Menü
DEVLET VE ASKER  12 Ağustos 2013
Ada'dan • DEVLET VE ASKER  12 Ağustos 2013

DEVLET VE ASKER  12 Ağustos 2013

 

 

 

Bir arkadaşım beğenilmesini istediği bir sayfadan bir resmi almış “Facebook”ta paylaşmış, altına da, “Belki RTE de terör örgütü üyesidir” gibi bir şeyler yazmış. Neden? Resimde İlker Başbuğ var, resmi kıyafeti içinde ve galiba bir teftişte ve bir erle konuşuyor babacan babacan; Erdoğan da onları izliyor. E, Başbuğ’la aynı karede yer aldığına göre… Nükte basit!

“Beğeneceğim ne var bu resimde?”  diye sordum; şipşak uyarıldım: “Beğenmeni istediğim bu resim değil, bunun alındığı sayfa. Bu resimde görülmesi gereken başka şeyler var.” Onlar da bir güzel açıklanmış.

Şöyle şeyler yazdım: “Bak arkadaşım! Sen darbe olarak 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı biliyorsun. Bir de bugünkü hükümeti devirmek için girişilmiş başarısızlıkları. Darbeciler yargılandı, cezaları verildi; sen CHP’li olarak haliyle şikâyetçisin. Ben senin gibi düşünmüyorum. 27 Mayıs’ı, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü gördüm ben. Onları da askerler yaptı. Senin gibi düşünmem için bu üç darbeyi unutmam lazım.”

27 Mayıs ertesi, hazineyi takviye için alyansını, bileziğini götürdü askeri yönetime verdi millet. N’oldu o bağışlar? İstanbul Gayrettepe’deki subay evleriyle Ankara Yücetepe’deki askeri lojmanların adı halk ağzında “Alyans Evler”dir, boşuna mı! Babacığımın da bir makara film için çeke çeke pazarlık eden, fotoğraf makinesine adeta bilaücret takılmasını bekleyen bir yüzbaşıya, “Cemal Aga, siz üstümüze çıkasınız diye mi ihtilal yaptı?” demişliği var fotoğrafhanemizde.

12 Mart’ta Selimiye Kışlası’nda yattım dokuz gün, birkaç ay da II. Zırhlı Tugay Hapishanesi’nde. Eylemlerim sıkıyönetimin ilanını gerektiren eylemlerden değilmiş, hafif bulunmuşlar yani, ceza almadım. Ama öğretmenlikten olmama yetti bu. Bir ara, fırsatını bulup döndüm mesleğe, iki yıl kadar da yaptım, bu sefer de küt! 12 Eylül. Lanet olsun! Bugün BAĞKUR emeklisiyim; aylığım yaşıtım öğretmenlerin aldığının yarısı. Bu somut olanı ve asgarisi. Manen çektiklerim hesaba gelmez.

Son darbeci askerlerin yargılanmaları, beni kesmiyor bu yüzden. İstiyorum ki öncekiler de yargılansınlar. Hatta mağdur ettikleri de unutulmasın. Ölenlerin aileleriyle, hayatta olanların kendileriyle görüşülüp ödeşilsin.

Resmi paylaşan arkadaşım bütün bunları bilir. Yazdıklarımdan yazmadıklarımı da çıkarmış, anlaşamadığımız tek konu siyaset olmasına rağmen, özel durumumdan dolayı umarım bana hak da vermiştir. Cevap beklemiyor, görüşlerin karşılıklı söylendiğini, konunun kapandığını düşünüyorum, tanımadığım biri müdahil olmaz mı! Diyor ki: “Bu askerler o askerler değil.” Peşine de bir “Off of!” eklemiş; “Ne cahilsin! Beni nelerle meşgul ediyorsun!” demek herhalde bu. Görüyor musunuz siz? Bu askerler o askerler değilmiş. Bu hiç aklıma gelmemişti, “A, bakın şimdi ikna oldum işte! Çok yaşayın e mi!” diye yazdım. Fakat inanmamış muhterem, beni ikna etmek kolay değilmiş, bir de mukabelede bulunmuş: “Siz de çok yaşayın!”

Ben –en iyisi- devletten başlayarak bildiklerimi söyleyeyim, beni batıldan çekmek isteyen başka hayırseverler de çıkar belki.

Nedir devlet? Egemen sınıfın organizasyonu. Ekonomide hangi sınıf egemense devlet ona göre şekillenir, onu da –ki “düzen” bu şeklin adıdır- muhafaza eder. Tutar. Korur. Kime karşı? Öteki sınıflara karşı. Nasıl? O sınıfların direncini baskı altında tutarak. Baştan beri bu böyle. Şöyle ki toplumun sınıflara bölünmesiyle ortaya çıkıyor devlet ve egemen sınıfın baskı aracı olarak çalışıyor. Neden baskı? Egemen sınıf sömürür çünkü, sömürülen sınıflar da direnir. Devrime fırsat verilmemelidir. Ordu, polis bunun için varlar işte. Yargı, hapishane, odalar… da otoriteye cephe gerisinden destek veren kurumlar. Öyleyse son söz: Üretim araçlarının özel mülkiyet temeline dayandığı her toplumda, devlet diktatördür.

TC 1960’da, 1971’de, 1980’de ve 1997 ile 2007’de aynı TC idi. Asker de aynı asker. “Bu askerler o askerler değil” demenin hiçbir anlamı yok. Darbeler egemen sınıf adına yapılır; ancak egemen sınıf da dahil her sınıf, iktidar mücadelesini iki veya daha çok partiye bölünerek verebilir. Örgütler de darbelerden farklı etkilenebilir.

Bunun başkalıkla ilgisi yok. Var demek, “1997, 2007 darbelerini biz yaptık; 60, 71, 80 darbeleri bize yapıldı” demektir; ki bu da “kendine demokratlık”tır –cevap verilmez.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....