakında “ülkemizde de faaliyete geçecek olan Amazon’un yayıncılığımızı nasıl etkileyeceği sorusu da gündeme geldi. Amazon’un faaliyet gösterdiği ülkelerde tekel haline gelmek için yüksek oranlı iskonto ve fiyat dayatmaları ile yayıncılık sektörünü çökerttiği, (kitapçıları kapattıracak), yayıncıların bağımsız yayın politikalarını değiştirtecek güçte etkileri olduğu biliniyor.” Ancak Almanya ve Hollanda’nın, Sabit Fiyat Yasası; Fransa’nın da Anti Amazon Yasası ile yayıncı ve kitapçılarını yani “millî kültürel bağımsızlıklarını” korudukları, dahası bu soy ülkelerin yayıncılarının nasıl büyüyüp ABD’deki dev yayınevlerini satın aldıkları da biliniyor.” Metin Celâl, yazısına şu soruyu başlık yapmış haklı olarak: “Türkiye’nim ‘Anti Amazon Yasası’ olacak mı?” (Cumhuriyet, 16 Mayıs 2018).

Hasan Bülent Kahraman, Fransa’da bir akşamüstü Princesse Sokağı’ndan geçerken, bildiği yerlerin hep kapanmakta, Amerikanvari mekânlara dönüşmekte olduğunu görüp endişelenir; devamı şöyle: “Acaba Village Voice kitapçısı yerinde midir? Gider, dostu Michael Neal yerindedir ama Kahraman’ın aklında hâlâ o meşum soru: ‘Bunlar bu işi sürdürebilecek mi?’ Sorar. Aldığı cevap, eyvah ki eyvah: ‘Yok, artık her şey bitti, Temmuz’da dükkânı kapatıyoruz. Haziran’ın 16’sında büyük bir parti vereceğiz. Daha fazla dayanmamıza imkân yok. Dünya değişti.’” Değişenin ne olduğu hazırlanan kapanış bildirgesinde “İnternet ortamında sipariş vererek kitap getirtmenin bu kadar yaygınlaştığı bir ortamda kitabevi işletmenin olanaksızlığıyla” açıklanır. (“En güzel kitaptı”, Sabah Pazar, 10 Haziran 2012). Bu da aynı Fransa’dan bir kapanış hikâyesi.

Village Voice kapanmışsa ki sahaftır aynı zamanda; “Kahraman, Amazon çıktıktan sonra bile ayağını kesmemiştir dostunun yerinden. Bulamadığı her şeyi o temin etsin istemiştir.” Burası kapanmışsa, benim etim ne budum ne, her şey de ortada, daha ne bekliyorum? Türkiye, dünyanın,  ekonomisi büyük on ülkesinden biriymiş! Büyüyenin Gelişim’e de uğramasını mı? Kime inanayım, kime güveneyim! Şuralar, kongreler düzenleyen ama merdiven altlarında kitap çoğaltan kopyacıları bile izlememiş bakanlığa mı?

Bu gidişle biz de akşama sabaha... Yoksa edindiğimizi de yitireceğiz.

 

Diğerleri

SUZAN ORHAN'IN "SOKAK ARASI" FOTOĞRAFLARI 2 Eylül 2018

KİTAPÇILIK CAN ÇEKİŞİYOR 12 Temmuz 2018

"SAİT FAİK" ÜZERİNE* 12 Ocak 2018

ŞEYTAN DÜRTÜYOR 22 Aralık 2017

ÇAVDAR UNUNDAN BAKLAVA 2 Aralık 2017

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016

AYAĞINIZ YERDEN KESİLMEK ÜZEREYKEN 02 Temmuz 2016

PERDE GAZELİ 02 Mayıs 2016

ENGİN 22 Eylül 2015

EYLÜL GELDİ Mİ 2 Eylül 2015

AYIN İLK PERŞEMBESİ 22 Ağustos 2015

KÜREYLE BULUŞMAK 12 Ağustos 2015

AVM VE AGORA 2 Ağustos 2015

MADEM DOĞRU KONUŞULACAK 22 Temmuz 2015

ON GÜN 2 Haziran 2015

ÇALIŞTAYDA III 12 Mayıs 2015
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net