Menü
HİKÂYE 2019, Heceöykü, Sayı:97, Şubat-Mart 2020
Hece Yazıları • HİKÂYE 2019, Heceöykü, Sayı:97, Şubat-Mart 2020

HİKÂYE 2019, Heceöykü, Sayı:97, Şubat-Mart 2020

 

 

Hayat, zamana bağımlı değil. Örneğin Samanpazarı’nda hayat 1920 yılının 22 Nisan’ından 23 Nisan’ına değişmemiştir. Kendince akar hayat. Bu yüzden 2019 yılı için çok özel bir şey söyleyemem; 2018’e göre değişen ne olmuştur, söylenebilir mi? Ama her zaman olduğu gibi şimdi de hikâyemizin yakın geçmişi üstüne söyleyeceklerim var elbette.

Heceöykü, Şubat-Mart 2004’te çıkmaya başlar. İlk sayısı Kasım-Aralık 1995’te çıkan Adamöykü o tarihte 50’nci sayıya ulaşmıştır, ne ki Mayıs-Haziran 2005’te 58’inci sayısıyla da yayımına son verir.

Aralık 2006-Ocak 2007’de Heceöykü 24’üncü sayıya ulaşır; ilginçtir aynı tarihte Notosöykü  de sürecin üçüncü öykü dergisi olarak yola çıkar, Adamöykü’nün halefi gibidir, bugün de 79’uncu sayısıyla ber-hayattır.

1995-2020 arasında ve öncesinde çıkmış kapanmış başka öykü dergileri de var, bugün çıkmakta olanlar da –haklarını yemeyeyim- ama Türkçe öykü şu son 25 yıl içinde bu üç dergide yeniden doğar. Peki, Semih Gümüş bu üç dergiden ikisinin, Hüseyin Su ile Rasim Özdenören de, bugün 97’nci sayısına gelmiş olan Heceöykü’ye, biri 66 sayı, diğeri de, bugün itibarıyla 31 sayı genel yayın yönetmeni olarak hatırlanmamalı mı?

Ve Necip Tosun: Sadece öykü yazarı değil, yanı sıra öykü kuramı ve günümüz öyküsü/öykücüleri üzerine aşılmaz bir çalışkanlıkla eğilmiş bir eleştirmen, peş peşe çıkardığı öğretici kitaplarıyla da gençlere rehberlik eden bir isim.

Teşekkür borçluyuz.

 

Genelde düşüncem bu, detaylandırdığımda da şöyle:

1) Dergiler açısından çok kesin konuşamam. Nihayet beş altıdır izleyebildiğim dergi sayısı. Öykü dergileri, seçtikleri ürünler hem de öykü üzerine yazı, eleştiri ve incelemeler bakımından sanırım hayli başarılılar. Gerçi zayıf ürünlere rastlanmıyor değil; ama yenilere yer açmak, imkân tanımak zorunda oldukları hatırlanırsa mazur görülebilirler.      

2) Hikâye –evet- yeniden doğmakta: Yazarları artıyor hikâyenin. Öyle ki Heceöykü de, Notosöykü de yetmiyor gençlere, üç beş sayı süreceğini bilseler de yeni yeni dergiler çıkararak kendilerini gösteriyorlar. Genel edebiyat ortamımızda grafiği yükselen başka bir tür var mı? Yok! Hikâye gençlerin elinde artık. Üçüncü bin yılın başlarında Temel Karataş’la fark ettim bunu; Yol Ağrısı ile 2003 yılı Yaşar Nabi Nayır Gençlik Öykü Ödülü’nü aldı, sonraki kitaplarıyla da: Ufka Bakan Gemiler (2008), Poyraz’ın İşçileri (2013),  Ağrı Eşiği (2016)  yetkinliği iyice görüldü. Hikâyenin düştüğü yerden nasıl kalkacağının işaretleri var Temel Karataş’ta. Yaşıtım bir başka yazar da bir başka genç yazarın adını verebilir. Bir şey değişmez. Hikâye gençlerin elinde doğmakta. Galiba daha çok da genç hanımların.

3) 46 yıl kitapçılık yapmış biri olarak önce şunu söylemeliyim: Hikâye yazarlarının, hikâye dergilerinin artmasına karşın, hikâye kitaplarının kitabevlerinde satışı yok gibidir; belli noktalarda, etkinlik ve fuar ortamlarında yapılmaktadır. Hikâyenin alıcısı da yine bir hikâyecidir. Diyeceğim, toplum nezdinde hikâye yoktur.

Genç hikâyenin eksikleri yok değil. Örneğin, yazarlarının kudema’dan bir şeyler okumadıklarını düşünüyorum. Oysa geçmiş bilinmeden geleceğe çıkılmaz. Sonra, dil dikkatleri zayıf. En önemlisi de siyasaya dayalı tercihlerde bulunuyorlar. Yazarın ideolojik duruşu olabilir, hatta dergilerin de. Olmalıdır da. Ama bir yazar,  duruşuna uymayan bir dergide görünmekten kaçınmalı mı? Yine bir dergi, duruşuna uymayan bir yazarı hepten yok saymalı mı? Yazar, ideolojsini edebi dile yedirmek, dergi de ürüne edebiyat dilinden bakmak zorunda. Beni yalanlayacak örnek bulunabilir; ama laikçi –laik değil- yazar ve dergilerde bunu çok sık görüyorum.

 

Necati Mert

Türk yazar, eleştirmen İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara Meslek Yüksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü'nü bitirdi....