Menü
NESÎMÎ VE HURÛFÎLİK  14 Ekim 2013
14/28 • NESÎMÎ VE HURÛFÎLİK  14 Ekim 2013

NESÎMÎ VE HURÛFÎLİK  14 Ekim 2013

 

 

 

Alevilerin yedi büyük şairinden biri de, Nesîmî.

Fakat hayatı hakkında bilgimiz az. Ne doğum yeri dosdoğru biliniyor ne de doğduğu yıl. Halepli midir? Diyarbakırlı mıdır? Latîfî, Bağdat yakınlarındaki Nesîm kasabasında doğduğunu söyler şairin, yoksa Nesîmli midir? Doğum tarihi de 1340-44 arası olmalı; şöyle ki şeyhi Fazlullah, Hurûfîliği 1385’te kurmaya başlar, Nesîmî’ye de hilafet verir; Nesîmî’nin bu tarihte kırk yaşlarında olduğu düşünülerek bulunur tarih, aşağı yukarıdır, güvenilmez.

Nesîmî, mahlasıdır. Asıl ismi Seyyid Ömer İmadeddin. “Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam / Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam” beytiyle başlayan şiiri şu makta ile son bulur: “Gerçi bugün Nesîmîyem, Hâşîmîyem, Kureyşîyem /  Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam”. Dediği gibi Arap asıllı mıdır Nesîmî? Hele ki adında “Seyyid” de geçiyor, Hz. Peygamber’in soyundan geldiğini düşündürür, doğru mu? Olmayabilir. Böylesi bağlanma çabaları tarikatlarda yaygındır çünkü. Şu da var: Arapça, Farsça şiir de yazar Nesîmî; fakat kaynaklar en güzel şiirlerinin Azeri Türkçesi ile olduklarında birleşir. Âşık Çelebi “Meşâirü’ş Şuarâ”da şair için “Türkmâniyy’ül cins” diyerek Türklüğüne dikkat çeker. Tuyug nazım şeklini kullanır Nesîmî daha çok, bu da artı delil olur mu acaba? Malum, tuyug, halk edebiyatındaki maninin aruza taşınmışı ve sanki rubai ile yarışa sokulmuşudur, yerlidir, Çağatay ve Azeri edebiyatlarında ilgi görür, Anadolu şiirinde XVI. yüzyıldan sonra rastlanır.

Hurûfîdir Nesîmî –bu kesin, bunda şüphe yok.

Hurûfîlik, Esterâbâdlı Şehabeddin Fazlullah Naîmî (1340-1394) tarafından kurulur. Hallac’dan ve Mevlana’dan etkilenmiştir Fazlullah . Tebriz’de, İsfahan’da, Şamahı ve Bakü’de taraftar bulur ilkin. Nesîmî hilafet de alır şeyhinden ayrıca, aldığına bağlanır, hatta kızıyla evlendiği rivayeti de vardır. O kadar ki tanrılık iddiasında bulunduğu gerekçesiyle Nahcivan’da idam edilir Fazlullah, Hurûfîliği yine de bırakmaz Nesîmî.

Hurûfîler, varlığın sesle ortaya çıktığına inanır. Ses de sözle olgunlaşır, sözü de harfler oluşturur. Öyleyse sesin ve sözün aslı harftir, bunlar da ancak insanda bir araya gelir. Hz. Peygamber, Arapçanın yirmi sekiz harfiyle konuşur. Fazlullah’ın kitabı “Câvidânı-ı Kebîr” Farsçadır, otuz iki harfle kaleme alınmıştır. Farsçadaki dört harf p, ç, j ile g’dir; Arapçada ve Kur’an’da bu dört harfin yerine lamelif geçer, şöyle ki lamelif söylendiği gibi yazılırsa dört harftir: lam, elif, mim, fe. İnsanın yüzünde yedi “hak” (kıl) bulunur, bunlar da “hal” ve “mahal” yani kendileri ve yerleri bakımından on dört eder. Erkekte, ergenlik çağıyla yedi hat daha eklenir bunlara, dolayısıyla on dört olurlar ki toplamı yirmi sekiz eder, bu da Kur’an’daki yirmi sekiz harfe karşılıktır. Bir başka yoldan sekize, on altıya, otuz ikiye de bağlanır hatlar, bu da “Câvidân-ı Kebîr”in otuz iki harfine denk düşer.

Hurûfîler bu yirmi sekiz ve otuz iki harfi namaza, oruca, hacca, zekâta, dinî hükümlere, Kur’an surelerine de uygular, dahası kıyameti, İsa’nın inişini, güneşin doğuşunu, batışını, cenneti, cehennemi de harfî düşünüşe bağlar, böyle yapmakla “Asıl öz insandadır” demiş olurlar.

Fazlullah, tasavvuftan da yararlanır. Tasavvufa göre, kâinat, Mutlak Varlık’ın zuhurudur. Tanrı, âlemde, en çok da insanda tecelli eder. Hurûfîlere göre de peygamberler ve imamlar, devirlerinin en kâmilleridir, Hz. Peygamber de böyledir, ne ki son peygamberdir, ondan sonra imamet devri gelir. Bu da Ali ile başlar, on birinci imam Hasanü’l Askeri ile son bulur, sonraki imam sırrolmuştur, zuhuruyla yeni bir dönem (ulûhiyet) başlayacaktır. Fazlullah, Mehdi olan bu on ikinci imamdır işte.

Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre, Fazlullah yirmi sekiz harfi otuz ikiye, Arapçanın karşısına Farsçayı çıkarmakla milliyetçilik yapmıştır. Hele ki “Câvidân-ı Kebîr”i Kur’an gibi bir vahiy eseri ve dinî bir kitap olarak tanıtması da bunlara eklendiğinde Gölpınarlı iyice doğrulanır. Şöyle der: “Fazl, Farsçayı din dili yaparak Arap hâkimiyeti yerine İran hâkimiyetini kurmayı amaç edinmiştir.”

Nesîmî, Hurûfîlikle risk aldığının farkındadır. Umursamaz. Başına geleceklere razıdır. Kendini hazırlamış gibidir. “Derde müştâk olmayan kimdir ki dermân isteye / Kabl-i mevti bilmeyen sen sanma kim cân isteye” der. Yani ki: Derdimle hoşum, çileye hazırım, çekerim, can da dilenmem.

Latifî, “Mansur ene’l hak söyledi / Hakdır sözü hak söyledi” beyti yüzünden tutuklandığını yazar şairin. Yıl, 1417. Sonrası ise Memlük Sultanı Melikü’l Müeyyed’in fermanıdır: “…derisi yüzüle, ölüsü Halep’te yedi gün teşhir edile, durumu herkese duyurula, sonra uzuvları parçalana, birer parçası inançlarını bozduğu Dul Kadir oğlu Ali Beğ’le kardeşi Nâsırü’d Din’e ve Kara Yülük Osman’a gönderile.”

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....