Menü
KEMAL TAHİR İÇİN  22 Mayıs 2013
Ada'dan • KEMAL TAHİR İÇİN  22 Mayıs 2013

KEMAL TAHİR İÇİN  22 Mayıs 2013

 

 

Tam bir ay önce, 22 Nisan akşamı AKM’de ölümünün 40. yılı nedeniyle “Kemal Tahir: Türkiye’nin Ruhunu Arayan Aydın” paneli vardı. Düzenleyen, elbette Büyükşehir. Konuşmacılar, alanlarının uzmanı isimler: Ömer Lekesiz, Kurtuluş Kayalı, Ali Ayçil ve Besim Fatih Dellaloğlu.

Güzel bir geceydi. İlginç sözleri oldu konuşmacıların. Ömer Lekesiz, “Kemal Tahir’in doğumundan bugüne yüz yıl, ölümünden bugüne kırk yıl geçti, Türkiye’nin ruhunun ne olduğunda birleşilemedi.  Ya bizde bir problem var ya da ruhta” dedi örneğin, açmazı önlemek için de Kemal Tahir’i örnek gösterdi. Kendi putunu kıran adamdı Kemal Tahir, biz de öyle yapmalıydık.

Kurtuluş Kayalı’nın dedikleri özetle şöyle: Kemal Tahir değişik alanlara ilgi duymuş bir yazar. Hele ki sosyolojiyle tarihi buluşturması onu çok daha ilginç yapıyor. Ama ezberini bozamayanlarla arası hep problemli oldu.  Ali Ayçil, Kemal Tahir’in Türkiye’ye özgü bir sosyalizm peşinde olduğunu övgüyle belirtti, ancak yerliliğinde İslamcılığa mesafe koymasını da eleştirdi. Besim F. Dellaloğlu,  Fransa’nın Cezayir’i işgalini protesto eden Sartre’la Kemal Tahir’i karşılaştırdı; “Sartre’ın tutuklanmasını isteyenlere Charles de Gaulle’ün cevabı, ‘Sartre Fransa’dır’ olmuştu, bizim için de Kemal Tahir öyledir, Türkiye’yi temsil gücü vardır” dedi.

AKM’de çok etkinlik izledik. Salon dopdolu olur genellikle. Kiminde hatta balkon da. Bir dolu bir boş hiç olmaz değil, ama az görülür. Altına ise hemen hiç inilmez. O akşam koltukların çoğu sahipsiz kaldı. Konu, Kemal Tahir. Konuşmacılar isimli. Neden bu tenhalık? O Kemal Tahir ki Bilgi’nin bastığı o 70’li yıllarda beşer beşer, onar onar sipariş ediyorduk eserlerinden kitabevimiz için. O yıllar Almancıların da Kerime Nadir’den, Muazzez Tahsin’den, Esat Mahmut’tan Kemal Tahir’e terfi ettiği yıllardır, izne geldiklerinde aldıkları mutlaka Kemal Tahir olurdu. Öyleyse soru anlamsız değil. Neden şimdi bu tenhalık?   

Kemal Tahir dendi mi benim aklıma “Göl İnsanları” gelir. Dört hikâye vardır içinde; 1969’daki üçüncü baskıya dört hikâye daha eklenir; bunlar değil önceki dört hikâyedir aklıma gelen. Sekizi de novel boyundadır, Kemal Tahir’in hikâyeye sığamayacağı, romana geçeceği haberini verir gibidirler. Romanlarından da “Sağırdere”nin ayrı yeri vardır bende. Bir de “Esir Şehir” ikilisinin. “Körduman”ı da katalım; bunlar o ilk dört hikâyeyle aynı kumaştandır. Bir hikâye, bir roman okuduğunuzu hissedersiniz. Sonraki dört hikâye çok açıktır, didaktiktir. Ve alaycı. Bir başka Kemal Tahir vardır bunlarda. Edebiyattan çok tezli metinler kaleme alan Kemal Tahir. Son dönem romanları hep böyledir; bunlardan hepimiz yararlandık –sağcımız da, solcumuz da. Ama roman mıydı bunlar? Mesela “Bozkırdaki Çekirdek” ne kadarıyla romandır? Orada her söylediğine katılırım Kemal Tahir’in, o başka, o ayrı.

Ölümünün 40. yılında üç Kemal Tahir yazısına rastladım. Biri İlber Ortaylı’nınkidir, şu cümlesi önemli: “Doğrusu üstadın dünya görüşünün, sürükleyici üslûbunun, mizahla karışık özgün bilgeliğinin gelecek kuşakları hâlâ ülkenin tarihine ve gerçeğine bir başka bakışla değerlendirmeye itip itmeyeceğini bilemiyorum; ama yirminci yüzyıl Türk edebiyatının çok önemli bir yazarı olduğunu teslim etmemiz gerekir.” (Milliyet, 21 Nisan 2013).

Gelecek kuşakların Kemal Tahir’le ilgilenmeyecekleri anlamı çıkarılmalı mı bu “hâlâ”dan acaba?

Engin Ardıç İlber Ortaylı’nınkiyle aynı gün yayımlanan yazısında, Kemal Tahir’in dergi ve gazete sayfalarında kalmış tefrika romanlarının İthaki tarafından yayımlanması karşısında duyduğu heyecanı anlatıyordu. (Sabah, 21 Nisan 2013).

Üçüncü yazıda ne tereddüt vardı ne de duygusallık. Hasan Bülent Kahraman şöyle diyordu: “Biz romanı toplumsal dönüşmenin bir aracı olarak geliştirmişizdir. Romanımız asla ‘Künstlerroman’ (sanat romanı) olmamıştır. Bizde roman ‘bilinçlenme romanı’dır, yani ‘Bildungsroman’dır. Ahmet Mithat Efendi’den beri, hatta Recaizade’den beri bu böyledir. Attila İlhan haklıdır, bu nedenle, Türk romanı toplumsalcıdır. Kemal Tahir bu kanavanın yazarıdır.” (Sabah Pazar, 19 Mayıs 2013).  

Kemal Tahir’den alınacaklar alındı mı yoksa? Belki ötesine bile geçildiği düşünülüyor. Eskisi kadar okunmaması ve panelinin tenhalığı bundan sanırım.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....