Menü
ÇAKMA İSE TUTMAZ  14 Eylül 2013
14/28 • ÇAKMA İSE TUTMAZ  14 Eylül 2013

ÇAKMA İSE TUTMAZ  14 Eylül 2013

 

 

Sankt-Peterburg (St. Petersburg) Baltık kıyısında, Neva nehri üzerinde kırk iki adaya yayılmış bir şehir. 1703 yılında Çar I. Petro tarafından büyük paralar harcanarak kuruluyor. Kuruluyor da şıp diye Rusya’nın ikinci, Avrupa’nın dördüncü şehri olmuyor. Çarlığın başkentidir, ona rağmen olmuyor. Fakat taşın, bulvarın, maddenin, paranın yapamadığını bir uzun hikâye: “Beyaz Geceler” yapıveriyor. Petersburg’u mekân edinmiş başka anlatılar geliyor peşinden, şöhretini artık durdurabilene aşk olsun!

Yöneticiler edebiyatın gücünü mü hazmedemiyorlar acaba? 1914-1924 arası, yani İç Savaş yıllarında şehrin adını Petrograd yapıveriyorlar. İç Savaş bitiyor, dönem Sovyetler Birliği dönemidir, yönetimde komünistler, onlar da Leningrad’a çeviriyorlar şipşak. 1991’de Sovyetler dağılınca Lenin adı yük oluyor, şehri kurmuşluğuna rağmen Petro adına da galiba cesaret edilemiyor, ilk ad zaten unutulmamıştır, halkın ağzındadır, tekrar ona dönülüyor.

Ankara’da da üç adlı bir meydan var; fakat onun iki değil, tek adı çakma, o da tutmadı.

Ulus’tan Sıhhiye’ye giderken solda, yolun karşısındaki Gençlik Parkı’na bakar, içine bir köy sığar büyüklüktür -60’lı yılların ikinci yarısında böyleydi, şimdi nasıldır bilmem. Farkına varışım, babası Gazi Lisesi Müdürü olan, arkadaşım Ali Esat Bozyiğit’in –ki öğretmenlik yapmayacak, rahmetli olana kadar Ankara folkloru üstüne çalışacaktır sonra- uyarısıyladır. Hergele Meydanı imiş bir adı. İtfaiye Meydanı da derlermiş. Bir adı da Opera Meydanı.

İtfaiye teşkilatı da o yerdedir, “İtfaiye” adı oradan. Bugün değildir herhalde; ama adı baki. Nasıl ki Vatan Hastanesi’nin bulunduğu caddeye de, itfaiyenin artık o caddede olmamasına karşın, hâlâ İtfaiye Caddesi diyoruz biz. Bilir misiniz, yaşlı Adapazarlılar o caddeye itfaiye öncesinin hatırasıyla Gazhane Caddesi de der.

Opera Meydanı’nın söz konusu meydanla ilgisi yok aslında. Bir kere yolun karşısında, Gençlik Parkı’nın ucundadır, küçüktür, ama parkın bitişiğindeki operaya haşmet katar. Bugün o günkü küçük meydan da kalmamış; bir kısmı kavşağa, köprüye gitmiş sanırım. Fakat İtfaiye Meydanı’yla Opera Meydanı arasında hiç mi ilgi yok? Aradaki yolu, bulvarı kaldırın yekparelik bir güzel çıkar ortaya. Devlet “opera” adını koyarken bu hatıranın kuvvetinden yararlanmak istedi sanırım; ama umduğunu bulamadı: Bu adı kullanmadı Ankaralı.

Sevilen ad “hergele”dir. Biri belediyeyle, biri Cumhuriyet projesiyle ilgili iki ad değil de neden “hergele”dir sevilen? Kurumlara güvenmiyoruz. Günlük hayatımız, birbirimizle ve mekânla kurduğumuz ilişkiler daha sahici de ondan. Yani sivil.

 Atın, eşeğin, katırın uysallaştırılmamışına deniyor “hergele”. Terbiyesiz, görgüsüz, serseri anlamlarında da kullanılıyor mecazen. Bunların ikisi de orası için gayet uygun. Şöyle ki at pazarıymış orası. Hayvan alınır, satılırmış. Hergeleciler varmış, azgın tayları evcilleştirirlermiş orada. Ne zaman? Vaktiyle. Seferberlikten önce.

Sonra Türkiye kalkınmış, otomobille tanışmış, iller, ilçeler birbirine gidip gelmeye başlamış. Şehirlerin uygun köşelerinde garajlar oluşmuş. Akşamdan sabaha değil elbette. Ulus’taki Rüzgârlı Sokak, öğrenciliğim sırasında Ankara’nın şehirlerarası geliş gidişlerinin hepsini karşılıyordu örneğin. Etlik’teki garaj 1967 veya 1968’te hizmete girdi. AŞTİ’nin tevellüdü ise 1997. Peki Rüzgârlı Sokak öncesinde Ankara’nın garajı nerede? Hergele Meydanı’nda. Fikret Otyam’ın bu “Üç İsimli Alan”ı kaleme aldığı çok güzel bir yazısı vardır -1956 tarihli: Haşim Ağa’nın kamyonu siyah Opel’e doluşur memleketten otuz, bazen kırk kişi, ver elini Ankara! Veremez. Yol, yol değildir. Lastik patlar. Benzin biter. Makas kırılır. İki yüz elli kilometrelik yol, on iki saatte alınıp Hergele Meydanı’na inilir.

Hergele Meydanı, otomobillerle iyice hareketlenir. Ankara’nın Bit Pazarı olur –ne ararsan bulunur. İkinci El lafı literatüre henüz girmemiş; o, bugünün icadı. Öğrenci çoğalıp kelepir eşya arar, teknoloji hızlanıp model eskitir oldukça İkinci El’in de itibarı artar. Fakat çok hareketlidir meydan. Esnafın yeri olduğu gibi üçkâğıtçının, yankesicinin, otçunun da yeridir. Mecaz, bu ahvalle ilgili.

Fakat rivayet de ederler ki atla, eşekle ilgisi yokmuş Hergele Meydanı’nın. Ankara’ya dışarıdan “her gelenin” indiği yermiş burası, adı oradanmış.

Hikâyesiz olmaz. Hangi adın hikâyesi varsa ya da hangi adın hikâyesi daha sağlamsa o yaşar.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....