Menü
DERGİ GEÇMİŞİMİZ VE
Hece Yazıları • DERGİ GEÇMİŞİMİZ VE "HECE" DERGİSİ  Sayı: 100, Nisan 2005

DERGİ GEÇMİŞİMİZ VE "HECE" DERGİSİ  Sayı: 100, Nisan 2005

 

 

 

Şükran Kurdakul’un tespitidir: “Edebiyat dergilerinin tarihi, bir bakıma edebiyatımızın yenileşme aşamalarının tarihidir.”[1] Sanırım, yanı sıra, toplumsal ve siyasal düşünce dönüşümlerinin de.

“Servet-i Fünun” sadece ilk değil, aynı zamanda en yüksek sayıya da ulaşmış bir dergi. Tam 54 yıl (1891-1944) çıkıyor. Ve 2454 sayı. Derginin adıyla bilinen ve temsilcileri Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin, Halit Ziya… olan edebiyat burada doğuyor. Dili ağır ve yapay. Halktan kopuk. Eğilimi modern. Batıcı. O kadar ki Ahmet Mithat, o meşhur “Dekadanlar” makalesini bunlar için yazıyor.

“Genç Kalemler” (1911-12) Milli Edebiyat akımının dergisi. Öncü isimleri Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp. Cumhuriyet’ten sonra “sadelik” olarak devam edecek “Yeni Lisan” akımının çerçevesi bu dergide çizilir. Milli davalar, ilk kez edebiyatın davası olur. Aynı dönemin yine milliyetçi iki dergisi daha var: “Türk Derneği”, “Türk Yurdu”.

Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyet’i izleyen yıllarda çıkan dergilerin başlıcaları şöyle: “Dergâh” (1921-23), “Aydınlık” (1921-25), “Milli Mecmua” (1924-28), “Resimli Ay” (1924-30), “Hayat” (1926-29), “Fikirler” (1927-50). Bunlardan “Dergâh” ve “Hayat” dönemin soldan ve sağdan bellibaşlı yazar ve şairlerine yer veren dergiler. Lakin iktidarla sorunları olmuyor. “Resimli Ay” ise Nâzım’ın “Putları Yıkıyoruz” başlıklı yazılarının yayımlandığı dergi.

Peşlerinden gelen kayda değer dergi, “Ülkü” (1933-49). Önce M. Fuat Köprülü, daha sonra Fevziye Abdullah Tansel ve Bedrettin Tuncel yönetimlerinde çıkıyor. Rejim dergisi olup başlangıçta araştırma, sonraki dönemlerde ise folklor ağırlıklı.

“Ülkü”yle aynı yılda, 1933’te ilk sayısı yayımlanan ve yayımını 72 yıldır –muammer olsun- sürdürüp 1171. sayısına ulaşan “Varlık” yeni edebiyatçılara ve düşüncelere her zaman açık olmasına ve özellikle kurucusu Yaşar Nabi’den sonra daha da serbestlik göstermesine rağmen “Atatürk ilke ve inkılapları” çizgisinde bir dergi olarak bilindi.

“Yücel” üç ayrı dönemde çıkmış bir dergi. İlki 1935’den 1945’e kadar sürüyor. 145 sayı. Daha sonra, biri 1950’de, diğeri 1955’te olmak üzere, ama ömürsüz iki kez daha çıkıyor. Derginin kimliğini Orhan Burian’ın ve Vedat Günyol’un yazıları belirliyor daha çok. Bu da, Hümanizm’den beslenen ve daha sonra “Mavicilik” diye popülerleşecek olan Anadoluculuktur.        

Necip Fazıl’ın dergisi “Ağaç” (1936) 17 sayı çıkabilmiş bir dergidir; lakin “idealist felsefeye bağlı görünmesine karşın, sayfalarında yeni edebiyatın değişik eğilimlerine yer veren”[2] kimliğiyle dikkat çeker. 

“Yeni Edebiyat”ın (1940-41) başında Reşat Fuat Baraner ile eşi yazar Suat Derviş vardır. Dergi toplumcu gerçekçi edebiyatın hem ürünlerine yer verir hem de estetik sorunlarına el atar.

“Yurt ve Dünya” (1941-44) ve “Yürüyüş” (1941-43) dergileri de toplumcu gerçekçi doğrultuda dergiler. “Yurt ve Dünya” sosyoloji, tarih ve ekonomi ağırlıklı. Edebiyat bunların yanı sıra var. “Yürüyüş” ise tam bir edebiyat dergisi.

