Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
"BENDEN HİKÂYESİ" 28 Mart 2019

 

Hava ıslak. Rüzgâr da var. Yapraklar ordan oraya, ordan oraya.

Şapkası geniş kenarlı, uçtu uçacak, belki hasırdan; pardösüsü zayıf, sanki şapkasıyla aynı malzemeden yapılmış bir adam manzaraya soldan hiç acelesiz girer, patikası bile olmayan bu ağaçlığı geçer ve kendi heykeline ulaşır. Bugün Adapazarı’nda, Sait Faik adını taşıyan fakat hiç bakılmamış, el atılmamış park içindedir bu heykel.

5 Nisan’da vizyona girecek olan Benden Hikâyesi böyle başlar. Sait Faik’in hayat hikâyesiyle pek uyumlu bir atmosferdir bu. Doğa vardır. Yalnızlık vardır. Kıstırılmışlık vardır.

Yönetmen Onur Barış, otuzunu henüz geçmiş. Ama filmografisinde yedi kısa film, bir Televizyon Programı bulunuyor. Kameramanlık ve görüntü yönetmenliği yapmış. İlk belgeseli X. Katmanın Truva’yı Keşfi (2009) adlı film. İkincisi de Benden Hikâyesi (2018).     

Durmasını bilmek, hayatın her alanında zordur; yaşı olanlarda bile pek rastlanmaz. Sanatta ise durmasını bilmek, zorunludur. Yönetmen Barış, bunu erkenden edinmiş. Örneğin filmin adı edebiyatımızın en ekolojik öyküsü “Son Kuşlar”dan alınmadır, fakat finale kadar vurgulanmaz bu. Belli ki ekoloji, yönetmen için önemlidir, önceki öyküler de az veya çok doğaya aittir, yani bu öykülerde de dikkat çevreye çekilebilirdi, çekilmez. Bunu izleyiciye bırakır Onur Barış, böyle basit çoğaltmalara kalkmaz. Nasıl ki heykelin yeri ile ilgili sitemini de apaçık söylemez, kendini tutar, ama diyeceğini de zarifane duyurur.

Benden Hikâyesi, belgesel bir film mi? Hem evet, hem değil. Belgesel, çünkü Sait Faik’in hayatıdır anlatılan. Ayrıca onun sahabesine, onu tanıyan, ona sahip çıkanlara da yer verilmiş filmde. Ancak belgeseller, anlatılan hayat hikâyesinin tamlığını gözetir. Dolayısıyla didaktik ürünlerdir. Benden Hikâyesi, böyle değil. İyi ki değil. Onur Barış Sait Faik’in, hayatıyla da örtüşen öykülerinden alıntılarla kendi Sait Faik’ini kurgulamış. Bir hayat hikâyesinden, teması “yitirilen doğa” olan yeni bir öykü yazmış. Ortada özgün bir senaryo yok. Sait Faik’in konuyla ilgili öyküleri var sadece. Çarpıcı, iç burkan öyküler. Onların da daha çok finalleri.

Doğa, filmin anafigürü. Böyle olunca yazarın Adapazarı ve Bursa öyküleri öne çıkıyor daha çok. Ama sonraki  öykülerinde de, hatta konusu doğa olmayanlarda bile, doğa kendini nasıl nasıl gösterir. Bu öyküler İstanbul ve Fransa öyküleridir. Özel hayatıyla da galiba ilişkilidir. Örneğin, Alemdağ’da Var Bir Yılan yazarın, sağlığında yayımlanmış son kitabıdır, çok önemlidir; 50 Kuşağı Öykücüleri, çıkışlarını bu kitapla açıklar; fakat filmde ne kitabın adı geçer ne de anlatıcının birbirine bağlı öykülerde sevgilisi olarak tanıdığımız Pancho’nun. Benzerlerini önceki kitaplarında da gördüğümüz bu öykülerde, anlatıcı, toplumca hoş karşılanmayan, yasaklanan ilişkiler içindedir, dışlanır. Onur Barış, bunları görmez, bilmez değil. Değinip geçer. Çoğaltmaz. Sanırım, biyografinin zayıf kalmaması için de öykülerin en dolgun cümlelerini seçer alıntı olarak. Örnekse şu canhıraş feryat: “Aşklar yasaktır. Gün olur, sular, yemişler bile yasaktır. İnsanlar birbirine yasaktır. Canım çekiyor diye öpemem seni güzel çocuk.”

