Menü
FOTOĞRAFA RESİM DE DENİR  12 Temmuz 2014
Ada'dan • FOTOĞRAFA RESİM DE DENİR  12 Temmuz 2014

FOTOĞRAFA RESİM DE DENİR  12 Temmuz 2014

 

  Bir fotoğrafçıyla çektikleri hakkında konuşurken “resim” demeyeyim, hemen uyarılırım: Resim değil “fotoğraf”. Babam fotoğrafçıydı, benim de ucundan fotoğrafçılığım var ya, artı olarak da ayıplanırım. Geçenlerde bir sergi açılışında da Sami (Caner) uyardı. Yetmedi, Fatih’e (Gürsel) de şikâyet etti.

Fotoğrafçılar kızacak –biliyorum- ama tekrar etmek zorundayım: Fotoğraf’a “resim” de denir. Bu böyledir; hem düz fotoğrafçılıkla haşir neşirliğimden biliyorum böyle olduğunu hem de dil’le yatıp kalkmamdan.

Bakınız, “resim çekmek”, “resim çıkarmak” diye bileşik fiil var; buradaki “resim” neyi anlatır? Fotoğraf’ı.

Ya Bekir Sıtkı Erdoğan’ın “Hancı”sındaki “resim”in anlattığı? “Bende bir resmi var yarısı yırtık / On yıldır evimin kapısı örtük.” Yine fotoğraf.

Ayşe Kulin’in Sait Faik’le ödüllü öykü kitabının adını hatırlayalım bir de: “Foto Sabah Resimleri”. Aynı öbekte hem “foto” yer alıyor hem “resim”. Yanlış mı kullanmış Ayşe Kulin? Uyaralım mı?

Peki, Ömer Seyfettin’in “Bir Taksim İki” adlı öyküsünde geçen şu cümleye ne dersiniz? “[D]uvarlarda bütün hükümet adamlarının gayet büyük kıtada resimleri asılıydı.” Yağlıboya tablolar mıdır asılı olanlar?

Her “resim” tabii ki “fotoğraf” anlamında kullanılmıyor.

Örneğin Halide Edip’in “Mor Salkımlı Ev”inde geçen şu cümlede: “Tohum halindeki resim yapmak yeteneği, bu ailenin ikinci kuşağından olan tanınmış bir ressamda kendini göstermiştir.” Ressam elinden çıkandır burada anlatılan. “Fotoğraf” değil. Nasıl ki “Taşra burjuvazisi ne resimden, ne şiirden, ne heykelden anlar” cümlesinde de “resim” yapılan bir şeydir, tablodur; çekilen değil.

Tablo için –ki ressam gerektirir- “fotoğraf” diyemeyiz. Denmez. Ama fotoğraf için –ki çekilir bir şeydir, makine gerektirir- “resim” denir. Diyoruz.

Neden böyle?

Kelimeler piyasaya çıkar, ama hep aynı anlamda kalmaz, anlam çoğaltırlar. Gelişigüzel mi? Hayır! İnsan, tabiat ve toplum hayatında yeni durumlar çıkar, onları adlandırmak gerekir, insanoğlu kimine yeni ad uydurur, kimine de önce uydurduklarından uygununu veriverir. Kimi kelimeler kullanışlı çıkar, anlam üstüne anlam alırlar. “Temiz”, “temizlemek” kelimeleri böyledir mesela. “Pak, saf” anlamında piyasaya çıkan kelime, bugün yirmiye yakın anlamda kullanılıyor, biri argodur, “poker” anlamında, orada bile anlam çeşitlenlenmekte. Şöyle ki “züğürt” için de, “ölü” için de, “sağlıklı fahişe” için de kullanılıyor bugün argoda “temiz”.

Genelleyemem ama yaşlı kelimelerin kapısı daha sık çalınıyor sanırım. “Resim” kelimesi –Nişanyan’dan öğrendim-  bizde Âşık Paşa’nın Garîb-name’sinde kullanılmış ilkin, 1330 yılında. Kelime Arapçadan. Konuluş anlamında “iz, ayak izi, işaret, simge, damga, mühür” anlamları var. Âşık Paşa “suret” anlamında kullanıyor. Bugün ise on kadar anlamı karşılıyor. “Tören” onlardan biri. “Tarz, üslup” öyle. “Vergi” öyle. “Plan, taslak” öyle. Aman unutmayalım: “Fotoğraf” da öyle.

“Fotoğraf” ise –kaynak yine  Nişanyan- “resim”den hemen beş asır sonra giriyor dilimize. Basiretçi Ali Bey ile, İstanbul Mektupları’nda, 1870’te. Dünyaya gelişi de kırk yıl olmuştur zaten. Konuluş anlamı şu: “Işığa hassas madde üzerine makine ile görüntü düşürme tekniği.” O günden bugüne ancak bir yeni anlam alıyor, o da şu: “Bu yolla elde edilmiş resim.” Başka bir anlamı yok.                   

Fotoğrafçıları anlıyorum, fakat haklı bulmuyorum.

“Fotoğraf” Yunanca “ışık” (foto) ile “graf” (yazı, kayıt) kelimelerinden olma bir bileşik. “Işıkla kaydetme”, “ışıkla yazma” gibi anlamları var. Fotoğrafçılar… Ama hangileri? Artistik çalışanlar. Hüner gösterenler. Onlar bu anlamın hep vurgulanmasını istiyorlar. İsteyebilirler. Kelimenin terim anlamı da vardır çünkü. Kendi aralarında ve Meslek Yüksek Okullarında –ki kelimenin sokaktan çekilmesi, meslekten ağırlık alması gerekir oralarda- sadece “fotoğraf” kullanılmalıdır. Hatta “yumuşak g”siz –“fotograf” diye.

Zannım o ki “fotoğraf”ta ısrar edenler, kendilerine ve sanatlarına güvenmiyorlar. Foto Sabah’ın, Foto Akşam’ın, Foto Ahmet’in çektikleriyle karıştırılmaktan, “sanatkâr” değil de “zanaatkâr” sanılmaktan korkuyorlar. Kurulu dildeki sağlam yerine rağmen “resim” kelimesini görmezden geliyor, onu “fotoğraf”la değiştirmek için mesai harcıyorlar. Beyhude!

Sanat ad’da değil, iş’te çünkü.

Biliyorsunuz, Ara Güler Singer dikiş makinesiyle bile fotoğraf çekebilir. Çekilir mi hiç! Çekiyor. O zaman da “resim” oluyor işte. Onunkiler öyle.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....