“Büyük Doğu”da (1943-44) ağırlık, başlangıçta edebiyattadır. Öyle ki görüşçe Necip Fazıl’a yakın olmayanların ürünleri de yer alır dergide. Ama giderek “Ağaç”taki idealizm koyulaşarak öne geçer.

Bunlar bizden önceki dergiler. Benim kuşağım bu dergilerden yalnız “Varlık”ı tanıdı. Hatta “Varlık”ta yazanlar da oldu. “Varlık”ı tanıdığımda, yıl 1958 veya 1959’du. “Dergi” dendiğinde akla Şevket Rado’nun “Hayat”ının geldiği yıllar. Ankara’daki fakülte yıllarımda -1963-68 yılları- “Ant”, “Yön”, “Devrim” gibi siyasi dergileri izledim. O yıllar Salim Şengil’in “Dost”u da çıkmaktaydı, hatta Dost Yayınlarından çıkmış ne varsa almıştım da: Nezihe Meriç, Güner Sümer, Attila İlhan, Suat Taşer… ama dergi ile, edebiyat dergileri ile aramda mesafeli bir ünsiyet oldu. TDK’nın “Türk Dili” elimde hayli sayısıyla, Doğan Hızlan yönetiminde çıkan “Yeni Edebiyat” hiç eksiksiz mevcuttur ama, durumu değiştirmez bunlar. “Hisar”  yoktur sözgelimi.   

Bunun kırılması “Yansıma” (1972-1975) iledir. Ki zaten “Yansıma” yazdığım ilk dergidir de. O dönemin bildiğim ve hatırladığım diğer dergileri: “Yeditepe”, “Yeni Ufuklar”, “Yeni Dergi”, “Papirüs”. Bunlar zaten çıkmaktadır. Yeni çıkanlarsa şunlar: “Türkiye Defteri”, “yeni a”, “Militan”, “Sanat Emeği”, Yazko Edebiyat”… Hepsi de edebiyatla toplumsallığı iç içe olan dergiler.

1980 sonrasının dergileri edebiyatın yanı sıra resme, müziğe, sinemaya da yer verir. “Milliyet Sanat”, “Gösteri”, “Adam Sanat” aklıma ilk gelen üçü. “Argos” ve “Gergedan” bunu üst düzeyden yapar. “Sanat Olayı” merkezle yetinmeyip taşraya da uzanmasıyla dikkat çeker.

Bu dergilerin 90’lı yılları görenleri sayfalarındaki resimleri giderek artırır. Bunların şeklen magazin dergilerinden farkları kalmaz. Popülerlik adeta asıl amaçları olur. Belki bundandır, edebiyat, tür dergilerine yönelerek kendine yeni yollar arar bu dönemde: “Sombahar”ı, “Adam Öykü”yü, hatta “Edebiyat Eleştiri”yi böyle değerlendirmek yanlış olmaz sanırım.

Lakin bu dergilerin, bütün farklılıklarına rağmen bir de ortaklıkları vardır: Dar açılıdırlar. Şöyle ki her birinin duruş ve duyuşu belli bir ezbere dayanır. Dolayısıyla bu ezberi paylaşanlara açarlar sayfalarını.

Bunun böyle olmaması gerektiği 2000’in hemen öncesinde çıkan “E” ile gösterilir. (Mütareke ve Savaş yıllarının dergilerini veya “Ağaç”ı hatırlamak yanlış olur mu acaba?) Yelpaze geniştir “E”de. Gerçi “Hece” de geniş açar yelpazesini. Edebiyatın ideoloji işi değil, bir dil işi olduğunu kabul eder. Bu yüzden de herkese açıktır. Çıkışı da öncedir: Ocak 1997. Lakin açısını genişletmesi giderek olur. İlk sağlam kanıtı, “Türk Öykücülüğü Özel Sayısı”dır (Ekim-Kasım 2000) bence.    

Durumu iki dergiyle sınırlamak istemem. Çıkmakta olan “Virgül”le “kitap-lık” da bu soy dergilerden. Saplandıkları ezberleri yok. Ne dersiniz bilmem ama, “Birikim”le başlayan şöyle böyle otuz yıllık “iletişim” arayışının getirdiği sonuçtur bu. Mükemmeldir.

Hece, Sayı: 100, Nisan 2005

 



[1] Şükran Kurdakul, Çağdaş Türk Edebiyatı/Cumhuriyet Dönemi, Broy, İstanbul, 1987, s. 33

[2] Şükran Kurdakul, a.g.e. s. 36.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....