Menü
ÇALIŞTAYDA  12 Nisan 2015
Ada'dan • ÇALIŞTAYDA 12 Nisan 2015

ÇALIŞTAYDA 12 Nisan 2015

 

 

20 Mart’ta Orhangazi Kültür Merkezi’nde tanıtılan “Sakarya ‘Şehir Kimliği’ Çalıştayı” 3 Nisan’da Hanedan Tesisleri’nde gerçekleştirildi. Duyurulduğu saatten biraz geç başlaması dışında her şey programlandığı gibiydi. Falso yoktu. O kadar ki düşünülen yüz elli kadar katılımcı kırk kadar fazlasıyla bulunmuş, gelmeyenler sorun yaratmamıştı.

Masalar, kayıt cihazları, yöneticiler ve yardımcıları ve katılımcılar yerlerimizi aldık. Kural basit: Tanıtım Toplantısı’nda dağıtılan dosya içindeki sorular masadaki on kişi tarafından “beyin fırtınası” yöntemince tartışılacak; konuşulanlar daha sonra “ara rapor” haline sokulacak yönetici tarafından; bunu da masaların analizi demek olan “sonuç raporu” izleyecek.

Görüştüğüm herkes sorulardan memnundu, doğru sorular olduklarını söylüyordu; ama Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na değil sadece, bakanlıkların hiçbirine güvenmiyor, raporların sumen altı yapılacağını düşünüyordu. Ben de böyle düşünüyorum. Ancak masalar da yabana atılmamalı. Sorular tartışılarak cevaplandırıldı orada. Sorular yeni soruları doğurdu. Şehir düşüncemiz tamsa bu aktarıldı, tam değilse tamamlandı. Diyeceğim, soru(n)lar aşikâre konuşulur oldu. Şehir ve kimliği hakkında yeni açılar kazanıldı. Bir şey söylenmesin, söylendiği gibi durmaz, adeta maddeleşip kar küresi gibi büyüyerek yuvarlanır. Bizim masa aşağı yukarı üç saatte bitirdi programı, dağıldık. Şimdi her yerde bunlar konuşuluyor; “masalar yabana atılmamalı” deyişim, bundan işte.

Sorular –Orhangazi’de söylendiği gibi- üç büyük başlık altına toplanmıştı: 1) şehir kimliği, 2) çevre bilinci, 3) mekânsal planlama. Ben önceden çalışmış, soruları enine boyuna düşünmüş, gerekli notlar almış, masaya sadece tartışmayı bırakmıştım. Rahatlığını gördüm.

Yönetici, ilk soruyu sordu: “Şehrinizi kısaca nasıl tanımlarsınız?” Ben bizim şehri şöyle tanımlıyorum: Asya ile Avrupa’yı, kürenin Doğu’su ile Batı’sını buluşturan kadim İpek Yolu üzerinde, fakat transit geçilen herhangi bir yerden farklı, şöyle ki Doğu’dan gelen için çıkış, Batı’dan gelen için giriş kapısı, ya da şöyle: hem “Hoş geldin!” eşiği hem de “Selametle!” basamağı.

İkinci talep şöyle: Şehrinizi aşağıdaki parametreler açısından bir cümle ile değerlendiriniz. Dört parametre vardı aşağıda, onlara cevabım şöyle oldu:

Tarihi: Her yönden hareketli bir coğrafyaya yakınlığı nedeniyle her düşünceye ve her inanca açık olmuş, artı olarak mitolojisiyle ve beşeri ilişkileriyle zengin bir mazi.

Kültürel Birikimi: Demografik yapısı çok dilli, çok etnisiteli, dolayısıyla çok şeyler yaşayıp görmüş geçmişte; bugün ise yaşadıklarından ders çıkarmış olacak gayet geçimli.

Doğal Güzellikleri: Mevsimler sırayla gelip gitmez burada, bunun Acarlar longozu gibi benzersiz güzellikleri var; ancak İstanbul’a, Kocaeli’ne sığamayan sanayinin tehdidi altında.

Konumu: Sadece Doğu-Batı için değil, Güney için de eşik. Üç yol ağzı. Arzın üstünde böyle olduğu gibi altında da böyle: Kuzey Anadolu Fayı burada çöker, güney yolculuğuna buradan başlar.

Ekonomik Gelişmişliği: Tarih içinde farklılıklar gösterir. Osmanlı döneminde ağaç sanayi öndedir, ihracat bile yapılmaktadır, 80 yaşındakiler ile üstündekiler Acem Konsolosluğu’nu hatırlar, şehir merkezinin adı Gümrükönü’dür, ilk banka da bizim Adapazarı’nda kurulur: İslam (Türk) Ticaret Bankası. Cumhuriyet döneminde tarım devam eder, ama yanı sıra çarşı ekonomisi de gelişip öne geçer. Ne ki 80’li yılların küresel ekonomisinde esnaf, zanaatkâr çekilir piyasadan, meslekler tarihe karışır. Ekonomi, aktörlerini yeniler yani. Dahası kişi başına milli gelir de yükselir. İktisat dilinde “gelişme”dir bu. Ama kaybedenlerin sırtına basıla basıla gelinmiştir, bu acımazlığı hiçbir vicdan unutmaz. 

İlk bölümün son sorusu da şu: “Şehrinize ait başlıca ‘simgeler’ nelerdir?” Üç simgem vardı, şu sırayla verdim: 1) Orhan Camii, 2) Islama köfte, 3) Çarksuyu.

Sakarya Nehri’ni, Sakarya Köprüsü’nü, Beşköprü’yü, Acarlar Longozu’nu söyleyenler oldu. Kendi üç simgem doğruydu, ne kendilerinden ne de sıralarından vazgeçmeyi düşündüm; bizden açıklama da istenseydi keşke: Neden bu simgeler de başkaları değil? Hem neden bu sırayla?

Konuşuruz.

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....