Menü
KAFAM BİR KIYAK!  28 Mayıs 2013
14/28 • KAFAM BİR KIYAK!  28 Mayıs 2013

KAFAM BİR KIYAK!  28 Mayıs 2013

 

 

25 Mayıs. Cumartesi. Güzel bir haber almışım gibi bir sevinç var içimde, dolaptaki rakıyı hatırladım; dibinde kalmış ama bana yeter, erken tutuyor içki artık; hem tutmasa bile ayıp! şunun şurasında teneşire ne kaldı, yaşıtlarım seccadeden kalkmazken benim yaptığım da yani farmasonluk, hemi de komünistlik; e! yanlış terbiye almışım vaktinde, şimdi sevinç de üzüntü de bahanesi oluyor rakının.

Balkondayım. Kavun, peynir önümde. Bitişiğinde beyaz bardak. Gökte dolunay. Beyazdan çıkıp portakala dönene kadar o, ufak ufak derken meğer hayli yol almışım, şişede kalmamış, saat de olmuş mu on, kafam da bir kıyak, bir iyi, bir açık, yürüdüğüm kadar daha yol yürürüm… Sanıyorum. Da nafile!

N’aptım? Kudemâdan birkaç şairin eş’ârını karıştırdım ben de, onlarla çakıştırdım.

Necâtî için rakı veya şarap fark etmiyor, ayırmadan seviyor o. Niçin seviyor? Üzümün suyu olduğu için. Ama demesi pek hovardaca, tarihse XV. yüzyıl: “Ben üzümün suyunu severim sofî dânesin / Zîrâ kimi kızını sever kimi ânesin”.

Adaşım üzümün suyuna değil de tanesine el attığı için ham sofuyu sığ buluyordu, Vecdî ise mey nedir bilmediği için muhteremi alenen cahillikle suçlamakta: “Safâsın görmemişsin zâhid inkâr etme meydir bu / Nümûdâr-ı havâss-ı cümle-eşyâ turfe şeydir bu”. Mey’in bilinmesini istiyor şair; çünkü canlıda ve cansızda mevcut bütün gücün ve niteliğin örneğidir mey. Nadidedir. XVII. Yüzyıl.

Necati “üzüm suyu” diyor, Vecdi “mey”; Divan şiirinde otuzun üzerinde söz var içki için. Birkaçını vereyim: a’râk (rakı), asîr (usare), âteş-i seyyâle (kırmızı şarap), bâde, bikr (şarap), bint’ül ineb (üzümün kızı), âvije (halis şarap), gül’arak (gül rakısı), hamr (şarap), hûn-i kebûter (güvercin kanı / şarap), kandîd (şeker kamışından şarap), müdam (cevherî şarap), mül (şarap), nebîz (hurma şarabı), sahbâ (kırmızı şarap), sabuh (sabahları mahmurluk atmak için içilen şarap), selsâl (kolay içimli şarap)…

Rakı’nın yanı sıra ter için de kullanılıyor “a’râk”; bu yüzden şiirde çok kez tevriyeli çıkar karşımıza. Mesela XVI. yüzılda, Bâkî’de: “Gülgûn oldu bâde-i aşkınla rû-yi gülsitân / Tâb-ı meydendir cebîn-i gonce-i terde a’râk”. Yani ki: Gül ülkesi senin aşk şarabınla güllenip renklendi; taze goncanın alnındaki “a’râk” içkinin hararetindendir.

Meyhaneyi övmede Nedim’i geçecek bilmem çıkar mı? Meyhanenin dışarıdan kasvetli göründüğünü, içinde ise ferahlık ve güzellik olduğunu söyler o meşhur beytinde: “Meyhâne mukassî görünür taşradan ammâ / Bir başka ferah başka letâfet var içinde”. XVIII. yüzyılda söyleniyor bu.

Yahya Efendi –ki şeyhülislam, tarih ise XVI-XVII. yüzyıl- “harâbât” diyor meyhane için; içine girmemiş, içmemiş ama neşe artıran, kalbe ferahlık veren bir yer olduğunu işitmiş, bundan da hiç mi hiç şüphesi yok: “Harâbâtı egerçi görmedik, ammâ görenlerden / İşittik: Bir neşât-efzâ makam-ı dil-güşâ derler”.

Bir de “humhâne” var, “küp evi” demek, meyhane için de kullanılıyor. XVII. yüzyıldır, kadehler dolup dolup boşalıyor Nef’î’nin beytinde, çalgıcılar ezgili ezgili çalıyor, herkes oynuyor, ayakta: “Dönsün yine peymâneler, olsun tehî humhâneler / Raks eylesin mestâneler mutribler ettikçe nagam”.

İlk üç kadehe “selâse-i gassâle” diyor eskiler. “Üç yıkayıcı” demek. Üç, sınır. Üç kadehten sonrası riskli. Şişede durduğu gibi durmaz mübarek! Riyâzî, meclisteki testi üzerinden alçak dünyanın debdebesine kapılmamamızı, kapılıp kirlendiysek yıkanmamızı söylüyor ta üç yüzyıl önce ve ekliyor: “‘Üç yıkayıcı’ demek aşk namazı için abdest almak demek. Yani sınırı aşarsan vuslattan olursun.” Rubaisi şöyle: “Ey dil bunu söyler sana mecliste sebû / Alâyiş-i dehr-i sifleden destini yu / Bildin mi nedir selâse-i gassâle / Ya’ni ki salât-ı aşk için eyle vuzû”.

Madem usulünce ve miktarıncadır, buyurun erenler!

XIX. yüzyıldayız şimdi, CD’yi de sürdük, Harabî’den okuyor Erkan Oğur: “Ey zâhid, şaraba eyle ihtiram / Müslüman ol terk et bu kîl ü kali / Ehline helaldir, nâ-ehle haram / Biz içeriz bize yoktur vebali”.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....