Menü
GÖRÜŞÜRÜM  28 Mart 2014
14/28 • GÖRÜŞÜRÜM  28 Mart 2014

GÖRÜŞÜRÜM  28 Mart 2014

 

 

Büyük oğlumdan dört yaş küçük, küçüğünden bir yaş büyük, sevdiğim, çok sevdiğim bir kabiliyetin babası. O da kıymetli bir insan. Emekli öğretmen. Ama emekliyim demez çalışır. Hem de bilaücret. Emek verdiği yerler ise yoksul düşmüş, yoksun ve arkasız kalmış çocuklara kucak açan vakıf ve derneklerdir. Bir ara Nesin Vakfı’na da emeği geçmiş.

İbrahim Hoca’dan öğrendim: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir adayları Mansur Yavaş’la başkent turu yapmış ve, ve sağ elinin işaretparmağı ile serçeparmağını serbest bırakıp diğer üçünü elinin ayasında birleştirmiş, Ankaralı seçmenden bu bozkurt selamıyla oy istemiş. Resmi sosyal medyada vızır vızır.

Yabancım değil bu davranış. Kendini başa İslam’ı koyarak tanımlayanlarla benim buluşmam böyle olmadı mı? Mekânlarında bulunmadım mı? Halen de görüşüyorum. “Hece”de, “Heceöykü”de yazıyorum. Sonra, bugün iyi görüştüğüm arkadaşlarımdan biri de ülkücü. Çevresiyle de dostuz. “Türk Yurdu” dergisinden Ömer Seyfettin dosyası için yazı istediler 2009’da, hayır demedim, “Ömer Seyfettin’de Türkçü Refleks” başlıklı yazımı gönderdim, yayımlandı. Türk Ocakları’nın Sakarya şubesi davet etti geçen yıl, olmaz demedim, gittim, Ömer Seyfettin hakkında bildiklerimi paylaştım.

Giderim. Görüşürüm. Bunun gerekli olduğuna inanıyor, bunu hatta yazıyorum da. Fakat zordur. Eski arkadaşlarınız inanmaz gönüllü gidişinize, görüştükleriniz tarafından aldatıldığınızı düşünür, dedikodu ederler. Hesabı menfaat olanlar vardır içlerinde elbette. Safımıza çekeriz, ocakta pişiririz diye. Ama bir büyük doğru bir ihtimale kurban edilmeli mi? Hem, tersi de mümkün bunun. Belki benim niyetim halisane değildir, sol cephe için çalışıyorumdur. Bunlar da denir. Nitekim dendi. Şahidiyim.

Otuz yılı geçti, neredeyse otuz beş yıl olacak, CHP’yle ipleri kopardım. Onlardan ne köy olur ne kasaba. Geçen gün esnaf ziyaretine çıkmışlar bizim ilçenin başkan adayıyla yanındakiler, bizim dükkâna da uğradılar, üzerlerinde hâlâ atamadıkları bir elitizm. O da “Cumhuriyet” malumatından ibaret. Bir gelseler iktidara mum yapacaklar bizi mum! Ama Kılıçdaroğlu’nun bozkurt selamıyla oy istemesinde ben yine de bir kötülük görmüyorum. CHP ile MHP illeri taksim etmişler, kiminde CHP’liler MHP’ye, kiminde MHP’liler CHP’ye verecekmiş. Çünkü “AKP’ye sandıkta ders verme zamanı” imiş, “Bu işin sağı solu yok”muş. Kötülük görmeyişim, bu ittifak nedeniyle değil. İttifak olmasa da iki lider, iki sade insan gibi birbirlerini gözeterek, birbirlerinden emanet sözler, işaretler alarak görüşebilmeliler. Kılıçdaroğlu –dilerim- bu yakınlığı seçim sonrası da gösterir, hatta AKP’ye de, Barış ve Demokrasi Partisi’ne de gösterir. Tabii, ötekiler de Kılıçdaroğlu’na. Bunları ben değil de keşke bir CHP’li akıl edip söyleseydi. Neyse, geçti artık!

İbrahim Hoca “ilkesiz” buluyor bu ittifakı. CHP için “Cemaat Halk Partisi” diyor. Dahası, resmi de sitemli CHP’lilere hediye ediyor, “Bu da size kapak olsun!” diyerek. Öyle ya yıllardır milliyetçi sağcılıkla suçlamıştır Hoca CHP’yi –ben de. Fakat o CHP kendisini solda görmektedir. Nasıl bir solculuksa solculuğu!  

Zanları ile eylemi arasında tutarsızlığı vardır CHP’nin; Hoca bunu görmüş yıllar önce, işte bu resim onun ispatı. Belki ilkesizliktir yapılan. Siyaseten belki yanlıştır. Hoca haklıdır belki. Benim derdim siyaset değil. Haklı çıkmak da değil. Ben görüşmeden yanayım. Küre genelinde coğrafyadan coğrafyaya, ülkeden ülkeye açılınsın da iki lider iki sade insan gibi yan yana gelemesin, hiç olur mu?

Ali, kız kardeşimin oğlu. Yeğenim. “Dayıcım!” derim ona. Onun dilini kullanırım. Devlet başkanları, başbakanlar gelir, Ankara’da törenle karşılanırlar, kimi A, kimi B, kimi C tipi törenle. Seremonisi faklıdır, ama her misafir illa ki geçici kürsüye çıkar, kırmızı tente altına girer, tek kullanımlık tek cümleyle tören kıtasını selamlar: “Mer–ha-ba as-ker!” Gittiklerinde bizimkiler de o ülkenin dilini çalık çalık seslendiriyorlardır herhal. Ama hiç rastlamadım televizyonda. Gösterseler kıyamet kopacak sanki!

Ben derdimi “merhaba”yla, “dayıcım”la anlatmaya çalışırken Osman Baydemir’in haberi geldi –Allah razı olsun ondan! BDP’nin Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Osman Baydemir, MHP’nin Akçakale adayı Mehmet Yalçınkaya’yı seçim bürosuna gidip ziyaret etmiş. Yalçınkaya da, “Barış mesajları için teşekkür ediyoruz” demiş. İşte bu kadar. Kıyamet kopmaz. Yeter ki verdiğin yem olmasın, umduğun da yumurta.

Ben ne kanmak niyetindeyim ne de kandırmak. Benzemeyenimle görüşmek istiyorum. Görüşürken yeniden oluyorum çünkü.

Benzemeyenlerim de ne kanmaya niyetliler ne de kandırmaya. Görüşüyoruz. Onların da yeniden olduklarını seziyorum.

Görüşmez olduklarımız mı? Var tabii! Görüşmek için niyet önemli. Niyet saf değilse olmuyor. Olmaz.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....