Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
GELEN YOKTU Heceöykü, Sayı: 90, Aralık 2018-Ocak 2019

 

 

Kimyasal yük taşıyan bütün araçlar köprüye girmeden önce kontrol noktasına uğramak, tehlikelileri köprüden belirli saatlerde konvoy hâlinde ve görevlilerin eşliğinde geçmek zorunda. Bekletilen tankerler, kamyonlar... Anadolu tarafından gelen otobüsler de orada durur, yolcu indirir. Taşranın hallicelileri. Bir kalabalık, bir kalabalık! Mahşer!

Karşısı öyle değil. Otobanın bu yönünde, köprüden çıkacak belediye otobüslerini bekleyen edepli kent insanları için aydınlık ve korunaklı, camdan bir durak, onun az ötesinde de duraktan ayrı, kendiliğinden oluşmuş bir bekleme yeri var. On iki milyonluk ülkekente yakın il ve ilçelerden günübirlik gelenler, dönüş için ta uzaktaki otogara gitmektense kestirme yollardan buraya çıkar otobüs bekler. Esnaf, ayakçı, çarşı insanıdır çoğu, yani gecelerinden, kahvaltılarından habersiz olduğumuz cam kırıkları. Sınıf cahilleri.

Memlekete dönerken bu kestirmeyi kullananlar, bilir otobüslerinin saat kaçta terminalden çıkacağını, kaçta burada olacağını, işlerini ona göre yapar, otobüsten önce de yolcu noktasında olurlar. Beklemezler, bekletmezler. Hep yorgundurlar. Yorulmadıkları gün de otobüsle alacakları yolu düşünmekten yorgun düşüp koltukta ossaat kaykılıverirler.

Beyaz bir 403 köprüden bir martı uçuşuyla çıktı, camdan durağı alçaktan geçti, cam kırıklarının önüne gayet yumuşak indi. Üzerinde şirketinin adı yazılıydı maviyle ve üç kemerli köprü vardı grafik olarak. “Adabazar! Adabazar!” Ses olarak da bu Adabazar’lar. Gayri resmi durakta beş kişiydiler. Sanki hiç yoktular. Öylesine hareketsiz ve sessizdiler. Muavin, duraktakilerden biri Adapazarlı imiş ve ayakta uyuyakalmış gibi,  uyandırmak istercesine sürekli: “Adabazar! Adabazar!” Gelen yoktu. Otobüsün arkasına geçiyor, avazı çıktığı kadar camlı duraktakilere: “Adabazar! Adabazar!” Oradan da gelen yoktu. Şoför bunu beklermiş meğer, indi, sigara yaktı. Durum gerçekten tuhaf! Her zaman otobüslerini daha uzaktan, daha muavin Adabazar! demeden tanıyıp otobüsün önüne çıkan, kendilerini gösteren, dahası koltuk kapmak için birbirlerinin önüne geçen Adapazarı yolcuları neredeydi? “Adabazar! Adabazar!” Beş kişiye bakıyor, vitrindekilere bakıyor, sesini eğip büküyor yine olmuyordu: “Haydi Adabazar! Adabazar!”  İzmit otobüsleri de bu sivil duraktan yolcu alırdı, bu akşam yolcu da yoktu, onlar da yoktu. Şoför bindi. Gaz verdi, aracı seslendirdi. Yürütmedi. İçerdekilerden uyananlar oldu. Homurdananlar. Muavin kapıya çıktı, sözünü kısalttı: “Haydi Ada’ya! Ada’ya!” Kışkırtıcı oldu: “Adabazar yolcusu kalmasın! Kalkıyor! Kalkıyor!” Bir yandan da içeriye bakıyordu ne var ne yok!

Asayiş berkemal değildi. Kıpırdayanlar, söylenenler vardı. Hele iki yolcu, ikisinin de gözleri velfecri okumakta... Otogardan beri göz kırpmadan gelmişlerdi. Orta kapıya yakın oturan, esmerdi. Bıyıklarını çekeliyor, ucundan ucundan ısırıyordu. Dünyanın bütün dertlilerinden dertlerini almış, hepsine derman olmaya çalışmış fakat yorulmamış bir hâli vardı: Mert. Sağlam. Yalansız. Dobra. Haylice de külhani! Ezmemiş, ezdirmemiş, yani hak hukuk gözeten bir yol insanı, bir yoldaş. Bu güveni nerden alıyordu? Gördüğü acılar, çektiği yokluklar olmuştur muhakkak, bunlardır onu böyle güvenli ve güvenilir kılan mı diyorsunuz? gülerim.

Kapıdaki muavine seslendi, döndüğünde:

“Fazla oyalanmadık mı?”