Sait Faik’i Mert Er canlandırıyor. Yüz benzerliği var. Pardösü ile şapka eklenince benzerlik daha da çoğalıyor. Fakat çok yürüyor Mert Er. Nedensiz yürüyüşler çoğu da. Seslendirilen metinle uyuşmuyor. Masada, deniz kenarında vb öyle değil. “Yazmasaydım deli olacaktım!” diyerek geliniyor masaya. Bir de şuna takıldım: “İpekli Mendil” öyküsündeydi sanırım; Sait Faik, izleyen anlatıcı idi; keşke onu değil de onun gördüklerini görseydik biz de.

Bunlar kusur mu? Valla değil. Hem de Sait Faik’le haşır neşir olduğum için kusuru kolay göreceğim halde değil. Film beni heyecanlandırdı. Mutlu etti. Filmin tek kusuru, seslendirmenin yüksek ve köşeli oluşuydu bana göre.

İlginçtir, bu tür filmlerde yazarın yazar arkadaşları, akademisyenler falan yer alır. Benden Hikâyesi kaynak kişi olarak Sait Faik’in bakkalını, arkadaşı balıkçıyı, komşusunu ve bugünün Sait Faik okurunu almış –ki Adapazarlı okuru, Şebnem Şenlen Eriş. Ara Güler’le Orhan Veli dışında ne edebiyat elitlerine başvurulmuş ne de akademi elitlerine. Sait Faik, Uygurca dersi veriliyor diye Edebiyat Fakültesi’nden ayrılmış adam, gelir mi böyle fiyakalara!

Benden Hikâyesi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla yapılmış 1 saat 20 dakikalık bir film. 28 Mart akşamı, memleketi Adapazarı’nda, Sakarya Üniversitesi Kongre Merkezi’nde SASİAD’ın ev sahipliğiyle izledik.   

Sait Faik’le yaşamak, öyküsünü dinlemek ve bir filmde olmak istiyorsanız, her zaman rast gelmez, buyurun sinemaya, benden söylemesi.

 

Diğerleri

"BENDEN HİKÂYESİ" 28 Mart 2019

KRİZDEN ÖTE 28 Şubat 2019

ULUSLARARASI MECLİS 28 Kasım 2018

KİTABEVLERİ VE DAĞITICILAR 28 Aralık 2017

KİRLİ İŞ 14 Kasım 2017

III. MİLLÎ KÜLTÜR ŞÛRASI 14 Mart 2017

GORKİ'NİN HAYATINDAN ON YIL 28 Temmuz 2016

FUARLAR VE MALATYA 14 Mayıs 2016

"GENÇLER! KIRMIZI GÜLLER!" 28 Ekim 2015

KENT VE KENTLEŞME 28 Ağustos 2015

EDEBİYATLA 84 YIL 14 Ağustos 2015

AHMET VEFİK PAŞA 28 Temmuz 2015

NALBUR 14 Temmuz 2015

SAÖP'NİN 510. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI 28 Haziran 2015

ÜÇ ALINTI yahut NEDEN BÖYLE OLDU 14 Haziran 2015

KÜRTLER 28 Mayıs 2015

ÇİNGENELER 14 Mayıs 2015

KIRSALDA YAŞANMAZ 28 Mart 2015

YAŞAR KEMAL'Lİ BİRKAÇ HİKÂYE 14 Mart 2015

İKİ TAYYARECİ 14 Şubat 2015
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net