Menü
GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ'NDE  22 Mayıs 2014
Ada'dan • GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ'NDE  22 Mayıs 2014

GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ'NDE  22 Mayıs 2014

 

 

Bir ay oldu yahut biraz geçiyor, Besim F. Dellalloğlu telefon etti, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde konferans davetinde bulundu. Konferans beni korkutur; bereket çerçeveyi Memleket Kitabevi ve TYB’ce verilen 2013 Yılı Hatıra Ödülü odağında düşünmüş Dekan Dellaloğlu, bunu duyunca ferahladım. Kendi özelimden genele sereserpe uçabilirdim.

Etkinliğin duyurulması için bir başlık ve bir paragraflık açıklama gerekiyormuş, düşüneyim hemen bildiririm, dedim. Zannettim ki karşılıklı görüşüldükten sonra başlık kesinleşecek, ona göre de paragraf oluşturulacak. Öyle olmadı, önerdiğim başlık, Hoca’nın düşündüğüyle elifi elifine miydi acaba, aynen alındı –dünyada ne rahatlıklar var!  Eğitimim, başarılarım ve çevremle ilgili çok yalın bilgiyle duyuruldu başlık. En hoşu da şu: Konferans korkum, içimden geçirdiğim halde hissedilmiş olmalı, etkinliğin adı da “söyleşi” konmuştu. Gerçi söyleşiyi de beceremem ben. Diyeceklerimi not ettiğimde bile karıştırdıklarım, unuttuklarım, ucu uca yanlış bağladıklarım, uç kaçırdıklarım bile oluyor. Kimileyin uzatıyorum da. Ben de n’apıyorum? Elimde metinle çıkıyorum. Madem yazar diye çağrılıyorum, niye konuşayım, ben de yazarım, yazdığımı okurum. Okurken mekâna, hâzırûn’a da alışıyorum herhalde, metin okunduktan sonra soru-cevap faslı başlıyor genellikle, orada müşkülpesentlik etmiyorum çünkü.

21 Mayıs’ta GSF’deki söyleşiye de hazırlanarak gittim. Başlık, “Memleket Halleri, Geçişkenlik ve Edebiyata Yansıması” idi. Berlin Duvarı’nın yıkılışını milat alıp öncesi ile sonrasını karşılaştırdım. Omurga buydu. Memleket hayatından örnekler verdim. Edebiyatta modernden postmoderne geçildi o süreçte, nedeni üstünde durdum. Postmoderne şüphelerim vardır; çokkültürlülük tezlerini ihtiyatla karşılarım mesela. Keza modernizme eleştirileri de içerdendir. Dostane. Bu yüzden, postmodernizm son tahlilde modernizmi güçlendirir bana göre. Kürenin egemenlerini yani. Hem öyle güçlendirir ki çalışan kesimlerin direnme gücü hiç kalmamacasına. “Tarihin ve ideolojilerin sonunun geldiği” söyleniyor ya, ee! ne demek ola bu? “‘Büyük anlatılar’ın sonuna gelindiyse, sanat da, edebiyat da lüzumsuz" demektir. Yahut “Edebiyat oyun için yapılmalıdır.” Zaten postmodernizmle gelen parodi, pastiş, metinlerarasılık ve üstkurmaca gibi teknikler de bir anlamda oyun değil midirler? Oyun olsun için yapılmazlar mı?

Aralarda, geçerken aklıma gelmişçesine söyleyiverdiklerim de oldu. Mesela verili dil, müesses dil yani, iktidarın dilidir. Kanoniktir. İmlayı, noktalamayı, örnek ağzı o tespit eder. Sonra, toplumsal yapıdan edebi kurgunun/yapının etkilendiğini söyledim. Divan’dan örnekler verdim; yeni edebiyatı da 1980 öncesi, sonrası diye böldüm. Aradaki farkı kendi hikâyelerimle örneklendirdim.

