Menü
YERLİ  28 Aralık 2012
14/28 • YERLİ  28 Aralık 2012

YERLİ  28 Aralık 2012

 

 

İkisi de “yer”le ilgili, yani “toprak”la; bundan olacak, “yerel” ile “yerli” anlamdaş sanılıp birbirinin yerine kullanılıyor. Oysa “yerel”in üzerindeki “-l” ekiyle sözcüğe katılan nüans “oraya benzerlik”; “yerli”deki “-li” ekiyle katılansa “oraya mensubiyet”, “oraya ilişkinlik”tir. Ora? O yer. O toprak. Belli bir yer. Belli bir toprak.

“Yerel”, eski dildeki “mahallî” sözcüğünün tıpatıpıdır, böyle olduğu “yerel seçimler”, “yerel yönetimler” gibi ifadelerde gayet açık. Şu da açık: “yerli seçimler”, “yerli yönetimler” diyemiyoruz. Keza “yerli diziler”in anlattığını da “yerel diziler” anlatamıyor. Bu sözcük: “yerli”, 1400’lerde ve Türkiye Türkçesinde ortaya çıkar. Eski dilde, Osmanlıcada karşılığı yok, varsa da bilmiyorum. Karşıtı, “yaban”, “yabancı”. Diyeceğim, gayet yerlidir. Gayet buralı.   

Yapısal özellikleri ve ilk anlamları böyle. Karıştırılmamaları lazım. Karıştırılıyorlar. Süreçte anlam kaybına en çok uğrayan sözcük de “yerli”. Neden? Batılılaşmamız kabuktandı, özde değildi; “yabancılaşma” kavramıyla tanıştık haliyle. Ki Tanzimat’tan beri de edebiyatımızda işlenir bu yabancılaşmış tipler: Bihruz Bey, Efruz Bey, Felatun Bey, Şatırzade Şöhret… Yakup Kadri’de Ahmet Celal. Onunki yaban’dır da. Küresel güçlerce imparatorluktan ulusdevlete küçültülüşümüz de yabancı’ya karşı mesafeli durmaya iter bizi. Tepkiye çağırır. Altı yüz yıllık “yerli” işte bu aşamada yeni anlam kazanıp bu tepkinin dildeki karşılığı olur.

Olur da galiba fazla abanılır. Şöyle ki sözcüğün anlam alanı, “bu toprak” yinelenerek çizilir nedense: bu toprağın sesi, bu toprağın duyarlığı, bu toprağın insanı, bu toprağın değerleri, bu toprağın felsefesi… Bu toprağın… Bu toprağın… Peki, sözcüğün toprak’la ilişkilendirilmesi yanlış mı? İlişkilendirmek yanlış değil ama toprağa abanmak, toprağın altını çizmek hurda milliyetçiliktir, yanlış olan, bu. Toprağa yahut başka bir şeye: bir inanca, bir davaya, bir ideolojiye… böylesine kapanmak, köreltir insanı. Kurutur. Kişisel, toplumsal her çeşit gelişimi durdurur. Tamam, yanlışın da hayat hakkı var. O da olmalı. “Yerel” bunu yapıyor zaten. Ayrıca “yerli”ye yaptırmak n’oluyor? Hem bir dilin kendi sözcükleri arasında anlamdaşlık olmaz ki. Anlamdaşlık iki ayrı dilin sözcükleri arasında olur. Yani? “Yerel”le “yerli” arasında bir ilişki vardır, ama anlamdaşlık değil yakın anlamlılık ilişkisidir.

Aynı ilişki içine “yöresel” de girer. O da “yer”le ilgilidir. Aralarında başka ortak noktalar da vardır. Vardır  ama adlarını, anlamlarını yani, farklılıklardan alırlar.  Şöyle ki “yöresellik” daha kapalı olanı işaret eder. Din ve gelenek değişmez, hatta sıkı sıkı korunan referanslarındandır. O kadar ki karşı gelen, aykırı duran dışlanır yöre insanlarınca, düşman da bilinir. “Biz” sözcüğüyle ifade ederler kendilerini çünkü. Uyum şarttır. “Yerellik” ise daha geniş alanı kapsar. İçinde pek çok yöre’yi, “yöresellik”i taşır. Diyeceğim, “biz”i kalabalıktır. Gelgelelim, onun da sınırı, kırmızı çizgisi vardır, oradan öteye geçmez. Geçemez.

“Yerlilik” başka. Şaban Sağlık, yapıca “karmaşık” olduğunu söyler “yerlilik”in. Sınırlarının “geniş” ve “kaygan” oluşuna dikkat çeker. Ve “yerli olan tarihsel açıdan etkileşime açıktır” der.

Katılırım. Yerlilik dendiğinde akla ilk gelen isimler Ahmet Hamdi Tanpınar’dır, Kemal Tahir’dir, Nurettin Topçu’dur, Peyami Safa’dır, Oğuz Atay’dır, düşüncede Cemil Meriç, siyasette Mehmet Ali Aybar’dır, Hikmet Kıvılcımlı’dır… Fakat hiçbirinin ne Batı’ya düşmanlığı vardır ne de yurdum insanının din’iyle, gelenek’leriyle problemi. Kendilerini din’le, gelenek’le ve etnisite’yle ve “biz” zamiriyle anlatanlarla aralarında benzerlik olmadığı gibi, Batı hayranlarıyla da yoktur. Yaklaşımları duygusal değil zihnidir. Kabulleri de vardır redleri de. Yineleyelim: “Etkileşime açıktırlar”. Alırlar. Katarlar. Dönüştürürler. Ne buralıdırlar ne oralı. Yahut hem buralıdırlar hem oralı.

Ya hep ya hiç’çiler tarafından sevilmemeleri, yahut bir yarımlarıyla sevilmeleri bundan değil midir zaten? Ve tabii “âraf”ta görülmeleri?

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....