Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE 2 Haziran 2019

 

 

Açılışı 1973’tür. Demek, Mayıs’ın 12’sinde, bizim Gelişim Kitabevi 46 yılını tamamlamış, 47’den gün almaya başlamış. Ama 50’yi görmeyecek. 47’yi tamamlayabilecek mi o da şüpheli.

12 Temmuz 2018 tarihli yazım “Kitapçılık Can Çekişiyor”da söz etmiştim, geleceği yok bu işin diye. 2015 yılından bu güne her yıl bir önceki yılı arar olduk. Muhasebeci ücretini, depo kirasını o yıldan beri de artırmadım Biri zaten piyasanın içinde, esnafın hâlini esnaftan iyi biliyor. Deponun sahibi de besicilik yapardı, bu süreçte o da işini yitirdi, besihaneyi kapattı. Biz de bir ay oldu depoyu boşalttık, sahibine verdik. Bu gidişle yıl sonunda da defteri kapatırız.  

Çokbilmişler, “Efendim!” diyeceklerdir, “İnternet var, AVM’ler var, yayınevi zincirleri var, okur kitabını oralardan alıyor.” Hadi yav!  Biz bu ülkenin internet öncesini de biliriz. “Şifahi milletiz”, okumayız. Üniversite hocaları da dâhil. İnternet, bu ayıbı örtüyor bugün.

DESAM (Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Merkezi) “Türk Halkının Kitapla İmtihanı” adlı bir rapor hazırlamış. Bu rapora göre en çok kitap okuyan ülke yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere. Bu oran Japonya’da 14, ABD’de 12, İspanya’da 9. Türkiye mi? Türkiye’de bu oran yüzde 0,1. En çok okuyan il Ankara, en az okuyan da Urfa imiş. Okuyanlar da ne okuyor? Yüzde 45’i aşk, yüzde 43’ü din, namaz hocası vb. Kalan yüzde 12’lik dilime girenler de akademik yayın, siyaset, kişisel gelişim kitabı okurları. Yani o Tolstoy’ların, Hemingway’lerin, İletişim’den, Metis’ten, Yordam’dan çıkan kitapların okuru bu yüzde 12’nin içinde. Rapora göre en ilginci de şu: Okuyan dört kişilik bir Türk ailesinin cep telefonu, iletişim gideri ayda 173 lira; kitaba ayırdığı ise yılda –ayda değil- sadece 5,5 (bir de yazıyla: beş buçuk) lira.

Bilmişleri duyuyorum: “E, memleketin kitapla ülfeti bu ise, kitapçılık can çekişiyor, batıyoruz diye hüngürdemenin âlemi var mı, diyorlar.

Var! 46 yıllık dükkân bu. İşin kimi yıllar düştüğü oldu. Hele ki “Netekim” Paşa darbesine uğradığımız yıl iyice düştü, düştü işler, dükkânı kapatacağız neredeyse, ama nasıl oldu anlamadım, sanki sihirli bir el girdi devreye, kitap, okurla tekrar buluştu.

Ne bunu becerim olarak görüyorum ne de bugünümü beceriksizliğim.

46 yıllık dükkân diyorum! 1973’te okula başlayanlar bugün 52-53 yaşlarında, liseye başlayanlar da 60. Dükkânı açtığımda, kitapçı olarak Abdülkadir vardı bir: “Kültür Kitabevi”; bir de Gazeteler Başbayii “Güler Kardeşler”. Kardeşler gazete dağıtımı yapar, kitap olarak da Atlas Yayınevi’nin gazeteyle birlikte gönderilen Hüseyin Rahmi’lerini satarlardı. Adapazarı’nda kitapçıların çoğalması 80’li yılların ortalarında başlar, okul çalışması yapan, yardımcı kitaplara ağırlık veren kitapçılardır. Çeşidini kitap okurunun yüzde 12’sinin okuduğu kitaplarla kuran, bizimki gibi kitabevi –ki sayıları üçü, dördü geçmez- ancak 90’lı yıllarda görülür. Beş yıl öncesine kadar da şikâyetsiz geldiler.