Sokakta âdettir, didişen iki kişiden zayıf düşen arkalanır. Otogardan beri gözlerini kırpmadan gelen iki yolcudan diğeri, kapı tarafında, iki üç sıra önde oturmaktaydı, bu âdete uydu, döndü. Muavin de, muavini uyaran da gördü döndüğünü. Muavin öndekinin merhametine yılıştı, yolcu yolcuya efe oldu, kapışacaklar herhal.

“Yolcu bekliyoruz ağbi.”

Muavini arkalayan yolcu, cevaptan memnun, kibri kabarmış.

“Nerde o yolcu? Haceti mi varmış? Sosyal tesislere mi gitti?”

Fırça yemişçesine pusuyor şimdi. Kibirsiz sanki.

“Ne yani, boş mu gidelim?”

Muavin, aldığı gazla hâlâ!   

“Dik konuşma! Edepsizlik etme! Ekmeğinde gözüm var sanırlar, yok! Ama neresi boş bu otobüsün? Şu bir, iki, dört, altı koltuk mu?”

Lafın kendisine çarptırıldığının farkında. Burun soktuğuna pişman.   

“Dolu olsalar fena mı?”

Muavin de efe. Arkalayan yolcudan da efe.

“Fena! Evet, fena! Kırk yolcu varken bu kadar oyalanıyorsunuz, kırk altı koltuk da dolu olaydı kontağı da kapatacaktınız demek!”

Ağır soru. Sert. Hem de alaylı.

“Haydaa, ne alaka!”

Sahi, ne alaka!

“Yok mu! Görüyorsun Adapazarı yolcusu kalmamış, gitmiş! Neden bağırıyorsun hâlâ, neden gitmiyoruz?  Çok bağırılır, çok beklenilirse şu beş adam Adapazarı yolcusu mu olur sanıyorsun?”

Nihayet muavin de uyandı.

“Hiç öyle şey olur mu ağbicim! Nerde görülmüş!”

Aşağıdan alıyordu. Durumdan vazife çıkaran adamdan umduğu desteği alamadığı gibi, galiba koltuklarında mır mır eden cam kırıklarının şimdi güya uyan(a)mayacak kadar daluykularda olmaları da cesaretini iyice kırmıştı.

“Olur zannedersin, sen zannetmesen ben öyle düşündüğünü zannederim!”

Muavin kem küm edecek oldu, edemedi, bu yolcuyla söz yarıştıramayacağını gördü, döndü. Öndeki yolcu da önüne döndü.

“Uzatma! Lafa harcayacak vaktim yok. Şoför de makamında. Gidelim.”

Her zaman dar gelen kapı boşluğunda şimdi minnacıktı, cılız cılız seslendi: “Ada’ya!”

Sözünün ortasında bir telefon... Öndekininmiş.  Eline alır almaz, heyecan içinde, gayet de cessur:

“Amirim! Emriniz amirim? Tabii! Elbette! Dediğiniz gibi!”

 

Diğerleri

ADA TRENİNİN ADA'YA GELİŞİ Heceöykü, Sayı: 93, Haziran-Temmuz 2019

BENİ YAZMIŞSIN Heceöykü, Sayı: 91, Şubat-Mart 2019

NE DİYORSUNUZ SEHER HANIM? Karabatak, Sayı: 42, Ocak-Şubat 2019

GELEN YOKTU Heceöykü, Sayı: 90, Aralık 2018-Ocak 2019

BİR DE KIZIMIZ VAR BİZİM Heceöykü, Sayı: 89, Ekim-Kasım 2018

DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK Heceöykü,Sayı: 87, Haziran- Temmuz 2018

İÇ İÇE Karabatak, Sayı: 36, Ocak-Şubat 2018

KİTAPÇI Heceöykü, Sayı: 86, Nisan-Mayıs 2018

NEYSE Karabatak, Sayı: 27, Temmuz-Ağustos 2016

KADINLAR Heceöykü Sayı: 73, Şubat-Mart 2016

TENEKESİNE Heceöykü, Sayı: 72, Aralık 2015-Ocak 2016

BEDEL Heceöykü,Sayı: 70, Ağustos-Eylül 2015

YUSUF Heceöykü, Sayı: 69, Haziran-Temmuz 2015

OYBİRLİĞİYLE Heceöykü, Sayı: 68, Nisan-Mayıs 2015

MUZAFFER AĞBİ'M Heceöykü, Sayı: 67, Şubat-Mart 2015

KONUŞMAK NİYE? Heceöykü, Sayı: 64, Ağustos-Eylül 2014

ANNESİYDİM  Heceöykü, Sayı: 62, Nisan-Mayıs 2014

KÜTÜPHANE  Heceöykü, Sayı: 61, Şubat-Mart 2014

ATEŞLE BARUT  Heceöykü, Sayı: 60, Aralık 2013-Ocak 2014

MERHAMET  Heceöykü, Sayı: 59, Ekim-Kasım 2013
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net