Menü
O KUTUCUKLARDA OLAN  10 Aralık 2002
Yeni Sakarya Yazıları 2002 • O KUTUCUKLARDA OLAN  10 Aralık 2002

O KUTUCUKLARDA OLAN  10 Aralık 2002

 

 

Namazla ilişkisi bayramdan bayrama olanlar, çocukluklarının camilerinden kopamazlar. Evim Şerefiye, Mecidiye ve Tümen camilerinin tam ortasına düştüğü halde bu üçgenin dışındaki Yenicami’e gittim bu bayram da.

Meğer bir sürprizle karşılaşacakmışım.

Namazı bitirdik, camiden çıkıyoruz. O da ne? Bir grup genç adam -ellerinde kameralar, makineler- bayramyerlerindeki halkacılar gibi dizilmişler yan yana, yan yana bekliyorlar. Üzerinize afiyet, bende büyüklük kompleksi vardır Necip Fazıl’daki gibi, bu medya taifesi benim için gelmiş diye düşündüm. 

Küçük bir parantez: Yıl 1966, 67 falan. Ankara’dayım. Üstat’ın konferansı var Dil ve Tarih-Coğrafya’da. Biz de gittik. Neden? O günlerde bir seyahati sırasında, uçak hava boşluğuna mı giriyor, yoksa arızalanıyor mu ne, kapı tarafından bir ses duyuluyor, tıpkı silah patlaması. Üstat bu, muhakkak suikasttır, muhakkak onadır diye düşünüyor; ama kuru gürültüye pabuç bırakacak değil a, sese de sesleniyor: “Bu suikast bana mı?” Bu söz pek yeni ve yaygın o sıralar. Gidişimiz işte bu sözün sahibini yakından görmek için. Salon nasıl kalabalık! Tıklım tıklım. Pencere içlerine kadar. Üstat heyecanlı. Salon heyecanlı. Bir ara şangırrr! diye bir ses. Sonradan öğrendik, pencerelerden birinin camıymış. Ama Üstat’ı tutabilene aşkolsun: “Yoksa yine bir suikast mı bana?”

Medya taifesinin benim için geldiğini –daha doğrusu gönderildiğini- düşünüyorum ben de. Kimler? diye sormayın. Onlar kendilerini bilirler, niyesini söyleyince siz de bileceksiniz. O da şu: Hani solcuğum hanidir şaibeli ya, camiden çıkarken suretim alınacak ki sağcılaştığımın ne denli katmerli olduğu belgelenecek.

Girdiğim havaya bakın siz!

Oysa makinelerde çıt yok. Flaşlar patlamıyor. Ne de kameralar kırmızı noktaya geçmiş. Beklenen, demek başkası. Acaba kim? Seçim öncesi olsa, CHP’lilerdir, ANAP’lılardır diyeceğim ama, seçimler yapılalı bir ay oluyor. Değillerdir. İlin yeni milletvekilleri de değildir. Hepsi AKP’li. Camiden çıkışlarını kim, niçin belgelesin ki? Vali geçiyor aklımdan bu defa, belediye başkanı geçiyor. Ama bizim protokol camiimiz Orhan Camii’dir, onlar da orada olmalılar. Da içerdeki kim?

Neyse. Arkama baka baka avludan çıktım. Avlu kalabalıktı. Sokak da öyle. Dağılmayan tuhaf bir kalabalık. Bencileyin meraklı meraklı insanlar. Camiin meydana inen merdivenleri başında ise bir kaynaşma ki görmeden inanılmaz. Beyaz bir Suzuki. Plakası 34 C’li, K’li bir şey. İçi kolilerle dolu. Ardında kuyruğa kimi girmiş kimi girmemiş insanlar. Camiden yeni çıkanlarla iyice büyümekte de kalabalık. Bu arada öğrendim: İçerdeki de Cem Uzan’mış. Bayram namazını şehrinde, mahallesinin camiinde kılmak istemiş. Gördüklerim bundanmış meğer.

Şaşırmadım dersem yalan olur. Hele bir ara kolilerin başına geçip bayram hediyesi olan kurdeleli, fiyonklu ince uzun kutucukları Cem Uzan bizzat dağıtmaya başlamaz mı şaşkınlığım daha da arttı. O kadar alışmamışız ki politikacıdan çam sakızı bile almaya.

Yine küçük bir parantez: Seçim öncesi. Kanal 54’e takıldım bir ara ve çıkamadım. Genç Parti’nin Pamukova’daki ağırlığından söz ediyor İbrahim Damar. Özellikle de Cem Uzan’ın ilçeye bağışlarından. Yoksul ailelere yardımlarından, öğrencilere burslarından. Ve bunun üç dört yıldan beri yapıldığından. Benim için ilginç bilgiler. Kanaldan çıkamayışım bundan. Derken bir izleyici katılıyor programa telefonla. Cem Uzan bunları neden yapıyormuş? Amacı neymiş? Bunca yardım karşılıksız yapılır mıymış? Bunları soruyor.

Nasıl bağırasım geliyor: Kardeşim, bu soruyu diğer partilerin liderlerine, milletvekili adaylarına soruyor musun sen? Yoksa onlar vatan-millet-Sakarya diyorlar diye onların gerçekten vatan-millet-Sakarya için koştuklarını mı sanıyorsun?

O kutucuklarda ne vardı? Belki lokum. Belki şeker. Belki çikolata gibi bir şey.

Ben kuyruğa girip almadım. Bilmiyorum.

Politikacılar vatanı seviyorlardı sadece; ama artı olarak vatandaşı seven de çıkıyordu demek arada.

O kutucuklarda bu vardı işte.

Kuyruğa girip almadıysam da almış kadar oldum.

Yeni Sakarya, 10 Aralık 2002

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....