Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
JÜBİLE BU! 12 Kasım 2019

 

 

Gelişim 9-19 Ekim sürecindeki kampanyayla fiilen kapandı. Memnunduk. Koridordaki ışıklı levhayı bile asmadık. Fakat elde az kitap kalmıştı, çok az da kırtasiye vardı; perakende satışı sürdürüyor, bir yandan da bunları toptan alacak alıcı arıyorduk –arama, bulma, taşıma tam bir hafta sürdü. Ekim’in son dört gününü de resmi kapanışa hazırlık aldı.

Gelişim’in, mülküyle ve kitabıyla bir işyeri olarak satılmasını isterdim. Böyle alacak bir muhterem çıktı, fiyatta da anlaştık; ne ki adamcağız o iki üç gün içinde çarşının çarşı, havuzun havuz olmadığını, adeta panayır izlenimi bıraktığını görüp almaktan vazgeçti.

Bu arada, emlakçilerden, sivil alıcılardan da soranlar oldu. Kitabıyla birlikte şu kadar, diyorum; yav bırak kitabı, dükkân kaça, onu söyle diyorlar. Dükkân kitabın önüne geçiyor –ki beni çıldırtır bu. Dükkân nedir dükkân? Hiç midir? Elbette değil. Önemlidir, o kadar. Kitapsa değerli olandır.

Facebook hesabımdan yaptığım kampanya duyurum da bu duyarlıkla biter: “Kitabı, alıcısını bekleyen bir dükkânın karanlığı içinde tutmamak, kitabın haysiyetini korumak için yapıyorum bu çağrıyı. Kitabı gün yüzüne çıkaralım, dükkânı kim alırsa alsın!”   

Kampanyayı kitap için başlatmıştım ama, bu, işleri kötüye giden bir dükkânın okura el açması olarak da görülebilirdi. Bundan korkuyordum. Oysa ne ipotekli gayrimenkulüm vardı ne de takipli borcum. Korktuğumla kaldım. Çağrımı, Yeni Haber’den Sezai Matur paylaştı önce, onu Medyabar izledi, duymayan kalmadı; o kadar ki il dışından bile siparişler aldık. Kapanışlarda her şey sudan ucuzdur. Kelepir. Bizde böyle olmadı. Hemen hiç kimse indirim istemediği gibi indirim de beklemedi, hatta indirim yapmayın, diyerek bunu açık seslendirenler de oldu. İndirimin, kitabı haysiyetinden edeceği düşünülüyordu galiba. 

Gelişim’i açtığımız günü hatırlıyorum; Yüksel’le (Büyükakten) düşünüyorduk, batar mıyız, çıkar mıyız? Tedirgindik. Açılışlar mutlu, kapanışlar hüzünlü olur genelde, bizde tersi oldu. Beş yıldır ciro düşüre düşüre gelmişti dükkân. Küçük oğlum Emre’nin yönetimindeydi. Fakat hastalığımdan dolayı ben pek yardımcı olamıyordum, eh! bir de yazar olarak yapacaklarım vardı...

 Emre de fark ediyordu durumu; Eskişehir’de okumuş, orayı sevmişti, karısının üç amca çocuğu da Eskişehir’deydiler. Çalışma saatleri belli, tatilleri belli, primi, ikramiyesi olan, yılda bilmem kaç kez çift maaş veren uluslararası bilinen bir holdingin Bozüyük’teki fabrikasında iş buldu, taşındılar, Eskişehir’e yerleştiler.

Dükkân açmasını bilmiştik, kapatmasını da bilmeliydik.  

Kaybımız yok çünkü. Emreler gelirlerini artırdı. Ben hastalığımı tenhada yaşar olmuş, ayrıca yazı ve öykülerimle baş başa kalmıştım.

Ömrümün en mutlu on günüydü 9-19 Ekim arası. Gelenler, beni sadece bir kitapçı olarak görmediklerini, öğretmen ve yazar olarak da bilip kabul ettiklerini hissettirdiler –bu çok hoştu. Dubai’de çalışan büyük oğlum Korkut, kampanyanın son günü yanımızda olabildi. Gördüklerini alışveriş değil de bir saygı ziyareti olarak değerlendirdi, şunu da dedi: “Baba, farkında mısın, bir törendesin, çağrını kutlama törenine dönüştürmüş sevenlerin. Bir jübile bu. Ne mutlu sana!”