Geçişkenlik? diyorsunuz. O ne? Nerde? Küre’nin Batı İttifakı ve Doğu Bloku diye ikiye bölündüğü yıllarda “ya o ya bu” diyorduk, “ya hep ya hiç” diyorduk, yani iki şeyden birine bağlanıyorduk. Unutuldular. Şimdi “hem o hem bu” rağbette. Tek renkliliğin yerini çok renklilik aldı. Zevkler, renkler, siyasi eğilimler birbirinin içine girdi. “Geçişkenlik” işte bu. Hikâyeye deneme yahut şiire mektup, romana anı gizli gizli değil aşikâre girebiliyor bugün –izni veren de “türlerarası geçişkenlik”.

Postmoderne şüphelerim var, dedim. Evet ona karşı temkinli ve tedbirliyim. Kapımı kapamadım, ama sonuna kadar da açmıyorum. Çünkü getirdikleri tekniklerle dilin imkânları artmıştır –doğruya doğru. Onlar müşterekimizdir  artık. İsteyen istediği gibi kullanabilir. Metinlerarasılık, örneğin, postmodern için oyun aracıdır da benim elimde patlayıcıya dönüşebilir. Nasıl ki burjuvamız da, işçimiz de aynı alfabeyi kullanıyoruz.

Fakültenin Gizem Frit Amfisi’nde, bana “İyi ki metinle gitmişim!” dedirten dinleyici vardı: Dekan, hocalar, İletişim’den Alev Erkilet Hoca, Cemil Meriç Lisesi’nden on beş kadar öğrencisiyle Ercan (Yılmaz) da kalkmış gelmiş mi! CML’nin olduğu yerde sorusuz kalmak ne mümkün! Hele ki Zeynep’in (Özbudak) sorusu metnin göbeğine göbeğineydi. Zeynep’le hukukumuz eskidir, tanıdığımda ilkokul üçe gidiyordu, başarısının şahidiyim, soru için parmağını kaldırınca, “Eyvah!” dedim, “Bir yerde boşluk gördü.”

Neden heyecan bastı? Kusursuz yazı, okura soru sordurtmayan yazıdır. Yazar, metni yazarken okurun önünden sorular sorar kendine. Cevaplarını da, cevap veriyorum demeden serpiştirir yazıya. Yazı, öyle yazı görücüye çıkar ancak. Ben böyle yazarım. Övünmek gibi olmasın, bana soru yöneltilmez pek –konu dışından gelenler hariç.

Zeynep sordu ki: “Metinlerarasılık’ı hep postmodernizmle ilişkilendirdiniz, oysa postmodernden önce de var metinlerarasılık. Nasıl açıklayacaksınız?” Zeynep haklı. Dediği gibi. Metni hazırlarken “metinlerarasılık”ın postmodern öncesini sorulandırmamışım demek. Eğer yazı sadece bu kavram üzerine olsaydı, bu detayı atlamaz sorulandırırdım. Bunları dedim.

Bunları dedim de kendimi bağışlamıyorum. Sormuş olmalıyım. Ali (Akgün) Hoca, doktora öğrencisi, benim hikâyeleri okumuş, geçende dedi ki: Metinlerarası diye bir şey bilinmezken siz yapmışsınız. Kulağımda böyle bir küpe varken, durumu sorulandırmayayım, olacak şey değil.

Metne döndüm, başladım okumaya. Şu alıntı beni kurtarır inşallah!

“‘Paytonun F’si’nde yazdıklarım çok dedikodu edildi. Şablona oturmazlar çünkü. Ne sağcı görmek istediğini tam gördü bende ne de CHP solcusu. Bu da düşüncelerarası geçişkenlik mi acaba? Münasebetsiz bir olayın ardından 1973 yılında öğretmenlikten ayrılıp kitapçılığa başladım. Kırk yılı geçti, kırk ikiden gün alıyor esnaflığım. Memleket neler gördü, neler yaşadı ise kitabevim de gördü, yaşadı onları. Memleket Kitabevi adıyla yazdım yaşadıklarımızı. Güzel bir kitap oldu, İletişim’den çıktı. Zaman zaman oradan buradan karıştırıyorum. Ne mi görüyorum? Geçişkenlik bizim 25 metrekarelik dükkânımızda başlamış sanki.”

Diyeceksiniz ki: Metinlerarasılık –peki- geçişkenlik demek mi?

Ama bu sorunun cevabı metinde var.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....