Menü
CAHİT ZARİFOĞLU İÇİN  Hece Cahit Zarifoğlu Özel Sayısı, Sayı: 126-127-128, Haziran-Temmuz-Ağustos 2007
Hece Yazıları • CAHİT ZARİFOĞLU İÇİN  Hece Cahit Zarifoğlu Özel Sayısı, Sayı: 126-127-128, Haziran-Temmuz-Ağustos 2007

CAHİT ZARİFOĞLU İÇİN  Hece Cahit Zarifoğlu Özel Sayısı, Sayı: 126-127-128, Haziran-Temmuz-Ağustos 2007

 

80’li yılların başları olmalı. Benden sekiz on yaş küçük, Erzurum’da okumuş, Türk Dili ve Edebiyatı’ndan mezun, duruş sahibi, temiz yüzlü, kibar bir adam kitabevime uğrar oldu: Salahaddin Şimşek. Benim de merkez-taşra ekseninde kendimce arayışlarım var. Çabuk anlaştık. Ne ki ben arayışımı sol’dan sürdürüyorum. Dinini yaşayan insanlara mesafeli değilim, hatta onların “öteki” görüldüklerinin de farkındayım ama, yazarlarıyla, dergileriyle de pek tanışıklığım yok. Pek’i kaldıran, Salahaddin oldu. “Edebiyat Dergisi”ni aracılığıyla tanıdım. Kısa sürdü dergi. Kapandı. Rasim Özdenören, Nuri Pakdil de dergi beraberinde öğrendiklerim. Bir gün İns’i getirdi Salahaddin. Bir yol öyküsüydü. İnsanlığın uzun yürüyüşünü anlatıyordu. Yanı sıra varlık, yokluk, hakikate tırmanış, kölelik, çağdan nefret...

“Edebiyat Dergisi” ve çevresi ile 1950 Kuşağı Bunalımcıları arasında ortaklık bence hayli. Önce Öz Türkçeciler. İmgeciler. Anlamda kapalılığı severler. Biçimi öne alırlar. Cahit Zarifoğlu’nda sözcükte özcülük galiba yok. Ama bunun dışındakiler var. Olanı cümleleriyle de besler: Kesik ya da parçalı cümlelerle yazar. Sözdizimini bozar. Göndermelere yaslandığı olur. Şaşırtmacalar yapar. Yani dili doğal dilin dışına taşır.   

Şiirinin de bu bağlamda II. Yeni’yle buluştuğunu düşünürüm. Ne ki Necip Fazıl ve Sezai Karakoç şiirinden gelen Zarifoğlu’nun bu buluşmasını kolay anlayamam. Kavramdan kavrama geçmesi mi bundandır? Yoksa hayata ad verişi sezgiseldir, dolayısıyla kavramdan kavrama kolay geçer de, geçtiği için mi buluşur Bunalımcılarla, II. Yeni’yle? Belki de farklı gördüklerimiz arasında fark yoktur temelde. Nihayetinde aynı ülkenin, aynı kültürün çocuklarıyız hepimiz.

Cahit Zarifoğlu, açıklayan bir yazar değil. Soru cevaplandırmıyor. Soru da sormuyor. Ama sorular sorduruyor. Kapalılığı, imgeciliği de çoğaltıyor soruları. Bir bakıma kendi arayışını bize aktarıyor böylece, cevabı kendimiz verelim istiyor.

Çocuk şiirleri, öykü ve masalları da bu yönde. Kapalı, demiyorum. Serüvenli. Büyülü serüvenler yaratıyor bunlarda. İç dünyası kuş oluyor, padişah oluyor, dede oluyor... Dış dünyayla karşılaştığında da gelsin heyecan ve merak. Ve çocukların soruları ve kendilerince cevapları.

Zarifoğlu’nun doğrudan cevapları yok mu? Günlüğü Yaşamak’ta, denemelerini topladığı Bir Değirmendir Bu Dünya’da ve ardından derlenen Konuşmalar’da onlar. Sadece cevap değil, çizgi dışı şiirinin, öyküsünün, romanının da belki şifresi, haritası.

Dünyadan göçeli 20 yıl olan Zarifoğlu’nun el atmadığı tür hemen hiç kalmamış. Oyunu bile var: Sütçü İmam. Ancak eserinin incelendiği söylenemez. Ölümünün hemen ardından “Yedi İklim”le “Mavera”nın, birkaç yıl sonra da “Bürde”nin yaptığı özel sayılar dışında hatırladığım yok. “Hece”nin bu özel sayısının yeni çalışmalara yol açacağını düşünüyorum.

Hece Cahit Zarifoğlu Özel Sayısı, Sayı: 126-127-128, Haziran-Temmuz-Ağustos 2007

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....