Ana Sayfa Biyografi Öyküler 14/28 Ada'dan Yazılar Söyleşiler Kitaplar Hakkımda Tez Albüm İletişim
Son Eklenenler
Önerdiklerim
FİNAL AKADEMİ ANADOLU LİSESİ VE KERİM KORCAN 22 Kasım 2019

 

 

Dershaneler 2014 yılında kapatıldı. Fakat çalışmalarını etüt merkezi adı altında sürdürdüler; şimdi bunlar da kapatılıyor. Bu beş yıl içinde okula dönüşmeleri istenmişti onlardan; normlar belliydi;  2020-2021eğitim-öğretim yılında bakalım ilimizde onlardan kaçı okula dönüşmüş olarak adlarını sürdürecek?

Final Akademi Anadolu Lisesi, sürenin dolmasına daha bir yıl varken Yazlık/Serdivan’da çalışmaya başlamış bile. Üstelik istenilenin fazlasıyla... Eski yerlerinde Sait Faik için anma günü düzenlenmişti geçen yıl, bu yıl da hemşerimiz bir başka yazar için, Kerim Korcan için konuşmam istendi; 15 Kasım Cuma günü okuldaydık. Kapalı kullanım alanı 3000, bahçe ve spor alanı da 800 m2. Derslik sayısı 16, geniş ve ferah. Kafeterya, kütüphane, laboratuar, yemekhane ve mutfağı geçiyorum, resim, müzik vb etkinlikler için de özel sınıf zorunluymuş bu okullar için ki bu çok önemli –kendini burada dinlendirecek öğrenci, renklerin ve seslerin dünyasına burada girecek, belki kendisi de bu dünyalardan birinin yaratıcılarından olacak.

Final olsun, kurucu müdür kadim arkadaşım Yılmaz (Akçay) olsun, sosyal etkinliklere de matematik ve fen dersleri kadar –yoksa daha mı fazla- değer vermekte. Bu etkinlikler için bakanlık bir sınıfı yeterli görürken onlar her sanat dalı için ayrı sınıf açmışlar. Keza koridorların genişliği, dersliklerin yüksekliği de hep istenilenden fazla. Okulun ferahlığı buradan geliyor.

Gönlüm isterdi ki devlet okulları da eksiksiz olsun. Devlet vasatı ve İmam Hatipleri tercih ediyor; imkânı olanları da özel okullara yönlendiriyor. Böyle olmalı demiyorum, ama sınıflı toplumlarda böyle oluyor. Başka türlüsü mümkün mü?

Öğle yemeğini yedik, kahvelerimizi içtik, 14:30’da iki yüz kişilik toplantı salonuna geçmek üzere kalkıştık. Salona kafeteryadan geçilmekte. Korcan’ın ulaşılabilen kitaplarından bir köşe yapılmış, artı olarak da Yılmaz, Tatar Ramazan’ın film afişine rastlamış İstanbul’da, bir sahafta, onu getirtmiş; afişin yanından geçerek giriyorsunuz salona. Aydınlık. Pırıl pırıl. İlk toplantısı benimle olacakmış salonun; Korcan’ın ve benim biyografilerimin okunması, Linç’le Tatar Ramazan filmlerinden seçilmiş etkileyici sahnelerin izlenmesi tamamlandıktan sonra sıra bana geliyor, “Hayırlı, uğurlu, bereketli olsun” dileklerinde bulunuyor sadede geçiyorum. Unutayazdım, Adapazarı’nda bu tür etkinliklerde yaka mikrofonunun kullanıldığını bir kez gördüm, o da Büyükşehir’in düzenlediği, hikâyeciliğimin 40’ıncı yılı etkinliğinde idi, ikincisi de Final Akademi’de olacak. Hırıltısız, tıkırtısız tertemiz bir ses. Olması gerekeni burada da yakalamış Final, bunun için ayrıca teşekkür etmem gerekir, sağ olsunlar!

“Bir Adam” adlı öyküsünden kalkarak anlattım Kerim Korcan’ın edebi kişiliğini. Romanı da öyküsü de genelde hapishane hayatından alır konularını. Dili, halkın konuşma dilinden beslenir. Deyim, deyiş ve atasözleriyle yetinmez, halkın şiveli dilini de kullanır. Yakın sesler taşıyan kelimelerden adeta seci (nesirde iç kafiye) oluşturmayı pek sever. Ne ki sözü uzatır Kerim Korcan, uzattığının farkındadır; buna rağmen uzatır, sadede zor gelir.

Bu dil temelde meddah dilidir, Evliya Çelebi dilidir; modern edebiyata Ahmet Mithat, Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi, F. Celalettin, Kemal Tahir... üzerinden girer, Kerim Korcan’a gelir.

