Menü
YORULDUM  4 Eylül 2012
Yeni Sakarya Yazıları 2012 • YORULDUM  4 Eylül 2012

YORULDUM  4 Eylül 2012

 

 

 

Kırk yıllık yazı hayatımın son on yılında birlikte olduk. Bayramların ikinci ve sonraki günlerine rastlayan yedi salı hariç her salı yazdım, mükerrerim yok denecek kadar az. Bu yazım “Yeni Sakarya”da 514. yazım. On birinci yılın ilk yazısı, benimse son yazım. Yoruldum. Yazmaktan değil. Yoksa 1972 Temmuz’undaki kadar şehvetliyim yazmaya.

11 Eylül 2007’de, altıncı yılın başında köşemde şöyle yazmışım: “Zaman zaman, Adapazarı’nda her hafta yazmakla hata mı ediyorum, diye sorarım. Bunlar dar alan yazılarıdır. Şehirle sınırlıdır. Ulusal gazete ve dergilerdekiler öyle değil. Gerçi bu gazete yazılarımın hiçbirini Adapazarı’nı düşünerek yazmadım. En Adalı yazımda bile Dereköy’den ötesi için söylenmiş bir şeylerin olduğunu sanıyorum. Nitekim kimilerini ulusal yayınlara da gönderiyorum. Yayımlanıyorlar. Ama yine de kendime kıydığım bir taraf var gibi gelir bana.”

Beni yoran da bu zan işte! Kendime kıydığım, kendimi harcadığım zannı.

81 ili kapsayacak bir proje için 15 Eylül’e bir yazı yetiştirmem gerekiyor. “Hece”nin gündemiyle “Heceöykü”nün dosyası için yazacaklarımı en son 22 Eylül’de göndermem istendi. Harf İnkılabı ile ilgili bir antoloji için kasım başına bir hikâye sözü verdim. Sezai Karakoç adına hazırlanan bir armağan kitaba hikâyeleri üzerine yazı istediler, aralık ortasında teslim edeceğim. Bunlar masada bekleyenler. Aciller. Sonrasında üç “Hece”, bir “Heceöykü” daha var. Yani dört yazı. Ekstralar da çıkar muhakkak.

Zannımın sağlamlığına rağmen, gazete yazılarıyla edebi çalışmaların birlikte yürüyebilecekleri inancıyla yazdım şu son beş yıldır. Asıl yorgunluk burada. Peki, yürümedi mi? Benim açımdan hayır. Kapsamlı çalışmalara kıydım, onlara vereceğim zamanı harcıâleme verdim, sermayeden yedim, böyle düşünüyorum. Şüphesiz bu da bir zan, yanıldığımı görürsem onu da söylerim. Ama bugün zanlarımın peşinden gitmek istiyorum.

“Hece”nin Eylül sayısı, “Yazamadıkları…” dosya adıyla çıktı. Şair şiir, yazar hikâye, roman, oyun vb. planlar da çeşitli nedenler girer araya, bir türlü kaleme alamaz düşündüğünü. Beş isim bu konuda yazmış. Kırk yıldır hikâye etmek istediğim bir konum var: kitap yasaklamak. Konuyu iktidar üzerinden işlemekti niyetim. Ve kitapla da sınırlansın istemiyordum. Kitap yasaklamakla dil, kıyafet, mezhep vb. yasaklamak arasında fark yoktu. Dahası tarihin ilk iktidarından beri de yasaklar iktidarların silahıydı. Yasağı kitapla, dille yahut mezheple simgelemek onu belli bir döneme, belli bir iktidara indirgemek olacaktı. Parçaları kucaklayan hem de bütün iktidarları öfkelendiren bir simge/metafor bulmalıydı. Bir adam: muhalif, eylemci, asi üzerinden durum temsil edilebilir. Her dönemde vardır böyle adamlar. Ama aynı adamlar mıdır? Ortak yanlarının simge adama yüklenmesi ve bunun da inandırıcı olması şart. Yapacağıma inanayım yazacağım bu hikâyeyi.

