Menü
ELEŞTİRİYİ DOĞRU YAPMAK  1 Ekim 2002
Yeni Sakarya Yazıları 2002 • ELEŞTİRİYİ DOĞRU YAPMAK  1 Ekim 2002

ELEŞTİRİYİ DOĞRU YAPMAK  1 Ekim 2002

 
 
 
 
Okullar açılalı on beş gün oldu, hâlâ dertleniyorlar: Falanca okul 25 milyon, filanca okul 75 milyon almış. Geçiniz efendim, bunlar da para mı? Duymadınız galiba, İstanbul’da kayıt ücreti en az 200 milyon. Kimi okullarınsa iki buçuk milyar istediklerine dair rivayetler var.
Eee, ne de olsa orası İstanbul. Merkez. Harcı da, harcaması da ona göre. Kaloriferleri bizimkiler gibi kömürlü olacak, müdürleri eşyasız odalarda oturacak, çocukları bizim çocuklar gibi araçsız gereçsiz okuyacak değiller ya. Öyleyse sökülsünler paracıkları.
Böyle düşünüyorsanız, eyvah!
Bu düşünce, düşünce değil.
Bir kere, ikisi de okul. Sonra, ikisi de aynı yasa ve yönetmeliklere, aynı üst birimlere bağlı. En firaklısı da şu: İlköğretim zorunludur ve parasızdır. Devlet, çocuğunuzu bilâ-ücret okutmak zorunda yani.
Bunu söylediğinizde dertlenenlerde bir sevinç, bir sevinç, sormayın. Meğer onlar da biliyorlarmış bunu, gereğini de yapmışlar. Kimi, okul müdürünü şikâyet etmiş, kimi de görevli öğretmeni.
Şimdi düşünelim: Her okulun bir koruma derneği yok mu? Var. Kuranlar veliler değil mi? Yönetiminde veliler bulunmuyor mu? Öyle. Peki bu derneklerin görevi neyi neden/kimden korumak? Okulu El-Kaide’den, öğretmeni enflasyondan, öğrenciyi dayakçı öğretmenden veya yanlış bilgiden olamayacağına göre.
Hepimiz biliyoruz ki pek öyle girişimci, cemiyetçi insanlar değiliz. Kalkıp gönüllü gönüllü dernek mernek kurmayız. Bu dernekler, söz dinleyen, biraz da hamarat velilere kurdurulur aslında. Yönetimi velilerdedir ama, okul müdürü fahri başkandır. Toplantılarını da yeraltında değil, okulda, müdür odasında yapar dernek. İşler de haliyle istenildiği gibi yürür. Tam bir devlet-millet işbirliği.
Eğri oturup doğru konuşalım: Koruma derneğini kurmuşsun. Yani veli kurmuş. Bu ne demek? Devletin görevini üstlenmek. O ne? Okulun şurasını burasını onarmak, yakacağını almak, araç gerecini tamamlamak, bahçesini düzenlemek... Müdür odasını da dayayıp döşemek.
Bu iş o kadar anlaşmalı ki! Kimi dernek başkanlarının, velilikten yıllar önce düşmüş insanlar olmaları bundan. Adamlar sadece hamarat değil ayrıca meziyetli. Para toplamasını da, okula harcamasını da biliyorlar.
Anlamsız. “İlköğretim parasız değil mi? Nasıl para toplarlar?” diye feryat etmek bu yüzden anlamsız.
Sakın, haklı çıkmak için kimi yerlerde okul müdürünün ya da görevli öğretmenin para toplamasını ileri sürmeyin. Dernek makbuzuyla alınıyorsa para, ha öğretmen almış ha veli. Nasıl olsa devletin-milletin okulu için harcanacak.
Eleştirilecek durum yok, demiyorum. Var.
İşbirliğini yüzüne gözüne bulaştıranlar çıkabilir. Yoksul veliyi bağış’a zorlayanlar olabilir sözgelimi. Ya da “teberru” adı altında istenen bu yeni moda dolaylı vergiyi şu veya bu nedenle vermek istemeyeni okuldan çevirenlere rastlanabilir.
Bunlar mı eleştirilmeli? Hayır! Bunlar da işleyişe ait.
Asıl eleştiri merkezi başka: Koruma derneklerinin kendileri. Onların varlığı. Bu görülmüyorsa eğer, işleyişteki aksaklığı istediğiniz kadar şikâyet ediniz. Beyhude. 
Bu neye benzer? İşkence aletini görmezden gelip işkencecilerden şikâyet etmeye.
Yeni Sakarya, 1 Ekim 2002

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....