Menü
SIKI AMA KEYİFLİ  12 Haziran 2013
Ada'dan • SIKI AMA KEYİFLİ  12 Haziran 2013

SIKI AMA KEYİFLİ  12 Haziran 2013

 

 

Mart başından beri yoğun bir çalışma içindeyim. Söz verdiğim yazılarla meşgulken arada “Edebiyatta Erkek Egemen Dil” panelini de gerçekleştirdik 25 Mart’ta. Konu hem cazipti hem de ertelenmez. Hakan Poyraz, Fatma Berna Yıldırım ve Mustafa Kemal Şan hocalarımla konuştuk konuyu. “İktidar, Dil ve Öykü” başlığı altında yaptım konuşmamı. Metni, “Heceöykü”nün Haziran-Temmuz tarihli 57. sayısında. 58. sayı çıktığında metni siteye de yükleyeceğim.

Panelden çıktık, “Hece”nin Haziran-Temmuz-Ağustos tarihli 198-199-200. sayıları için sözüm var, bıraktığım yerden sürdürmeye başladım yazıyı; bu kez de Granada’dan, dergileri “Granada Edebiyat”ın ikinci sayısı için Vüs’at O. Bener’le ilgili bir yazı istediler. Tarih de verdiler: 10 Mayıs. “Hece”nin yazısı 15 Mayıs’ta teslim edilecek, biraz mühlet istiyorum Granada’dan, veremiyorlar, Vüs’at O. Bener için yazmak da istiyorum, kabulden başka çarem yok.

“Hece”nin söz konusu sayısı, bir özel sayı: “İslam Medeniyeti Özel Sayısı.” 655 sayfa. Beş bölüm. Bölüm başlıkları şöyle: I. Kavramsal Çerçeve, II. İslam Medeniyetinin Toplum Kurgusu, III. İslam Medeniyeti ve Hayat, IV. Soruşturma, V. Kaynakça. Benim yazım üçüncü bölümde ve “İslam Toplumlarında Zanaat” başlığını taşıyor. Bu yazıyı da Eylül’de yeni “Hece” çıktığında siteye alacağım.

Tadımlık olarak ilk paragrafı vereyim şimdi:

“İslam medeniyeti, tarifi din üzerinden yapılan bir medeniyet. Böyle yapılması da şart. Çünkü ‘din’ de ‘medeniyet’ de aynı üç harften türeme: d, y, n. Kökleri ortak. Dahası, hicret sonrasında Hz. Peygamber tarafından adı değiştirilen Yesrib’in ‘itaat edilen yer’ anlamındaki yeni adı da: ‘Medîne’ de aynı kökten.  ‘Medenî’, Medîne’den gelir; ‘Medîne’de yaşayan’ demek. Medîne’nin anlamı, orada kurulan İslam Devleti’yle ilgili. Onun idarî, kanunî, icraî gücüne gönderme. Her iki sözcüğün anlam genişletip ‘şehir’ ve ‘şehirli’ olmaları daha sonra.”

“Hece”yi öne alıp yazıyı erken tamamladım, önce Arın Kuşaksızoğlu, sonra da Mesut Varlık aradılar, Kadir Has Üniversitesi’nde 18-19 Mayıs’ta sempozyumları varmış, benim de bir bildiriyle katılmamı istediler. Konu mu? “Taşra ve Edebiyat Sempozyumu”. E taşra olur da ben olmaz der miyim? On beş konuşmacıydık, konuyu üç oturumda konuştuk, konuşulanları da bir sempozyum manifestosuyla duyurduk. Kimler vardı? Şükrü Erbaş, Ethem Baran, Hasan Ali Toptaş, Kerem Işık… Bildirimin başlığı mı? “Taşra ‘Öteki’dir”. Dergide yayımlandıktan sonra bunu da göreceksiniz sitede.

Mayıs başıydı, Ercan (Yılmaz) aradı. Valilik Necip Fazıl’ın ölümünün 30. yılı nedeniyle bir kitap bastırmış, okullara dağıtmış, ayrıca otuz şair ve yazarın da otuz lisede Necip Fazıl’ı anlatmalarını istermiş, ben de bir liseye gider miyim diye soruyor Ercan. Evin boya, benim hastane işlerim vardı, “Giderim” dedim, “Neden gitmeyeyim! Hele 23 Mayıs’tan sonra olursa.” 28 için anlaştık. O gün geldi, Özel Şahin Anadolu Lisesi’nde ağırlık hikâyelerinde olmak üzere bir saat kadar Necip Fazıl’ın edebi değeri üstüne konuştum, öğrencilerin soruları oldu, cevaplandırdım.     

Sıkı ama keyifli bir süreçti. Tamamlayıp rutine döndüm yeniden.

Rutin dediğimde ayda beş site yazısı var. Ayrıca Temmuz başı için Sezai Karakoç’un hikâyeleri hakkında söz verdim. Duran Boz da yazmaya nasıl başladığımı anlatayım istiyor, onu da Ağustos başına yetiştireceğim.

Hadi öyleyse, kolay gelsin.  

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....