Menü
SİZ NASIL BİLİRSİNİZ? 10 Eylül 2002
Yeni Sakarya Yazıları 2002 • SİZ NASIL BİLİRSİNİZ? 10 Eylül 2002

SİZ NASIL BİLİRSİNİZ? 10 Eylül 2002

Aslında tanışıyoruz:
Yarım asrı devirmişseniz -Ne yarım asrı? Ona en az bir yedi sekiz yıl daha ekleyin- 950, 51, 52’de falan Eski Hendek Caddesi’nde “mile” oynamışızdır belki sizinle. Gel de “mile”yi yenilere anlat! “Gazoz” diyeyim en iyisi. Yine mi olmadı? Ya “misket”? O da Ankara havasıyla karışıyor. Standardı galiba bilye.
Sabihanım’a yazdırdılar beni. Daha ikinci sınıfa geçmemiştim ki dede evinden Kurbanlar’a taşındık. Tanışıklığımız belki oradan. Yoksa ortaokuldan mı, liseden mi? Şimdi Büyükşehir Belediyesi’nin oturduğu binada başladım ortaokula ama, lisede okurken İmam Hatip’e aldılar bizi emaneten. Oradan mezunum.
Armutluk, Ağaçlık Altı, Harmanlık... O yılların top sahaları. Fazla bulunmadım oralarda. Hatta hiç. Oralardan değil, Santral’dan, Selamet’ten tanışıyoruz belki. Tavla, pişti falan oynamışlığım var. Pirinç Pazarı’nda Gençlerbirliği Lokali’nde de -hani siyah-kırmızı bayrak sarkardı penceresinden hep, hatırladın mı- az “dogil” oynamadım. O minik topu kaptım mı aralardan geçirte geçirte kale önüne getirir, üç beş sesli şaşırtmacadan sonra gönderirdim. Masa “Paaat!” diye patlardı. Sesi hâlâ kulaklarımda.
Babam fotoğrafçıydı. Ceketimin altında makinem, teneffüslerde şipşakçılık yapardım. Sünnetlere, düğünlere de çok gittim. Aile albümünüzü karıştırın, “Foto Akın” kaşeli bir fotoğrafa rastlarsanız, onu ben çekmiş olabilirim.     
Dil-Tarih ve Coğrafya’yı bitirdikten sonra öğretmenliğe başladım şimdiki Atatürk Lisesi’nde. İmam-Hatip’e de gittim misafir olarak. Öğrencim oldunuz belki. Oyunlar yönettim: “On Küçük Zenci” biri. Bir diğeri, “Dünyanın Düzeni”. Hatırlıyorum, her ikisi de burada, yerel basında dedikodu edilmişti. Bunları değil ama, izlediyseniz oyunları hatırlıyorsunuzdur. Daha neler vardı: “Merdiven”, “Pabuççu Ahmet”...
Yoksa tanışıklığımız Bulvar’dan mı? Piyasa yapmayı kastetmiyorum. Kastım başka. Top sahalarında, tribünlerde nasıl bulunmadıysam siyasi partilere de girmedim ben. Ama “siyasi”yimdir: 12 Mart öncesi. 1971 Ocak’ı. Öğretmenler köpürmüş. Mitingimiz var. “Allahsız komünistler!” diye bir yürünüyor üzerimize, Bulvar bir karışıyor ki sormayın. O gün siz orada mıydınız?
Pat! Sıkıyönetim. İçerdeyiz. Çıkmasına çıkıyoruz ya takip bitiyor mu? Müdürüyle, muhakkikiyle, müfettişiyle köpüğümü almaya iyice azmetmiş devlet... Bakanlık emrindeyken istifa ediyorum. İşte o gün bugündür -aradaki iki yıllık ikinci öğretmenliğim, Hendek’te halen sürdürdüğüm dershane öğretmenliğim sayılmazsa eğer- geçimimi kitapçılık yaparak sağlamaktayım. İhtimaldir, sizinle Ali Dilmen Lisesi’nden, Hendek BEM’den ya da dükkânımdan tanışıyoruz.
Değilse eğer... Kitapçılığımdan az eski bir işim daha var. Asıl işim bu. Hikâye yazarım, deneme, eleştiri yazarım. Tam otuz yıldır. Belki bir panelde beraber olduk sizinle. Ünal Ozan zamanının belediye radyosu ART’de bir konuşmama kulak misafiri oldunuz belki. Bir kitabım elinize geçmiş de olabilir. Yahut bir ara çıkardığım “Çarksuyu” gazetesinin bir sayısı. Yahut da kimi yerlerinden malum çevrelerin rahatsızlık duyduğu o deprem sonrası ilk yazım: “Şehrimi İstiyorum!” 
Aslında tanışıyoruz!
Tanışıyoruz da şu sorunun cevabını da merak etmiyor değilim: Siz nasıl bilirsiniz?
İlericilerin -solcu demeye dilim varmıyor- bulunduğu bir mekânda benden “tarikatçı” diye söz edilmiş bir tarihte. Anlattılar. Oysa aynı tarihte tam zıt bir mekânda da “komünist” denmiş benim için. Bu da bir başka arkadaşımın anekdotundan.
Bunun için soruyorum: Sahi siz nasıl bilirsiniz?
 
Yeni Sakarya, 10 Eylül 2002

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....