Menü
KÜLTÜR VE SANAT MEKÂNLARI  22 Haziran 2013
Ada'dan • KÜLTÜR VE SANAT MEKÂNLARI  22 Haziran 2013

KÜLTÜR VE SANAT MEKÂNLARI  22 Haziran 2013

 

 

Adapazarı’nda “kültür” veya “sanat” adıyla açılan yerlerin ilki ASM’dir –Abasıyanık Sanat Merkezi. Açılışı 1992’dedir sanırım. CHP zamanıdır, başkan da Ünal Ozan. Yoktan var edilir. Şimdi merhum. Sonraki bir belediyeci daha iyisinin yapılacağı vaadiyle bir markete satar ASM’yi. Yaptığına ise küçük bir TSM korosunu bile sığdırmak imkânsız.

AFA var bugün, AKM var, Orhangazi var, bir de Sait Tanış. AKM “merkez” adlı bir mekânda çevreye de açılınabileceğini göstermekte 2010 yılı Şubat’ından beri. Örnek olmakta. Sait Tanış, eski bir Adapazarı evi. Yirmi, yirmi beş kişilik küçük sohbetler ve toplanmalar için ideal. Biz roman okurları ve Sakarya küçük Millet Meclisi katılımcıları orada toplanıyoruz örneğin. AFA ile Orhangazi’nin verimli kullanılmadığını düşünüyorum.

Üniversitenin Kültür ve Kongre Merkezi için ayrı paragraf açmalı. İki küçük, bir büyük salonu var. Antik tiyatroları hatırlatıyor. Sahne aşağıda. Gayet büyük ve derin. Tribün yarım daire. Basamaklar sahneyi iki taraftan iyice yükselerek kanat kanat sarmakta. Görüş mükemmel. Akustik keza. Kusur? derseniz, orkestra çukurunun olmadığını söylerim sadece. Bir de şehirle ilişkisinin yetersizliğini. Ama şehir de masum değil bu konuda. Ben de iki toplantı, bir sempozyum, birkaç da konser için gittim nihayet. Etkinlikler duyurulmuyor diyeceğim diyemiyorum, üniversitenin web sitesinden duyuruluyor çünkü. Kovalayalım yeter ki.

Sakarya Musiki Derneği konserlerini burada veriyor. Elli kişilik koro, yirmi kadar da saz, şef ve iki sunucu, toplam yetmiş kişiyi taşıyacak başka sahne, seyircisini alacak başka salon yok çünkü. 13 Haziran akşamı, yaz konserleri için yine oradaydık. Birinci bölümde segâh ve hüzzamdan dokuz, ikinci bölümde dokuzu uşşak ve muhayyer kürdiden, biri gerdaniye türkü olmak üzere on dokuz eser dinledik ki bunların da onunu solistler seslendirdi. Eksiklidirler belki, ben kulaksız olduğumu biliyorum, ama iki eser beni mest etti. Biri Nermin Narman’ın okuduğu, Âmir Ateş’in segâhı: “Ben seni unutmak için sevmedim”. Diğeri de ikinci bölümün ilk uşşakı, konserin tek gazeli, Ahmet Melik Fettahoğlu’nun yorumladığı, M. Nurettin Selçuk bestesi: “Aheste çek kürekleri mehtab uyanmasın”. E, sözler de Yahya Kemal’in olunca. Ya şu? Fatih Ahıskalı’nın bestesi imiş: “Tekirdağ’ın üzümü”. Oynak, fıkır fıkır bir şey. Bahar Özer okudu. Sözlerin bir hecesine yetişemedi galiba. Yetişseydi güzel olmayacaktı, böylesi güzeldi.

Derneği seviyorum. Doğru yaptıklarına inanıyorum. Otoriteler şarkıların seçilişinde, yorumlanışında, hatta şefin yönetişinde potluklar bulabilir, görebilir. Şüphesiz haklıdırlar da. Ama bilinmeli ki dernek de iş güç sahibi insanlarının amatör heyecanı içinde. Hem de kaç yıldır! Konservatuarların üniversitelere girmesi şunun şurasında üç beş yıllık iş. Dernek, onlardan önce de vardı. Türk sanat müziği unutulmadıysa bu isimsizler sayesinde unutulmadı. Evet, eski eser pek seçmiyorlar. Hepimizin bildiği, hiç değilse kulağımızın aşinası parçaları geçiyorlar. İyi ediyorlar. Biz de sesimizle, alkışımızla eşlik ediyoruz onlara. Kontak sağlanıyor.

17 Haziran günü Büyükşehir sayesinde bir mekânı daha oldu şehrin. Eski Toprak Mahsulleri Ofisi’nin siloları yıkıldı, hangarı restore edildi; ofisin hatırası mekânın adında şimdi: Ofis Sanat Merkezi. Düzenlenmiş çevresiyle, doğu ucundaki “fast-food” yeriyle 5230 metrekarelik alan. Kapalıda göze ilk çarpan, sergi salonu. Düşünün Ara Güler’in fotoğrafları orada sergilenmekte. Ayrıca bir cep sineması ile bir oda tiyatrosu da var mekânın. Kafeterya, kitapçı dükkânı elbette. Bir de SAMEK satış ofisi.

Sabahları sofrası etrafında birlikte kahvaltı edilen, akşamları yine halka olup çorba içilen evlerde kavga olmaz. O evlerin suları kesilmez, akar. Elektrikleri sönmez, yanar. Bacaları çevirmez, düpdüzgün çeker. Şehirlerin kültür ve sanat mekânları da bu evlerin sofraları gibidir. Şehir sakinleri buralarda buluşur, birbirini dinler, birlikte yaşamanın kültürünü yaratırlar. Adapazarı bu kültürü ait olduğu medeniyetten bir ilhamla, ilhamla değil içgüdüsel, içgüdüsel değil sezgisel, sezgisel değil bir alışkanlıkla aldı ve yaşadı. 2010 Şubat’ından beri de bu kültür bilince çıkarılıyor. Farkına varılması isteniyor.

Ofis Sanat Merkezi bu bilinci ve farkındalığı hızlandıracak yeni bir mekân.

Başkan Zeki Toçoğlu’na şükran doluyum. Şükran doluyuz.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....