Menü
ON YIL OLMUŞ  22 Eylül 2013
Ada'dan • ON YIL OLMUŞ  22 Eylül 2013

ON YIL OLMUŞ  22 Eylül 2013

 

 

On yıl olmuş. Necip Enver Demirer’siz on yıl geçmiş. İnanılır gibi değil ama öyle.

Diş Hekimleri’nin bir toplantısı için Cenk Acar’la birlikte Gaziantep’e gidiyorlar, 20 Eylül 2003 gecesi, dönüşlerinde, Bolu Dağı’nda, arabaları içinde…

20 Eylül akşamı Orhangazi Kültür Merkezi’nde bir anma toplantısı yapılacağı haberini getirdi Niyazi Kamberler, benim de konuşmamı istedi.

Ben ne kadar tanırım Necip’i? Dr. Tuncay Sezer’le Kemal Vardar, illegalden arkadaşları; onlar daha iyi bilirler. Hele Tuncay Sezer’le belediye polikliniğinde de birlikte çalıştılar. Çıkartılışları da Aziz Duran’ın gelişiyle, yine birlikte oldu.

Peki Cenk Acar’ı tanıyor muyum? Bir mekânı on dakikacık olsun paylaştık mı hiç? Paylaştıysak da hatırlamıyorum. Babası Ercan Acar benden birkaç yaş büyüktür; fakat aynı okulun öğrencileriyiz, bahçeden tanırım. Amcası Erkan Ağbi’yle hem alışverişimiz oldu hem sohbetimiz. Dedesi Sait Acar üçüncü sınıfta öğretmenimdi. Babamı ise beş yıl okutmuş, mezun etmiş.

Fakat az tanıdığım, hatta birini hemen hiç tanımadığım bu iki insanın ölümleri çok dokundu. Arkalarından –haliyle- Necip Enver odaklı bir yazı kaleme aldım. Dördüncü yıllarında bir yazı daha. Yayımlandılar. Okundular. Beğenildiler. O akşam birkaç cümlem oldu baştan, sonra da o iki yazıdan ilkini okudum. Sanırım yine beğenildi.

Kalabalık bir akşamdı. O akşam orada iki ailenin pek kıymetli anneleri, eşleri ve çocuklarıyla parti, oda, sendika ve dernek çevrelerinden insanlar olacaktı. Bunların birkaçı çok sevdiklerimdi, çok birkaçını az seviyordum. Sevmediklerim, yeşilde yol geçerken bile yan yana olmak istemediklerim ise daha çoktular. Necip’in ve her iki ailenin hatırları var, “Tabii ki geleceğim!” dedim Kamberler’e.

Kalabalık bir akşamdı. Beklenenin üzerinde gelen vardı. Necip’in oğlu Barış da konuşmasında değindi buna. Bu iki insan ulusal şöhret değildi. Ne iktidara mensuptular ne de mesleklerinin akla ilk gelenleriydiler. Acar ailesi Adapazarlıydı ama Emel Demirer iki çocuğunu alıp gitmişti. Aradan da on yıl geçmişti. Bunca insanı Orhangazi’ye götüren neydi öyleyse? Üstelik çoğu da o akşam dışında hiçbir zamanı, hiçbir mekânı paylaşmayacak kadar birbirlerine uzaktılar.

Belediye polikliniğinden nice çiğliklerle çıkarıldılar. Okuduğum metinde şöyle demişim: “Ama ne çıkaranlara öfkelendi ne de onlar hakkında kötü bir söz etti. Hoş, sıkı fıkılığımız olmadı. Hatta sık da görüşmedik. Ama her gördüğümde biraz daha sevdim Necip Enver’i. Saygılıydı. Dinleyendi. Fotoğrafı sadece öfkesini değil bütün bencilliklerini yenmiş bir güzel, olgun insan fotoğrafıydı. / Tıpkı anlatıldığı gibi. Diş yaptıranlar, teşekkür yerine, Bir rahat ettim ki dişlerinden diyorlarmış, ayva ye, ceviz kır, ne alt ne üst bana mısın demiyor! Övgüye dayanmak zordur, değme insan duramaz övgü karşısında; Necip duruyor, O senin şansından diyor dişçiliğini övenlere.

O akşam hemen bütün konuşmacılar Necip’in bu gıllügiş bilmeyen adamlığına, kimseden esirgemediği ve küçük hesaplardan uzak mı uzak yardımseverliğine değindiler. Sanıyorum o akşamki kalabalık da bu Necip için oradaydı. Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu denir ya, Cenk Acar’ı tanıyanlar da bu genç insanı bu sözü doğrularcasına anlattılar.

Ankara’dan Murat Karayalçın da gelmişti, oradaydı. Konuşmasının bir yerinde “Solun en büyük partisinin de ona kıyasla küçük ölçekli bir başkasının da genel başkanlığını yaptım” dedi, demesiyle sosyalist partilerde çalışmakta olan kırk elli kişi salonu terk etti. Doğru mudur yaptıkları? Geçiniz bunu. Karayalçın’ın dediği sorgulanmalı önce: CHP solda bir parti midir?

Siyasetin dili Necip’inki gibi insani olmalı. İlişkiyi gözetmeli.

Karayalçın, diyeceğini yine desindi, ama öyle desindi ki gidenler gidemesindi mesela. Ben, CHP solda bir parti midir diye karşı soru soramayaydım.

Bakın ne geldi aklıma: Adapazarı, doktorlarını seviyor. Nuri Bayar’ın adını bir okula, Ahmet Mithat Efendi’nin “fukara babası” diye ün yapmış oğlu Kâmil Yazgıç’ın adını bir sokağa vermiş.

Anma akşamı şahidimdir, Necip Enver Demirer’in adı da verilebilir bence.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....