Menü
SERVİSLERİN TAŞIDIKLARI  15 Ekim 2002
Yeni Sakarya Yazıları 2002 • SERVİSLERİN TAŞIDIKLARI  15 Ekim 2002

SERVİSLERİN TAŞIDIKLARI  15 Ekim 2002

 

 

 

Çocuklarını üniversiteye göndermiş bir tanıdık başkalarının mini minileriyle dertlenmiş anlatıyor: Minibüsler tıklım tıkışmış. Şoförler hızlı imiş. Çocukları Allah esirgesinmiş. Son sözü de şu: “Böyle taşımalı sistem olur mu?”

Hoppala! Yahu taşımalı sistem dedikleri bu değil.

Taşımalı sistem köylere dönük bir uygulama. Öğrencisi az okulları zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılmasıyla birlikte kapatıyor devlet, öğrencilerini de bölgedeki büyük/büyükçe bir okula sabah götürüp akşam da okuldan evlerine getiriyor. Bu.

Başarıldı mı? Ayrı bir yazı konusu.

Ama şehirde yaşanan başka. Sistem dışı.

Biraz konuşalım.

Siz hiç çevredeki okullar önünde öğrenci indiren, öğrenci bekleyen minibüslere rastladınız mı? Sözgelimi Sakarya’nın, Şeker’in, Hakkı Demir’in, Fevzi Çakmak’ın, Namık Kemal’in, Cumhuriyet’in, Erenler’in, Mehmet Nuri’nin... önünde? Beni yalanlamak için gösterilebilecek istisnaları kastetmiyorum. Daha açık sorayım: Bu okulların öğrencileri için servislerle geliyor, servislerle gidiyorlar diyebilir miyiz?

Ama Ahmet Akkoç için, Atatürk için, Dr. Nuri Bayar için durum farklı. Sabihanım’la Merkez Atatürk’ü unutmadım. Ne ki biri Yorgalar’a, öteki Patates Hali’ne kaydırıldığından beri galiba itibar kaybına uğradılar. Sabahları gidin bu okullardan özellikle ilk üçünün önüne. Manzarayı görün. Servisler vın vın! Akşamları keza! Eviniz oradaysa evden çıkamazsınız, garajda arabanız varsa arabanızı alamazsınız. Minibüsler yolları iki sıralı iptal etmişler, yetmemiş kapınızı, garajınızı da iptal etmişlerdir. Eğer sabah sabah yoramam kendimi diyorsanız, oralardan bir geçişinizde göz ucuyla bir bakın, saçak altlarına, prefabriklere, dükkâncıklara, dükkânımsı yerlere peş peşe asılmış falan tur, filan tur levhaları size her şeyi anlatacak.   

İyi, hoş da her okul kendi civarından öğrenci almıyor mu? Evet, öyle. Hataya düşmemek için hatta veliden ikametgâh belgesi de istemiyor mu? Evet, istiyor.

Öyleyse okul önlerinin adeta eski Topkapı garajına dönmesi niye?

Efendim, vaktiyle şehirde/merkezde oturanlardan kimileri hanidir kırsalda oturuyor. Kırsal deyişim lafın gelişi. Sapanca’ya çekildiler. Esentepe’ye çekildiler. Depremden sonra da Kırkpınar’a. Çekildiler de oralardaki okullar şanlarına yakışmıyor. Oralılar ora okullarına gidiyorlar ama bizimkiler ayrıcalıklı ya! Ne demişler? Dengi dengine. Çocukların taşınması bundan.

Denilecek ki: Minibüsler sadece Sapanca’dan, Esentepe’den, Kırkpınar’dan, Serdivan’dan gelmiyor. Selahiye’den, Camili’den, Karaman’dan gelen mütevazı servisler de var. Var tabii. Ama meselenin özünü değiştirir mi bu? Özü şu: Merkezdeki eğitim kaliteli. Bundan yararlanılmak isteniyor.

Kaliteden şüpheliyim. Ama böyle bir imaj var. Bu da okulun işine gelmiyor değil. Nasıl? Galiba servisler bu okulları aydan aya görüyorlar. Bu, akla ilk geleni. Belediye derseniz, oyları çevreden aldı ama, hizmeti merkeze vermekte. Ahmet Akkoç’un, Dr.Nuri Bayar’ın, Atatürk’ün yolları tamam mesela. Bu da bir başkası. 

Tamam da Fevzi Çakmak’ın da, Namık Kemal’in de yolları var yapılacak. Belediye onlar için –yoksa- olmasa da olur mu diyor?

Bir kardeşim –bu da bir başkası- bu ders yılı başında şehre döndü. Evi Dr. Nuri Bayar’ın arkasında. Çocuğunun kaydını ikinci haftanın sonunda hâlâ yaptıramamıştı. Sınıflar 40’ı aşmışmış.

Hani, “Halk plajlara hücum etti, vatandaş denize giremedi” diye bir gaf var. Bu onun tersi.

Yeni Sakarya, 15 Ekim 2002

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....