Yazamadıklarım arasında “Paraşolün Pembe Kızları”nı da anmışım. Parkta kenarın Tommiks, Teksas trampa eden giyimsiz, gıdasız çocuklarıdır bu hikâyede anlatmak istediğim. Brecht’in “toplumsal jest”iyle elbette. Bunu da akşamları saat beşte pembeler giyinmiş, ellerine şömizli kitaplar almış olarak parkın önünden paraşolleri içinde geçen tenleri beyaz beş kız kardeşle verecektim. Yazamadım. Bir eksiği var gibi geldi hep.

Cem Sultan’la ağabeyi Bayezid arasındaki gerilim pek trajiktir, dokunur bana. Bu konu etrafında çalışmak isterim. Roman değil ama. Roman, zihnine girilen kişi için kurgulanmakta sanırım. Oysa ben –Cem’den taraf olmama rağmen- dönemin önde gelen her kişisinin haklı olabileceğini düşünüyorum. Henüz hiçbir hazırlığım yok; ama olur da yazarsam her hikâyeyi bir kişinin adıyla adlandırıp onun etrafında kurgularım herhalde. Şunlar gibi: II. Murad, Fatih, Çandarlı Halil Paşa, Zağanos Paşa, Gedik Ahmet Paşa, Karamanlı Mehmed Paşa, Korkut, Bayezid, Cem…

Ömer Seyfettin’i “kimlik” açısından okuyup kitaplaştırdığım gibi Memduh Şevket’i de “meslek” açısından yazmak isterim. Dergiye bunu da demişim; biri sözlük, üç kitap çalışmam ise öyle bekliyor –hele biri en az beş yıldır- nedense bunlardan hiç söz etmiyorum. Ham değiller, içlerinde tamamlanmak üzere olan da var, bundan mı acaba? Belki çağıracaklar, hiçbirini yazamayacak, tamamlayamayacağım. Ama bana düşen, vakti verimli kullanmak. Ayrılışım bundan.

Fi tarihinde, “Adapazarı’nda konuşabileceğim iki kişi var” demiş, adlarını da vermişim –Neclâ geçen hafta hatırlattı. Onlardan biriyle altı yıldır, birisiyle de eskisi gibi görüşmüyoruz. Sadece bu ikisiyle değil, benim hemen bütün arkadaşlıklarım çok çok beş altı yıl sürmüştür. İstisnaları var elbette, en ömürlüsü de Neclâ’yla olan –kırk bir yıl. Ayak uydura uydura tazeliyoruz arkadaşlığımızı. İyi ama her ikili böyle yapmak zorunda değil ki. Mekân eskiyor, ilişkiler aşınıyor, ayaklar değişiyor, düşünceler oynuyor; hâliyle sürdürülemiyor beraberlik. Söylediklerimin “Yeni Sakarya”yla ilgisi yok. Genel. Zeki Aydıntepe’den hep dostluk gördüm, kendisine teşekkür ederim. Beş yıldan sonra bilinçaltım bir alışkanlıkla kıpraşmış da olabilir –ki bizimki on yıl. Benim bir de sağlık sorunlarım çıktı; gerçi hastalığım pek yumuşak, pek uysal, pek tatlı bela bir şey, ama yormamalıyım ne onu ne kendimi. Boşnakçada bir söz vardır: “Mald more umarti a stari mora.” Yani ki: “Gençler ölebilir ama yaşlılar mecbur.” Dikkatli olmalıyım.

Hem ayrılıyor da sayılmam. İnternet sitem var: http://necatimert.com.tr/ Kitaplarıma girmemiş, gazete ve dergilerde kalmış bütün yazılarımı, benimle yapılmış söyleşileri, hakkımda yazılanları ve kimi fotoğrafları oraya yüklemeyi sürdüreceğim. Son yazılarımı da vereceğim. Ayrıca ayda iki kez de siteden özel seslenmek niyetindeyim –her ayın 14’ünde ve 28’inde gibi. Oidipus üzerine, Elektra üzerine, şeyhler ve müritleri üzerine, itaat üzerine, barış üzerine yazmak istiyordum şu sıralar, bunları oradan yapabilirim. Diyeceğim, izleyin.    

Sitede görüşmek dileğiyle hepinize selamlar, sevgiler…

Yeni Sakarya, 4 Eylül 2012

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....