Menü
SIRADAN  28 Nisan 2013
14/28 • SIRADAN  28 Nisan 2013

SIRADAN  28 Nisan 2013

 

 

Hep söylerim: Kelimelerin kirlisi, temizi; yamuğu, düzgünü; edepsizi, edeplisi; müstehceni, mazbutu olmaz. Her kelime kullanılır. Yeter ki kullanılan kelime zamana ve mekâna uysun. Cuk otursun.

Ta 1964 yılında Özdemir Nutku’ya bir öğrencisi sordu: “Tiyatroya yakışmayan pis kelime var mıdır?” Hocanın cevabı sağlam bir ölçüyü getirir: “Hayır, yoktur! En pis kelime bok’tur, o bile kullanılır. Yerini başka bir kelime dolduramıyorsa elbette.”

Uygun kelime seçilmiş mi? Uygun bağlamda kullanılmış mı? Önemli olan, bu.

Kitaplar üstüne yazan, imalarda bulunan, tespitleri sağlam, dili dikkatli bir hanım. Hem gazeteci, hem yazar. İlgiyle ve severek okuduğum bir isim. Ünlü bir yazarımızla ilgili bir toplantı akşamı o yazarla tanışmasını o günün sabahı kaleme aldığı hikâyemsi bir metinden okudu. Lisedeymiş. Öğretmeninin verdiği bir ödev üzerine dergi sahibi bir yazarla görüşmeye gitmiş. Toplantının onur konuğu yazarın adını bu görüşme sırasında duymuş ilk. Bir kitabını almış. Sonra da sürekli okuyanı olmuş.  

Sade, sapsade bir metindi elindeki.

Ne ki hemen girişte yazılı olanlar beni şaşırttı: “Yazarımız ve eserleri hakkında bugüne kadar haber, tanıtma, eleştiri, röportaj, söyleşi türünde çok yazı yazdım. Fakat bu akşam için gazeteci kimliğimi de, yazar kimliğimi de bıraktım. Anlatacaklarım, sıradan bir okurun izlenimleridir.”

“Sıradan” buraya gazeteci-yazar kibrinin kalem sürçmesi olarak girmiş gibi. Galiba uygun değil. Nedir “sıradan”? TDK’yı referans alırsak, “bayağı”. Okurun bayağı bulunduğunu düşünmüyorum ama cümle bunu dememe izin vermiyor.

Hem, “sıradan”a ihtiyaç var mı burada? Yok ya, yine de bakalım: “Anlatacaklarım, bir okurun izlenimleridir.” Okur kimliğinin gazeteci ve yazar kimliklerinden ayrı bir kimlik olduğu şimdi daha vurgulu bence. Önceki bulanıktı, karışıktı; şimdiki ise asıl metin kadar sade, sapsade.

Peki, konuşmacı, kendisini bir okur olarak “sıradan” göremez mi? Alçakgönüllülük gösteremez mi? Gösterir de bunun açık, apaçık olması lazım. Okur geneliyle karışmaması. Hele ki bir salon okur önünde oluyorsa bütün bunlar.

Mesela şöyle olabilirdi: “Anlatacaklarım, sıradan sıfatlı bir okurun izlenimleridir.”

Yahut şöyle: “Anlatacaklarım, henüz okur olamamış bir sıradanın izlenimleridir.”

Veyahut: “Anlatacaklarım, bir sıradan öğrencinin izlenimleridir.”

Tekrar olacak: “Sıradan” gerekli değil burada.

Yook gerekliyse, vazgeçilemiyorsa eğer, Oya Baydar’ın “Kayıp Söz”ündeki gibi kullanılmalı: “Basit yaşamak istiyorum ben, sıradan olmak, düz insan olmak istiyorum.” Berrak. Pırıl pırıl. Öznesi açık.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....