Menü
ADAPAZARI, SİVİL TOPLUM VE SOSYAL HAYAT  Business, Sayı: 5, Nisan 1998
Diğer Yazılar • ADAPAZARI, SİVİL TOPLUM VE SOSYAL HAYAT  Business, Sayı: 5, Nisan 1998

ADAPAZARI, SİVİL TOPLUM VE SOSYAL HAYAT  Business, Sayı: 5, Nisan 1998

 

 

Adapazarlı Adapazarlı’yla nerede buluşur? Turistik otel salonlarında buluşur. Şehir Kulübü’nde buluşur. Bazı lokallerde buluşur. Sosyal etkinlik’lerde, yürüyüşlerde, otoban turnikelerinde (Bir muhterem gelecektir) buluşur.
Peki, buluşmalarının nedeni Adapazarlılık mıdır?
Canım, bunlar sivil toplum örgütleri üyeleridirler, amaçları hiç mütevazı olur mu? Aralarında örgüt hiyerarşisi bakımından statü farklılıkları bulunsa da diyeceklerini yukarıdan diyecek, yapacaklarını “show”la yapacaklardır.
Oysa Adapazarı’nın içme suyu kirlenmiştir. Adapazarı’nın birinci sınıf tarım toprakları, koruyucu yasalara rağmen sanayie açılmıştır. On binde dört eğimi yüzünden kanalizasyonu hep problemli olan Adapazarı, bir de göç dalgasına uğramıştır.
Bunlar bir sivil inisiyatif için ne ideal şartlar; ama o inisiyatifi ara ki bulasın! Çünkü sivil toplum kavramı, bizde, sınıfsal, daha doğrusu muhalif bir talep olarak çıkmıyor; para, mevki ve politika insanlarıyla kimi aydınların “hobby”si olarak arzı endam ediyor ve taşraya da öyle geliyor. Üstelik, başlangıçta, siyasal iktidarı sadece sütreleyenken giderek güçlendiren oluyor.
Uğur Mumcu öldürülüyor, “Kahrolsun şeriat!” yürüyüşü için Ankara’ya peş peşe otobüs kaldırılıyor. Gün oluyor, saat 21.00’de Bulvar’da çakmaklar yakılıyor. Gün oluyor, “Türkiye İran olmayacak!” yürüyüşü yapılıyor.
Aslında hiçbir şey “Karışık Pizza”daki kadar karışık değil. Sapanca’yı sanayiciler kirletiyor, göl sakinleri kirletiyor; bakıyorsunuz, “Kirleniyoruz!” diye feryat edenler de onlar, hatta temizleme ihalelerini alanlar da. Sapanca’nın meyve bahçeleri, Samanlı dağlarının su kaynakları ise İstanbullu çevrecilerin işgali altında. Tarım topraklarındaki sanayiciler mi? Yerleşenlerin ilk üçü, sıkı durun, Türkiye’nin üç sanayi devi. Göç meselesine gelince: İsimlerini şehir isimlerinden alan pek çok dernek, mahalle ve apartman var şimdi Adapazarı’nda. Yani Adapazarı, Adapazarı’nı memleket bilmiş insanların şehri olmaktan çıktı, ondan rant bekleyenlerin şehri oldu.
Evet, her şey apaşikâr. Ama sivil inisiyatif yok.
Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası’nı geçiyorum. Oda başkanlarının makam otoları, biliyorsunuz, siyah plakalı; diyeceğim, odaların resmi görevleri olur, şehrî duyguları olmaz.
Fakaat camilerde, vakıflarda, pazaryerlerinde, çarşı içlerinde, semt kahvelerinde ve evlerde buluşan Adapazarlılar var bir de. Örgütlü değiller. Yalnız, konuştukları her şey çok sivil.
Bunlar, gerçek sivil inisiyatifin insanları. Hem filmdeki o pizzacı çocuk’un çocukluğunu da etmiyorlar. Çünkü yeterince olgunlaşıp güçlenmemiş bir muhalefetin, düne kadar komünizm’le nasıl suçlanıp nasıl bastırıldığı henüz unutulmadı; o suçun yerine bugün başka suçlar konduğu da biliniyor.
Ancak bu insanların talepleri de ilhamını yerel’den almıyor. Eğer alsaydı, ücretsiz dağıtılan aylık haber-yorum, reklam gazetemiz “Çarksuyu” reklamsız kalır, topu topu beş sayı mı çıkardı? Başlıklarına göz atar mısınız? “Yoksul Sakarya”, “Ekmek Sahipsiz”, “TZDK de Yolcu”, “Bize Yer Yok”, “Habitat’tan Maksat”.
Business, Sayı: 5, Nisan 1998

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....