Menü
ÇALIŞTAYDA III  12 Mayıs 2015
Ada'dan • ÇALIŞTAYDA III 12 Mayıs 2015

ÇALIŞTAYDA III 12 Mayıs 2015

 

 

Altıncı soru “Şehrinizin güçlü-zayıf yönleri ile fırsatlar-tehditler (GZFT) analizini yapar mısınız?” idi, “güçlü-zayıf” yönlerimizle ilgili düşüncelerimi söylemiştim; şimdi “fırsatlar-tehditler” ile devam ediyoruz. Yine üçer tane:

Fırsatlar

1. Şehirlerin gelişmişliğini fiziki nesnelliğe indirgemeyen, gelişim için nesnellikle iç içe girmiş kültürel muhtevayı şart koşan bir yerel yönetimin iş başında olması.

2. Küreselleşme ile giderek artan dışa açılmanın ilişki kurmakta zorlananlara cesaret verir olması.

3. Kozmopolitliğin günümüz dünyasında negatif değil pozitif anlam alması.

Tehditler

1. Deprem

2. Geçimini şehirden kazananların yerini şehirden geçinmek isteyenler aldıkça, yani şehir sakinlerden sahiplere geçtikçe kadim şehir sosyolojisinin kaybı ya da şöyle: şehrin kentleşmesi.  

3. Siyasi hesapların çokluğu ve sık değişirliği nedeniyle Ortadoğu’da adeta süreklilik kazanan ertesi gün endişesi ve uzakta sanılan şehrimizin de bundan duyduğu tedirginlik, ürkeklik.

Şimdi yedinci soru: “Tespit ettiğiniz zayıf yönler ve tehditler için çözüm önerileriniz nelerdir?”

Şehrimizin sorunları zayıf yanları ve tehditleriyle sınırlı değil ki. Pek çok. Yukarıda “çevre sorunları”nın çözümü için söylediklerimi tekrar edeceğim:  Sorunlar birbirleriyle iç içe. Biri sorunlu iken diğerleri ak pak olmaz. Romanla futbol arasında bile birleşik kaplardaki gibi bir ilişki varsa ne ile ne arasında olmaz başka? Öyleyse sorunlar bir bir değil, topluca ele alınır –alınmalı; ortak çözüm aranıp bulunur –aranıp bulunmalı. Çözüm sahiden isteniyorsa eğer.

Sekizinci soru şöyle: Şehrinizin geleceğiyle ilgili ‘hayalleriniz’ nelerdir? Kısa, orta ve uzun vadede nerede ve nasıl görmek istersiniz?”

Kısa vadede: Dükkân önlerinin, pasaj girişlerinin, Katlı Pazar iç yollarının esnaf tarafından istismar edilmeden kullanılmasını, ilgili birimlerce kontrolünü,

Orta vadede: Gitmekte olanın bıraktığı hatıralara sahip çıkılmasını, şehir hafızasının korunmasını,

Uzun vadede:  Şehrin kültür sanat şehri olmasını, ta Sangarios’tan Bebriklere, Bitinlere, Roma ve Bizans’a ve Osmanlıyla bugüne uzanan çok renkli geçmişinin sanatın her dalını beslemesini hayal ediyorum.

Geldik son soruya: Yukarıda bir cümleyle ifade edemediğiniz veya sorulmadığını düşündüğünüz ilave görüş ve önerileriniz nelerdir?”

Şehrin adı ta Çalıştay Tanıtım Toplantısı’ndan beri yanlış biliniyor, yanlış söyleniyor. Şöyle ki     Türkiye’de adını merkez ilçesinden almayan birkaç il vardır, biri de Sakarya’dır. 2000 yılına kadar sorun yaratmıyordu bu. Sorunu yerel yönetimin “Büyükşehir” statüsüne Sakarya adıyla geçirilmesi başlattı. “Sakarya” adında bir yer yok ilde. Yani Sakarya şehir değil. Sakarya ilin ve yerel yönetim alanının adı. Şehir, Adapazarı’dır. Şehirler büyür, gelişir, uzaklarla hiç boşluksuz buluşur, oraları şehre katar. Katılan yerlerde belediye ve ilçe yönetimleri kurulabilir, ama şehir içinde şehir olmaz. Şehirlerin kuruluşu da ad alışları da sakinleriyle olur. Önerim şu: İl ve büyükşehir yönetimlerine yasayla verilen “Sakarya” adının şehrin adıyla yine yasayla değiştirilmesi. Bunun bir faydası daha olacak: Sakarya Meydan Muharebesinin bizim ilin topraklarında geçtiği, “Sakarya” adının da bu muharebeden geldiği sanılıyor. Hiç alakası yok. Muharebe Eskişehir ve Polatlı’da olur. Tarih, 23 Ağustos-13 Eylül 1921.  O tarihte Adapazarı işgal altında değil. İşgalciler 26 Mart’ta girer, 21 Haziran’da gider; yuvarlak hesap doksan gün kalırlar Ada’da. 23 Ağustos’a, Meydan Muharebesi’ne yani, daha altmış iki gün vardır.   

Eğer isterseniz kimi soruları yeniden düşünür, kimi cevapları da genişletebiliriz birlikte. Ben buradayım efendim!

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....