Menü
KURŞUNKALEMİN KURŞUNU  28 Eylül 2013
14/28 • KURŞUNKALEMİN KURŞUNU  28 Eylül 2013

KURŞUNKALEMİN KURŞUNU  28 Eylül 2013

 

 

Kurşun, bilinen metallerin en eskilerinden. Yaşı M.Ö 3000 yılına kadar gidiyor; memleketi de bizim Çanakkale. Kurşun işleyen ilk ocakların en iyi bilineni de yine bizim Balıkesir/Balya’daki Karaaydın madeni. Eski Mısır’da kurşun boruların ve kurşun lehimlerin olduğu, Fenikelilerin de Kıbrıs’ta, Sardunya’da ve İspanya’da kurşun işledikleri arkeoloji sayesinde öğrenildi.

Yazısı zamana en dayanıklı kalemin kurşunkalem olduğu da ta çocukluğumdan beri zihnimde. Nedense o kalemin bizim bugünkü kurşunkalemimiz mi olduğu hiç düşmemiş aklıma. Kurşun’un “kurşunkalem”e benzetme yollu girdiğini zannettim hep. NTV’nin “2 Dakikada Bilim” programından öğrendim ki ilk kalemlerde gerçek kurşun kullanılmış. Zamana dayananlar bunlarınki olacak.

Bugünküler XVI. yüzyılda ortaya çıkıyor: Öncekilerden farkı, yazan kısmın kil ve grafit olması. Grafit; yumuşak, yağlı, kâğıt üzerinde iz bırakan, siyah renkli bir madde. Kurşun değil, fakat kurşun olduğu düşünülüyor başlangıçta; gün gelir grafit’in ayrı bir mineral olduğu keşfedilir, keşfedilir de “kurşun” da kurşunkalem’de kalır.

Kelimeler dönemleriyle uyumludur. Dönem değişir, kelime de değişir. Sözgelimi “sagu”, “mersiye” ve “ağıt” aynı şiir türünün üç ayrı dönemdeki adıdır. Keza “müdafaa”, “savunma” ve “defans” da futbolda üç ayrı döneme denk düşer. Kimileyin de kelime piyasadan çekilmez, hayatını sürdürür, gelgelelim anlamı geçmişteki anlamı değildir artık. Kaymıştır. Yahut şöyle: Kayabilir, bu görülmelidir.

60’lı yılların ikinci yarısıyla bütün 70’li yıllar boyunca solcu erkeklerin kullanageldikleri bir kelime vardı: “bacı”. Eski bir kelime. Feodal dönemden. Kız kardeş demek. Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı hanımlarla tarikat şeyhlerinin eşleri için de kullanılıyor geçmişte –bunlar yan anlam. Solculara geçişi de benzetme yollu. Şöyle ki kan kardeşliğinin yerini örgüt/dava kardeşliği alıyor. İyi de geçmişteki kadar sağlam mı bu kullanım? Gerçi bacılar da süs püs bilmez, makyaj yapmaz, nasıl diyeyim, sanki gerçekten kız kardeştirler; ama kullanımın sağlamlığından yine de şüphem var.

Neden? Artık biliyoruz ki ataerkil düzene geçilirken ortaya çıkar dil. Erkek tarafından bencilce kullanılarak araçlaştırılır. Erkeğe bağımlı kılınır. Kadın mı? O, nesnedir; özne erkek söyleminde yok olur. Örnekse, atasözümüz: “Kadının belinden sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin.” Eve kapatılır kadın. Örnek: “Evi ev eden avrattır.” Erkeğin, kendisi için söyledikleri ise yüksekten: 1) “Elinin hamuruyla erkek işine karışma”, 2) “Er olan ekmeğini taştan çıkarır.”

Kadın ve kadınlık hakkında her şey hafifleştirilir, yumuşatılır: “metres”, “ev kadını”, “kız kurusu”… Ama erkeklere dokunulmaz. “Erkek kurusu” diye bir şey yoktur örneğin. “Kadın” kelimesi bile –kullanmak ayıpmış gibi- sürülür piyasadan. Yerini “bayan”, “hanım”, “hanımefendi” alır. Oysa paralelindeki kelime: “erkek” göğüs şişirilerek kullanılır. Şundan ki kadın bedeni “cinsel obje” olarak algılanır; “kadın” yerine “bayan” kullanılarak bu densizlik gizlensin istenir sanki; gizlenmez, tersine kendini iyice faş eder.      

“Bacı” da “kadın”a alternatif kelimelerden biri. “Yenge” de öyle. Bunları kullanan erkek, karşısındaki kadına, “Seni kardeşim gibi, yengem gibi görüyorum” demiş ve onu uyarmış oluyor: “Korkma, kadın olarak görmüyorum.” Zurnanın zırt dediği yer işte burası; çünkü dediği aslında şudur: “Kadın cinsel objedir, kadına o gözle bakılır ama benim sana böyle bir niyetim yok.” Söylenenden söylenmeyeni çıkaralım: “Fakat o gözle baktıklarım vardır, onlar başkalarıdır.”

Herkesin ağzında bu anlamda mıdır? Öyledir diyemem. Ama dilinden düşürmeyenlerin ağzında kesin böyledir. Nasıl ki “samimiyet”, “dürüstlük”, “sevmek”, “demokrat”… kelimelerini her gün beş vakit tekrar edenlerin samimiyetinden, dürüstlüğünden, sevgisinden, demokratlığından… şüphe edilir.

Velhasıl, “kurşun”, kurşunkalemde kurşun değil, “grafit”tir.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....