Bizim şiirimiz çok uzak geçmişe dayanır, dolayısıyla kendini sık sık dönüştürmüş ve dünya şiirinde yer bulmuş bir şiirdir. Nesrimiz öyle değil. Modern edebiyattaki yerini Tanzimat’la alır nesir: Şinasi tarafından kurulur, Namık Kemal tarafından geliştirilir. Fakat kitabîdir; halk dilinin sesi, tınısı, esnekliği yoktur, hatta bunlar hiç olmamıştır. Buna rağmen edebî bulunur, kabul görür. Neden? Konuşma diliyle yazanların hem yazdıklarıyla hem de dilleriyle bizzat Namık Kemal tarafından “kocakarı masalı” diye makaraya alınmaları mıdır kabul ve reddin nedeni? O da vardır herhalde, fakat edebiyatçıların ve edebiyat bilim adamlarının konuşma diline ilgisizlikleri de unutulmamalı. Hoş, konuşma dilinin kelimesi sınırlıdır, onunla edebiyat olmaz. Doğru. Ama pazar esnafından edebiyat adamı yaratılmaya kalkışılmıyor ki. Yazar, satıcının dilindeki sesi, tınıyı, esnekliği görecek, bulacak, dağarına aktaracak. Pazar esnafından tarz alacak –özeti bu.

Kerim Korcan bütün hünerini Linç’le, Tatar Ranazan’la ve İdamlıklar’la gösterir. Yazar tarafından oyunlaştırılmış olan Linç de benzersizdir. Sonrakiler, bana göre yetersiz. Ama şu üç kitap, sadece şu üç kitap bile onu daha fazla okunur, hatırlanır kılmalıydı. Nedendir bu körlük?

Kerim Korcan da tıpkı Ahmet Mithat gibi zaman zaman anlatıcıyı kenara çeker, kendini doğrudan metne sokar. Kimileyin de öykünün uygun bir yerinde anlatıcıyı yine kenara çeker, anlatılan hikâyeyi makro düzeyde tartışmaya açar. Bunlar mıdır görmezlikten gelinmesi? İyi de postmodernizmin meydan aldığı, Brecht’in epik tiyatrosunu Mısır’daki sağır sultanın bile duyduğu bir çağda bunlar ilgisizlik nedeni olmalı mıdır?  

Yav, Kerim Korcan, toplumcu gerçekçi yazarlar arasında da anılmaz; “hapishane yazarı” gibi hafif bir dille geçiştirilir adı. Toplumculuğundan mı şüphe edilir acaba? Nazım Hikmet’i sevmezdi Korcan, fırsat buldukça aleyhinde konuşurdu. Yoksa asıl neden bu mudur?

Liseliler yazar Korcan’dan çok insan Korcan’a ilgi duydular. Anlattıklarımı –ki hepsi hatıradır, hepsi Kerim Ağbi’yle birlikte yaşanmıştır- müthiş bir ilgiyle dinlediler. “Bir Adam” öyküsünü –anladığım- sevmemişler. Haklılar. Ben de sevmedim. Ama sevilmeyen bir öyküyü eleştirmek daha kolaydır. Bu kolaylıktan yararlanacaklarını düşünmüştüm, yanılmışım.

 

Diğerleri

FİNAL AKADEMİ ANADOLU LİSESİ VE KERİM KORCAN 22 Kasım 2019

JÜBİLE BU! 12 Kasım 2019

BİR HAFTAYA NELER SIĞIYORMUŞ 2 Ekim 2019

BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE 2 Haziran 2019

"ALTI MUTFAK" 12 Nisan 2019

ŞEHİR VE ADA ÇIKARKEN 12 Mart 2019

ÜNAL OZAN'DAN REFAH'A, AKP'YE 12 Ocak 2019

EKREM YÜCE HAZIR DEĞİL 2 Ocak 2019

İÇİM ACIYOR 22 Aralık 2018

ZEKİ TOÇOĞLU İÇİN 2 Aralık 2018

SUZAN ORHAN'IN "SOKAK ARASI" FOTOĞRAFLARI 2 Eylül 2018

KİTAPÇILIK CAN ÇEKİŞİYOR 12 Temmuz 2018

"SAİT FAİK" ÜZERİNE* 12 Ocak 2018

ŞEYTAN DÜRTÜYOR 22 Aralık 2017

ÇAVDAR UNUNDAN BAKLAVA 2 Aralık 2017

YENİ BİR HIRSIZLIK 22 Mart 2017

ŞÛRA ÜSTÜNE 12 Mart 2017

PERŞEMBELER 2 Ocak 2017

SERTİFİKA 2 Ekim 2016

BİZİ AYAKTA TUTAN 22 Temmuz 2016
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kitaplar
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net