Süreçte iki tanıklığım var ki paylaşmadan edemem:

Bir sabah, dükkânı açtım, yerde kapı altından atılmış 6x6 boyutunda gibi pembe bir kâğıt. Bir yüzünde şunlar yazılı: “Sa. Duyurunuzu bir arkadaş iletti. Pazar günü İstanbul’dan geldim. Elim boş çıkmak istemedim. Allah acil şifalar ihsan eylesin. Sağlık imtihanınız için naçizane tavsiyem Kaside–i Bürde icazetlisi birisi tarafından okunmak iyi olacaktır inş.” Kıvrılmış kâğıdın içinde de bir 50 lira. Nasıl doluksadım! Kadın mı, erkek mi bunu yazan? Kâğıt arasına hiçbir karşılık beklemeden, ad vermeden 50 lira sıkıştırmak... Ne büyük alçakgönüllülük!

İkinci tanıklığım da şu:

Güzel giyimli, esmerce, sağlıklı, temiz dilli bir bey geldi bir gün de. Bir vakfın il başkanıymış.  Gelişim’i vakfa bağlamayı düşünmüşler. Mülkiyeti bende kalmak, adım ve Gelişim adı korunmak üzere vakıf öğrencileri kırtasiye ve kitap ihtiyaçlarını buradan karşılasın istemişler. Güven duyup öneride bulunmalarından memnun kaldığımı söyledim. Ancak çarşıda lakaytlık vardı, her yer pislik içindeydi... Ben kararımı vermiştim, kitapçılığı sürdürmeyecektim. Önerim, vakfa bağlı bir işyeri düşünülüyorsa bunun çarşı dışında yapılmaklığı oldu. Vakıf ise adımın ve Gelişim adının yaşatılmasından yanaydı, bunun da ancak mevcut yerde olabileceğini düşünüyordu.  Olmadı. Orada olacağını düşünsem de yine olmazdı. Çünkü ortak alanlarımız hayli olsa da imajlarımız farklıydı. Birbirimize yük olabilirdik. Bunları da anlattım. İstedikleri olmadı ama –itiraf ederim- hakkımda düşündüklerinden pek onurlandım.

Sözü bağlayayım: Uzaktan yakından ama az ama çok bu jübilede payı olan herkese, destek gördüğümüz Sakarya Büyükşehir Belediyesi ile her konuda yardımcı olan Xir Sahaf başta olmak üzere teşekkür ederim, onlara, size, hepinize şükran borçluyum.

 

***

CIZ!

31 Ekim’de adayorum.com’da Safa Polat yazmış: “Büyükşehir Atamalarını Manşetler Üzerinden Konuşmak” Kendi işimizle haşır neşir olmuş, yazıyı atlamışım, akşam gördüm. İçim cız! etti. Polat’tan detayını okuyabilirsiniz; anladığım, bir medya kuruluşunun marifetiyle Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı İbrahim Aktürk hedef alınmış. Takdir Başkan Sayın Ekrem Yüce’nindir elbette. Ama unutulmamalı, Aktürk de geçtiğimiz on yıl içinde şehri kültür sanat etkinlikleri bakımından Türkiye’nin sayılı üç beş şehri arasına soktu. Daha doğrusu şöyle: Kendisine verilen yetkiyi layıkıyla değerlendirdi. Öncesinde taratoracılardan, belediye şairlerinden geçilmiyordu; Aktürk’le resmin, şiirin, edebiyatın, tiyatronun ne olduğu öğrenildi. Özetle doğru olan görüldü, teyemmüm bozuldu. Dilerim, yanlış bir şey yapılmaz.   

 

Diğerleri

FİNAL AKADEMİ ANADOLU LİSESİ VE KERİM KORCAN 22 Kasım 2019

JÜBİLE BU! 12 Kasım 2019

BİR HAFTAYA NELER SIĞIYORMUŞ 2 Ekim 2019

BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE 2 Haziran 2019

"ALTI MUTFAK" 12 Nisan 2019

ŞEHİR VE ADA ÇIKARKEN 12 Mart 2019

ÜNAL OZAN'DAN REFAH'A, AKP'YE 12 Ocak 2019

EKREM YÜCE HAZIR DEĞİL 2 Ocak 2019

İÇİM ACIYOR 22 Aralık 2018

ZEKİ TOÇOĞLU İÇİN 2 Aralık 2018

SUZAN ORHAN'IN "SOKAK ARASI" FOTOĞRAFLARI 2 Eylül 2018

KİTAPÇILIK CAN ÇEKİŞİYOR 12 Temmuz 2018

"SAİT FAİK" ÜZERİNE* 12 Ocak 2018

ŞEYTAN DÜRTÜYOR 22 Aralık 2017

ÇAVDAR UNUNDAN BAKLAVA 2 Aralık 2017

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net