Menü
DÖRDÜN KÜLHANBEYİ  28 Temmuz 2014
14/28 • DÖRDÜN KÜLHANBEYİ  28 Temmuz 2014

DÖRDÜN KÜLHANBEYİ  28 Temmuz 2014

 

 

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?

Ortaokul, lise yıllarımızın vazgeçilmez münazara başlıklarından. Birkaç tane daha vereyim: Kalkınma tarımla mı olur, sanayi ile mi? Toplum için gerekli olan ahlak mıdır, hukuk mu? Ailenin temelinde erkek mi vardır, kadın mı?

Sadece bizim değil, öncekilerin de beyinleri böyle kırıntılarla yıkanmış. Yoksa Hüseyin Rahmi, romanının adını “Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?” diye koyar mıydı? O Demirel’ler, Erbakan’lar, Ecevit’ler, sonraki kuşaktan Baykal’lar, Özal’lar hep oralardan geliyor. O mu, bu mu? Bu mu, şu mu? Düşünme! Ben senin için seçtim, sen de seçtiğimden seç! CHP mi, Demirel’in partisi mi? Üçüncü yolun ne kendi var ne aranabilirlik izni! Ben kalkınmanın turizmle olacağını düşünüyorum belki. Yahut kalkınma da ne, kalkınanları gördük, hiç özenilir bir yanı yok, diyorum. Nasıl dersin ulan bunu? Masa kurduk, pingpong oynuyoruz şurada güzel güze! Bozguncu! Komünist dünyanın kalıntısı! Yahut da kalkınmada tarımdan yanayım, tereddütlerim var, onu dillendiriyorum: Tarım ama… Sesleriyle güm! diye iniyorlar tepeden: Ama yok, ama’sız konuş! Ama, ama’lı düşünüyorum. Düşünüyormuş! Ukala! Bu toprağın insanı karşı gelmez. Boyun büker. Günümüz politika esnafı, o gazeteci hokkabazlar, televizyonda envai yarışmalarda gördüğümüz kavgacı jüri üyeleri... Yani âlâyıvâlâcılar, nümayişçiler, tantanacılar, nispetçiler, yani müsamereciler, yani maşa varken el yakmayanlar, yani ki fareyi öldürmeyip öldürtenler nerelerden geldi sanıyorsunuz? Münazara denilen seyirliklerden, diyeceğim, alkış vereceksiniz. Her Allah’ın sabahı okullarda içirilen antlardan, diyeceğim, inanmayan çıkacak, hem çok çıkacak, inanan da, cahilliğimi vuracak yüzüme: Ant kalktı! Ant kalktı! Siz öyle sanın. Kalkan ant levhalarının yerini yenileri aldı. Yeni kodlar.

Bizde ant bitmez. Padişahım çok yaşa! gider, Bir Türk dünyaya bedeldir, gelir; Bir Türk dünyaya bedeldir!                                                       gider, Atatürk’ü sevmek milli bir ibadettir! gelir; Atatürk’ü sevmek milli bir ibadettir! (Celal Bayar) gider, Cumhuriyet fazilettir! gelir; Cumhuriyet fazilettir! gider, Türkiye seninle gurur duyuyor! gelir. Cumhuriyet gelir, ve fakat demokrasi gelmez.

Münazaradan demokrasi çıkmaz. Münazaranın düşünmeyle, düşünceyle hiç mi hiç ilgisi yok. Neye inandığın, neyi düşündüğün dikkate alınmıyor münazarada, tezini inanmıyorsan da savun! diyorlar. Düşünceymiş, bağlanmakmış, geçiniz bir kalem! Sen lafı oturt, yeter! Mosmor olsun kerata! Kündeye getir! Kumpasa al! Çıkmaza sok! Öğrensin dünya kaç bucakmış!

Sözün kısası, münazara denilen şey, söz cambazlığı eğitimidir. Yani yalancılık. Demagoji. Hamaset.

Dostoyevski’nin romanındaki yeraltı adamı Bay X bakınız ne diyor: “İki kere iki dört çekilmez bir şey. İki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. İki kere iki dört ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir.”

Hadi şimdi gurur duyun iki kere iki dört eder’in külhanbeyiyle!

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....