Menü
ÖZLÜ SÖZLER  14 Haziran 2014
14/28 • ÖZLÜ SÖZLER  14 Haziran 2014

ÖZLÜ SÖZLER  14 Haziran 2014

 

Eskiden “darbımesel” denirdi; şimdi “atasözü” diyoruz. Aynı şey mi? Bence değil. Atasözleri de –evet- uyaran, ders veren genellemelerdir. Bu kadarıyla darbımesel’e benzerler. Ancak, darbımesel “temsilli söz”dür. Öğüt, bir örnek üzerinden verilir yani. Başka? Darbımeseller kişisel de olabilir, Mevlana’nın eseri baştan başa darbımesel’dir mesela. Ama atasözleri anonimdir. Ortak mal. Altı, imzasız. Ayrıca, atasözlerinin örneğe dayanması da şart değil. Ara özet: Her anonim darbımesel, atasözü’dür; ama her atasözü darbımesel değildir.

Peki, darbımesellerin kişisel olanlarına “özdeyiş” diyebilir miyiz? Deyin, demem. Derseniz ceza kesen olmaz. Tamam, kişisellikte ortaktırlar, sonracığıma vecizdirler: yani kısa, kestirme, sıkı, sımsıkı; da özdeyiş’te de örnek mecburiyeti yoktur. Nasıl ki atasözü’nde de yoktur. Bunu biliyorsanız karıştırmayın, mendile mendil deyin, kâğıda kâğıt. Ya da şöyle: Her kişisel darbımesel, özdeyiş’tir; ama her özdeyiş darbımesel değildir.

Atasözü ile özdeyiş harfi harfine anlamdaş öyleyse. Değil. Atasözü anonimdir, dedik. Sonra, gayet vecizdir. Gereksiz tek hece yoktur üstünde. Ve kalıp sözdür. Ne kelimesi değiştirilebilir ne de cümle öğelerinin yerleri. Cumhurbaşkanı da sade insan da öteden beri kullanıldığı gibi kullanmak zorundadır atasözlerini. Özdeyişte bunlar yok. Özdeyiş –bir kere- kişisel. Söyleyeni belli. Sonra kalıpsız. Sahibi bir zaman gelir, sözüyle oynar. Alan da aktarırken ufak tefek değişiklik yapa(bili)r –yasak yok. Tek fark mülkiyetinde. Hâsılı, kamudan yanaysanız benim gibi, bir özdeyiş’i alır kamulaştırabilirsiniz –kıyamet de kopmaz.

Kıyamet de kopmaz dedim ya, kopar. Şöyle ki “anlam bağlamdır” çünkü. Kelime kelimeyle buluşur, cümle düzeyinde bağlam oluşturur. Cümlenin cümleyle buluşması paragraf, paragrafın paragrafla buluşması da metin (hikâye, deneme, makale…) düzeyinde bağlam oldurur. Buluşmalara bakar, cümleye, paragrafa, metne anlam veririz. Ne diyor? Kişiden kişiye ama az, ama çok, ama mutlaka değişir anlam. Neden? Eğimlerimiz, eğitimlerimiz, heyecanlarımız, muhakememiz… farklıdır da ondan. İşte atasözü ile özdeyiş arasında asıl fark buradadır. Atasözleri anonim oldukları için üzerlerinde toplumsal mutabakat vardır. Anlamı kişiden kişiye değişmez. Ama özdeyişlerinki değişir. Acem mübalağası yapayım: Bir özdeyişten bin anlam bile çıkabilir. Özetle: Yorumcuyu zorlar özdeyiş.

Bugünlerde bir de “aforizma” çıktı. Özdeyiş için kullanılıyor. “Vecize” de öyle.  Vecize’ye bir şey diyemem. Darbımesel kullanılırken vecize de kullanılmış vaktiyle; bugün ilki için atasözü’nü uygun görmüş büyüklerimiz, ikincisi için de özdeyiş’i. Ama “aforizma” vecize değil. Ya da vecize’yse nasıl vecize? Ben bir metnin içinden alınmış bütünlüklü parça olarak düşünmüşümdür hep “aforizma”yı. Uzunca alıntı. Böyle alıntılara atasözü’nü de, özdeyiş’i de yetersiz buluyorum demek ki! Aforizma, işte bu açığı giderecek. Oysa biraz araştırınca gördüm ki “ünlü söz” demekmiş aforizma. Hadi canım! diyeceksiniz. Demeyiniz. Özdeyişleriyle ünlü tek bir büyük isim bilir insanlık ki o da La Rochefoucauld’dur, kitabının adı “Maximes”dir. “Özdeyişler”. Ondan iyi mi bileceğiz? Vecize’yi eski, özdeyiş’i cılız mı buluyorsunuz? Batı’nınki şık mı, fiyakalı mı? Bari doğrusunu kullanalım, “aforizma” değil “maksim” diyelim.

Şimdi de örnekler:

Anonim darbımesel (=atasözü): Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

Kişisel darbımesel (=özdeyiş): Sağanak altında gülenle ağlayan pek fark olunmaz. (Cenap Şahabettin)

Atasözü (örneksiz, düz): Dost ile ye iç, alışveriş etme.

Özdeyiş (örneksiz, düz): Çok kimseler insanlar hakkında itibarlarına ya da ikballerine bakarak hüküm verirler. (La Rochefoucauld)

Şu ikisinin de sahipleri belli. İmzalılar. Yukarıdakilerden ikinciyle dördüncüye benziyorlar: özdeyiş’ler, maksim’ler. Fakat aynı zamanda gayet ünlüler: aforizma’lar.

Ne mutlu Türk’üm diyene! (Atatürk)

Üçüncü Dünya Savaşı hangi silahlarla yapılacak bilmiyorum; ama dördüncüsü –kesin- taşla ve sopayla olacak. (Albert Einstein)

Durunuz! Henüz bitmedi, daha diyeceklerim var.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....