Diyeceğim, şehrin yarım yüzyılının hikâyesi var kitabevimde. “Memleket Kitabevi” boşuna yazılmadı, İletişim Yayınları boşuna basmadı. 46 yıllık dükkân kapanma noktasına nasıl gelir? Yazarlığım, kitapçılığımdan bir yıl büyüktür; “Nasıl kapanır?” sorusunu sormak, benim için haddimi bilmezlik değil, tam tersine haddimi bilmektir. Yerimin farkındayım.

Geçen yılın Kasım ayında öykü yazarı değerli bir arkadaşımdan isteğim oldu, bu arada dükkânın durumundan söz ettim. Konuyla ilgili satırların birazını paylaşmak isterim:

“Kitabevinin kapanması da ayrıca çok acıtıcı bir durum elbette. Benim bile içimi acıttığına göre, sizin hissedebileceklerinizi tahmin edebiliyorum. (...)  Emre yaşatabilseydi keşke kitabevini ama dediğiniz gibi koşullar o kadar kötü ki artık, nasıl bir anafor içinde dönüp duruyoruz anlaşılır gibi değil. Bir düşünce, kültür kurumu iki kuşağın elinde bile yaşayamıyor. Böyle bir toplumun devamlılığı mümkün mü, olabilir mi hiç? / Kapandıktan sonra eminim, şurada bir kitabevi vardı, diye hatırlayan bile olmayacaktır...”

Dedim, yine diyeceğim: 12 Eylül, kitapçılığı vurmuştu, bir zaman sonra toparlandık. Bu benim becerim değildi.

Bugünkü de beceriksizliğim değil. Üretim durmuş. Ticaret durmuş. Tarım ve hayvancılık durmuş. Durmayan sektör mü kalmış? Bizim yüzde 12’lik dilimde yer alan nitelikli okurumuzun ayağı da kesilmiş dükkândan. Fakat enflasyon artıyor, bir. Dolar almış başını gidiyor, iki. Bir de, işsizlik yükseliyor, üç.

A, bir de milyonerler artmış. Hesabında 1 milyon veya üstünde parası olan mudi sayısı 2017 sonunda 138 bin 980 iken, Kasım 2018’de 176 bin 320’ye çıkmış. On bir ayda 37 bin 340 yeni milyonerimiz olmuş yani. Rakamları veren, BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu); duyuran da Anadolu Ajansı’mız. Her şey resmi.

Bu ahvâl ve şerâit içinde ben neden kendimi beceriksiz göreyim? Sen neden göresin? O neden görsün? Biz elimizden geleni yaparız, o kadar.

Böylesi istikrarlı düşüş, hele ki böylesi istikrarlı artış bizim elimizden gelmez. Peki kimin elinden gelir? Pışşık!

 

Diğerleri

BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE 2 Haziran 2019

"ALTI MUTFAK" 12 Nisan 2019

ŞEHİR VE ADA ÇIKARKEN 12 Mart 2019

ÜNAL OZAN'DAN REFAH'A, AKP'YE 12 Ocak 2019

EKREM YÜCE HAZIR DEĞİL 2 Ocak 2019

İÇİM ACIYOR 22 Aralık 2018

ZEKİ TOÇOĞLU İÇİN 2 Aralık 2018

SUZAN ORHAN'IN "SOKAK ARASI" FOTOĞRAFLARI 2 Eylül 2018

KİTAPÇILIK CAN ÇEKİŞİYOR 12 Temmuz 2018

"SAİT FAİK" ÜZERİNE* 12 Ocak 2018

ŞEYTAN DÜRTÜYOR 22 Aralık 2017

ÇAVDAR UNUNDAN BAKLAVA 2 Aralık 2017

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016

AYAĞINIZ YERDEN KESİLMEK ÜZEREYKEN 02 Temmuz 2016

PERDE GAZELİ 02 Mayıs 2016

ENGİN 22 Eylül 2015
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net